En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
suadiyekartali
Takipçi
357 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
12 Haziran 2011 tarihinde eklendi
Film genel itibariyle güzeldi ancak bana göre tek eksik tarafı bazı sahneleri izleyiciye sıkıcı gelebiliyor.Yani zaman zaman sıkıcı olması filmdeki sadelikten kaynaklanıyor da diyebiliriz.Yapım tarihine göre de yorumlarsak : gerek oyunculuk ve gerekse de anafikir şahane idi ... 10/8.4
Her şeyden önce yalnızlık üzerine işlenmiş bir film, 'Taxi Driver’. Yönetmenlik açısından incelersek, Scorsese’nin etkileyici sinemasallığıyla karşılaşıyoruz. Oyunculuğundan yaklaşırsak, Oscar benim dercesine oynuyor ama ne yazık ki ödülü alamıyor. Filmin başarısını uzun uzun bahsetmeye gerek bile duymuyorum, Scorsese'nin sinemaya armağan ettiği gerçek bir başyapıt.
Zamaninin en cesur filmlerinden biri olan 'taxi driver', bircok unutulmaz planla dolu, tum oyuncu kadrosunun sular seller gibi oynadigi, Scorsese'nin 'raging bull' ve 'goodfellas'tan sonraki en iyi filmi... (9/10)
scorsese ye bu film le nasıl oscar vermediler anlamadım gitti ama olsun harika bir film.Birde süper oyunculuğuyla de niro klasını konuşturunca tam bir şaheser olmuş
filmin konusu çok güzel,robert de nironun oyunculuğu iyi ama filmde başka hiçbirşey yok,bu film bence bir başyapıt olamaz,benim için sıradan bir film diyebilirim puanım;3
1976 yapımı, Martin Scorsese ve Robert De Niro ortaklığından çıkan yine muhteşem bir yapıt. Belkide bu ikilinin en çarpıcı filmidir 'Taxi Driver'. Günümüzde de önemini kaybetmeyen ender yapıtlardandır. Robert de Niro’nun muteşem oyunculuğuyla kısacası bir başyapıt çıkmıştır ortaya. Kara-film türünün çok güzel bir örneğidir. Vietnam gazisi, hayattan fazla bir beklentisi kalmamış yapayalnız bir adamın, sokaklardaki pislikleri bir anlamda temizleme çabasını Scorsese; Robert de Niro’nun unutulmaz performansıyla müthiş bir şekilde aktarmıştır seyirciye. Her sinemaseverin izlemesi gereken ve arşivinde bulunması gereken bir yapıt.
Arşivlik kıymeti bilinmesi gereken bir film ama yorumları da abartmamak gerek. Özellikle filmin son sahneleri Cüneyt Arkının eski filmlerini fazlasıyla hatırlatıyor, hatta onları izlemiş gibi oluyorsunuz. 10/7
İnsanın yanlız kalmasının, dışlanmasının nelere yol açabileceğini gösteren mükemmel bir görsel şölen Taxi Driver. Bir kez daha bir kez daha seyredilir...
Film de farklı, ilginç bir atmosfer vardı...İzlediğim diğer filmlere benzemiyordu...Film biraz hayal kırıklığına sürükledi beni daha çok şeyler beklerdim ama şunu da belirteyim Robert De Niro yu sevmeye başladım iyi bir performans sergilemiş, tek kişilik gösteri yapmış adeta filmi alıp götürmüş...
Film beğenisini yakından takip ettiğim bir arkadaşım bu filmi inanılmaz methetti.. Seyredeyim diye geçen hafta filmin dvdsini ödünç verdi.. Tam bir hayalkırıklığı oldu benim için.. Keşke seyredip onun beğenisine duyduğum hayranlığı resetlemeseydim.. Film için yapabileceğim en iyimser yorum filmin nötr olduğu..
Hırpalanmış ve yıkılmaya yüz tutmuş bir psikolojiye sahip insanı beyaz perdeye aktaran en iyi filmlerden biri bence. Ana karakterin ruhsal ve fiziksel serüveninin bütün çıplaklığıyla aktarılması, bunu yaparken de beraberinde sosyo-ekonomik eleştiriler getirilmesi filmi başarılı kılan unsurlar bana göre. Bu filmin verdiği ilhamla çekilmiş onlarca eser izlesek de aynı tadı yakalamak çok güç oluyor. Çünkü hem yazınsal hem de sinematografik açıdan incelikle işlenmiş bu film ele aldığı döneme dair cesur anlatılara sahip. Berbat bir dönemin yarattığı bozulmakta olan bir insanı anlattığının bilincinde olan bir filmi meydana getirmek çoğu yönetmenin cesaret edemediği bir şey. Bu film Amerikan toplumunun yetmişli yıllarda yaşadığı buhran dönemini çarpıcı yönleriyle aktardığı için güçlü bir eser. Ayrıca filmin atmosferi anlatılan hikayeyle örtüştüğünden kolayca içselleştirip bağ kuruyorsunuz. Scorsese ile De Niro’nun uyumlu çalışmasından ötürü çok kaliteli bir durum filmi ortaya çıkmış bence. Oyunculuk yükünü sırtlayan De Niro karakterin ruh halini yansıtmak konusunda şanına yaraşır bir performans göstermiş. Scorsese ise kamera açılarının ufak nüanslarına dahi dikkat ettiğinden abidevi bir iş çıkarmış. Sadeliğe ve gerçekçiliğe verilen önemi filmin her sahnesinde görebiliyoruz. Süslenip seyirciye hoş görünme kaygısından uzak olan sahne tasarımlarını çok beğendim. Her açıdan kuvvetli ve akılda kalıcı bir film.
Travis karakterinin uyku problemleri çeken, ilaç tedavisi gören ve oyalanmak için taksicilik yapmak isteyen bir insan olması filmin başlangıcı açısından kıymetli. İş görüşmesindeki birkaç kelime ile karakterini özetlediğini görüyoruz. Bazı psikolojik sorunları bünyesinde barındıran Travis için vakit öldürmekten daha büyük bir amaç yok. Bu açıdan içi boşaltılmış, heves ve hırs gibi kavramlardan uzak bir tip olduğunu düşünebiliriz. Bu genel insani değerlerden yoksunluk onu dış etkilere karşı duyarlı hale getiriyor. Film boyunca gerçekleşen her olayın bir etki-tepkiye yol açtığını görüyor, bunun farkına varınca izlenen hiçbir sahnenin boşa olmadığı sonucuna varıyoruz. Travis’in toplumun ve hayatın olağan akışının dışında bir karakter olduğunu onun sessizliğinden çıkarabiliyoruz. Diğer karakterler onu aksiyona sevk etse de bunun sonuca ulaşmadığını görüyoruz ilk başlarda. Bu durumu bozan kişi ise Betsy karakteri oluyor. Betsy bir bakıma Travis’in içindeki bağlanma, topluma entegre olma, normalleşme arzusunun fitilini ateşleyen kişi. İlerleyen sahnelerde değinilen ‘yalnızlık’ olgusunun yıkılmasına yarayacak bir karakter olabilirdi. Fakat Travis’în sosyal yeteneklerinin zayıflığı bunun önüne geçiyor. Kadını alıp porno filmlerinin gösterildiği sinemaya götürmesi, ısrarcı tavırları, fikirlerini doğrulama ihtiyacı gütmeden dan diye söylemesi Betsy’i soğutuyor. Bu farklı bir şekilde Travis’in kabuğundan çıkmasına neden oluyor.
Tam bu sıralarda Scorsese’nin canlandırdığı karısını vurmak üzere olan karakterin sözleri Travis için uyanışı simgeliyor. Onun bahsettiği 44’lük Magnum’u satın almak istemesi de Travis’in nasıl dış etkiye duyarlı bir ruha sahip olduğunu gösteriyor. Bir amaç uğruna yol kat etmeye başlayan Travis sosyal kimliğini geliştirmeye çabalıyor. Bu noktada filmde geçen “ne iş yaparsan o olursun.” repliği kıymetli. Çünkü kirli sokaklarda taksicilik yapan, her türden insan ile muhatap olan ve bundan son derece rahatsız olan Travis kendini kurtarıcı postuna bürüyor. “Bir gün yağmur yağacak ve bütün pislikleri temizleyecek.” diyen Travis yağmur olmaya çalışıyor. Bu bir bakıma kendini aklama ve yaşadığı pasif hayatın kefareti olarak düşünülebilir. Silah satın almasının ardından gerçekleşen fiziksel gelişim süreci onu farklı bir noktaya sürüklüyor. Kendine çizdiği ‘gizli servis’ portresinin ardından Betsy’e olan takıntısını bir kenara bırakıp Iris üzerinden bir hatayı telafi etme sürecine giriyor. Artık vakit öldürmekten daha büyük amaçları olan Travis, Iris ile olan hikayesi sırasında eskiye nazaran daha aktif bir görünüm çiziyor. Onun film sona erene kadarki gelişimi ve değişimi bir etki-tepki mekanizmasının karar verme hakkını elde etmesiyle ilişkilendirebiliriz. Zaten finalde Travis’in seyirciye sunulma şekli bir saygınlık belirtiyor. Tüm bu süreci göz önünde bulundurunca Taxi Driver izlenmesi gereken enfes bir film oluyor bana göre.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.