Dangerous Game: The Legacy Murders
Ortalama puan
3,0
1 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.505 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
9 Ekim 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...

Brian Buccellato'nun kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da...

Düşük bütçeli filmler çekmekteki maharetiyle tanıdığımız Sean McNamara'nın oturmak da olduğu "Dangerous Game: The Legacy Murders"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

Korkunun, "Slasher" alt kategorisinde kurgulanılmış...

Gizemini sonuna kadar koruyan, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

İki ana organizatör dışında, aslında hiçbiri farkında olmasa da...

Vakit ilerledikçe...

En başından itibaren, bile isteye kurgulanarak, kapalı tek bir mekanda kapana sıkıştırılmış vaziyetteki talihsiz karakterler açısından...

Büsbütün ölümcül bir kedi fare kovalamacasına dönüşen bu filme...

Biraz daha yakından bakalım...

***

Bir zamanların efsanevi eczacılık sektörü duayenlerinden...

Seksenli yaşlarındaki Ellison Betts (Jon Voight)...

Artık, yılların sadık ve emektar yardımcısı Burnham (Bradley Stryker) ile beraber yaşayan...

Ziyadesiyle yaşlı ve tekerlekli sandalyeye bağımlı bir adamdır...

***

Ve...

Doğum günü için de...

Bir adanın ortasındaki malikanesinde, iki oğlu ve onların yakınlarından oluşan ailesini ağırlayacağı bir parti düzenlemiştir...

***

Bu bağlamda da...

Oğullarından Alec (Will Sasso) yanında eşi Marie (Laura Mennell) ve çocukları Livie (Megan Charpentier) ile Cameron'ı da (Dylan Playfair) yanında getirirken...

Cameron'a, kız arkadaşı Tara'da (Kaya Coleman) eşlik etmektedir...

***

Diğer yandan...

10 yıl önce...

Babası Ellison'ı, apansızın ekarte ederek batmak da olan aile şirketinin başına CEO olarak geçen...

Öteki oğlu Kyle (Jonathan Rhys-Meyer) ise nişanlısı Joy (Skyler Shaye) ile bu nazik davete icabet eder...

***

Ki...

Bu vesileyle de...

Uzunca bir süredir birbirlerini görmeyen bu insanlar...

Yeniden bir araya gelmiş olurlarken...

***

Ardından da sıra...

Akşam yemeği faslı ile hediye paketlerinin açılması hususuna da varır...

***

Ve böylelikle de...

Kimden geldiği anlaşılamayan bir paketin içinden...


"Tehlikeli oyuna hoş geldiniz... Dedektif olacağınız sürükleyici bir cinayet muamması... İpuçlarını izleyin ve esrarı çözmek için fiziksel kanıtlar bulun... Katili bul ve oyunu kazan..."


Yazılı bir bilgilendirme notunun yanı sıra...

Otopsi raporları, tanık ifadeleri ve suç mahalli fotoğraflarını da ihtiva etmesine ilaveten...

Filme adını da veren, enteresan bir dedektiflik oyunu da, ortalığa çıkmış olur...

***

İlk başta Kyle...

Bu oyuna katılmak yerine...

Bir an önce adayı terk etmeye hazırlansa da...

Kız kardeşinin düğününe katılmak gayesiyle yola çıkmak arzusundaki Joy dışında kalan hemen herkes...

Kendini, bu oyunun...

Tam da ortasında bulur...

***

Derken...

Çok geçmez ve gecenin bir yarısı öten alarm sirenleriyle birlik de..

Malikanenin pencerelerindeki kasırga kepenkleri aşağıya inerken...

Tüm çıkış kapıları da kilitlenir...

***

Yani artık herkes...

Bir hapishaneye dönüşen, söz konusu bu malikanenin içinde...

Adeta tutuklu kalmış...

***

Üstelik birde...

Masanın üzerinde...

Kendilerini hazır bekleyen oyun tarafından...


"Uyan ve beni oyna...

Katil serbest... Onu eve göndermek amacıyla bulmacaları çözün... Fakat yine de bilin ki... Sonunda oyunu sadece, hayata tutunabilen bir kişi kazanacak..."


Şeklinde uyarılmışlar...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalamışızdır...

Dakika 36...

***

Sıkışıp kalınan malikanenin içindekilerden birinin...

İşin en başından beri, bu oyunu planlayan katilin bizzat kendisi...

Bir diğerinin de, onun yardımcısı görevini üstleneceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; kanın su gibi akacağı, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler