En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.372 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
1 Şubat 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da, Tesh Guttikonda ile beraber kaleme almasına ilaveten Rob Grant'in yanında...
Bizzat post-prodüksiyonu da üstlenen Kurtis David Harder'ın yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Influencer"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...
Korkunun, "Psikolojik (Psychological)" ve "Slasher" alt kategorilerindeki...
Gizemini uzunca bir süre koruyan...
Bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Gerek özgün nitelikteki senaryosu ve gerekse de sağlam oyuncu performanslarının da desteğiyle...
Ustalıkla kurgulanıldığı her halinden belli olan bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Amerikalı bir sosyal medya "etkileyicisi (influencer)" olan ve gerçekte...
Zamanının büyükçe bir kısmını...
Henüz piyasaya dahi sürülmemiş durumdaki bir kremin reklamını yapmak amacıyla konakladığı otelin havuzunun başında oturup yiyip içmek...
Ve kendisiyle beraber gelemeyen erkek arkadaşı Ryan'i (Rory J Saper) düşünerek geçiren Madison'ın (Emily Tennant)...
"Seyahat etmek tamamen yeni deneyimler yaşamakla ilgili... Sınırlarını zorlamakla alakalı...
Bu yılki hedefim kesinlikle, daha fazla seyahat etmek olacak...
Dünyaya açılıp deneyimlemezsen, kendini kısıtlamış olursun...
Hani eski bir söz vardır...
'Dünya bir kitap gibidir, eğer seyahat etmezsen tek bir sayfasını okumuş olursun... Neden kendini sınırlayasın?' biçiminde...
İşte bu...
Ne kadar az şey gördüğümün farkına varmamı sağladı...
Tayland'ın çok zengin bir tarihi var... Burada kendimi, çok huzurlu hissediyorum...
Asya'yı, usulüne uygun bir şekilde konfor alanımın dışına çıkarak keşfetmeyi ve her yönüyle deneyimlemeyi çok seviyorum...
Evrenin size sunduklarına karşı durmayınca yaşayacağınız o maceralar, nefes kesici oluyor... Tayland'ı gerçekten özümsüyorum...
Bir anı korkusuzca yaşarsanız...
Gereken tek şeyin, o cesaret olduğunu görüyorsunuz...
Neyle karşılaşacağınızı bilmemenin getirdiği bir özgürlük duygusu var...
Burada, anı yaşayan harika insanlar mevcut...
Dünyanın her tarafında arkadaşlıklar kuran, olaylara farklı bakan insanlar...
Amerika ile kıyaslayınca her şey çok farklı...
Ve ben, her yönü ile keşfetmekten büyük haz aldım...
Birkaç gün daha buradayım ve keşfetmeye devam edeceğim...
Seviyorum sizi!"
Şeklindeki...
Takipçilerine yönelik yaptığı çevrimiçi yayınla başlarken...
***
Böylelikle bizler de...
Aynı günün akşamı...
Oturduğu otelin barında...
Diğer konuklardan CW (Cassandra Naud) tarafından...
Yürüyüşe çıkma bahanesiyle...
Kendisine askıntı olan İngiliz turist Rupert'ın (Paul Spurrier) elinden kurtarılan...
Madison'ı yakından tanımış oluruz...
***
Ki...
Oteldeki odasına...
Kimliği bilinmeyen birisince...
Gizlice girilerek...
Dolaplarındaki kıyafetleri yerlere atılıp dağıtılırken...
Pasaportu ile bir miktar parası da çalınan...
***
Bu sebeple de...
Yeni pasaportu çıkartılıncaya kadar...
Tayland'daki tatilini uzatmak mecburiyetinde kalan Madison'ın hayatına...
Ertesi günden itibaren...
Söz konusu bu CW girecek...
***
Ve aynen öncesinde...
Öteki kızlara da yaptığı gibi...
Kendi kullandığı küçük bir tekne ile Madison'ı da güle oynaya...
Cep telefonu sinyallerinin de bulunmadığı ıssız bir adaya götürerek...
Bir başına bırakıp...
Ölüme terk edecek...
***
Böyle olunca da...
Madison'ın takipçilerine seslendiği sosyal medya hesabını...
Teknolojinin sağladığı olanaklar sayesinde...
Şehre geri dönerek...
Onun kılığına giren CW kullanmaya başlayacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de anlatımımızı...
Tam da burada noktalarız...
Dakika 27
***
CW'nin ölüm saçan vukuatlarını sürdürmeye devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürpriz bir finali de bünyesinde barındıran, 65 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.