Senaryosunu da...
(Başrol karakteri Nanning Hagener'in, finaldeki yaşlılığını da canlandıran) Hark Bohm (1939-2025) ile birlik de kaleme alan Türk asıllı Alman sinemacı Fatih Akın'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Amrum"; küçük bir oğlan çocuğunun, sıkışıp kaldığı geçmişteki anılarından geriye kalanların, günümüze aktarıldığı...
Ziyadesiyle travmatik nitelikteki bir savaş draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
15 Mayıs 2025 tarihindeki dünya prömiyeri...
Cannes Film Festivali'nde yapılan bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
- 1945 -
II. Dünya Savaşı'nın son haftalarında, Almanya'nın Kuzey Denizi kıyısındaki Amrum adasında yer alan küçük bir köyde...
Ailenin, on iki yaşındaki en büyük çocuğu Nanning Hagener (Jasper Billerbeck)...
En yakın arkadaşı Hermann (Kian Köppke) ile beraber, dördüncü çocuğuna hamile durumdaki annesi Hille Haganer'in (Laura Tonke) ailesini doyurmasına yardımcı olmak amacıyla Tessa (Diane Kruger) ve Inge Bendixen'in (Rita Feldmeier) patates tarlalarında çalışıp...
Sağda solda bulabildiği yakacak odun ve tahta parçacıklarını da toplayarak...
İki küçük kardeşi (Tjard Nissen, Jola Richter) ve teyzesi Ena (Lisa Hagmeister) ile yaşamlarını sürdürdükleri eve götürmek de...
***
Ve...
Adanın, at arabası nakliyecisi Boy Kröger'de (Siemen Rühaak)...
Silezya ve Doğu Prusya'daki savaştan kaçıp gelen Alman asıllı yeni mülteci kafilelerini...
Amrum'un içlerine taşımak da olduğu bir ortamda...
***
Bizlerde bu arada...
Savaşın iyice kızıştığı günlerde Hamburg'tan kaçıp Amrum'a yerleşen Hagener ailesinin babası Wilhelm Hagener'in (Steffen Wink), bir SS-Obersturmbannführer (yarbay) olarak cephede savaşırken...
Annesi Hille'nin de, iflah olmaz bir Nazi sempatizanı olduğunu öğreniyoruz...
***
Ki...
Bu nedenle de Hille...
Oğlundan edindiği izlenime göre...
Nazilerin kaybetmek de olduğu savaşın sonuna yaklaşıldığını söyleyen, veli nimetleri Tessa'yı...
Adadaki Nazi sorumlu komiseri Dr. Schneider'e (Bernd Moss) ihbar edip...
Uyarılmasını sağlarken...
***
Böylelikle Nanning'de...
İspiyoncu olduğu gerekçesiyle...
Kendisini kovan Tessa'nın yanındaki işini kaybederken...
***
Berlin'e giren Sovyet birliklerine teslim olmak istemediği için mecburen intihar eden Hitler'in yaşamını yitirdiği haberi de duyulmak da...
Çok da gecikmez...
***
Ama...
Hikaye bağlamındaki asıl önemli husus ise...
Nanning'in aynı gün doğum yapan ve Hitler'in ölümü sebebiyle yemekten içmekten kesilen annesinin...
Ülke geneliyle Amrum'daki etkisini, gittikçe artan bir hızla ortaya koyan gıda kıtlığına rağmen...
Aniden ortaya çıkan, üzerine tereyağı ve bal sürülmüş beyaz ekmek özleminin...
Filme damgasını vurmaya başlamasıdır...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 28...
***
Görüntü yönetmeni Karl Walter Lindenlaub'un, yağlıboya tablo nefasetindeki, özenle seçilmiş görüntülerinin eşliğinde izlemeye devam edeceğimiz Nanning'in...
Baş da tereyağı, bal ve saf buğdaydan üretilmiş beyaz ekmek olmak üzere...
Artık hangi yolla olursa olsun, ailesini doyuracak gıdaların tamamının peşine düşeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı...
***
Kaybedilen bir savaş ve ardından gelen sürprizlerle dolu...
Sarsıcı tarzdaki ideolojik bir yıkımın sonuçlarının da gözler önüne serildiği, 65 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,