Biaz: Kara İyenin Laneti
Ortalama puan
2,8
5 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.370 değerlendirmeler Takip Et!

1,0
15 Mayıs 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Ayşe Günsel ve Süleyman karakterini de canlandıran Hakan Hüseyin Gül ile birlikte kaleme alan Ertuğ Altındağ ve Volkan Özgümüş'ün yönetmen koltuğunda oturmakta oldukları "Biaz: Kara İyenin Laneti" için de...


"Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

Korkunun, "Paranormal" alt kategorisindeki...

Gizemini uzunca bir süre koruyan...

Bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza..."


Diyebilmeyi...

Gerçekten de çok isterdik...

***

Tabii eğer...

Sürekli olarak bahane mahiyetinde öne sürülen...

Sadece maddi güç değil de...

Gerekli sinema donanım ve vizyonuna haiz olmayan son derece amatör sinema heveslilerinin...

Sırf meraktan da olsa...

Kesinlikle, ciddi anlamda titizlik gerektiren "korku" ve "komedi" kategorilerinde iş tutmamaları gerektiğini...

Altındağ ile Özgümüş'te biliyor...

Ve dolayısıyla da...

Öyle davranıyor olsalardı...

***

Yine de gelin isterseniz...

Oyuncu kadrosundan...

Bir korku filminde yaratılması gereken tedirgin edici atmosfere kadar...

Neredeyse hemen her şeyin...

Fiyaskoyla neticelendiği bu filme biraz daha yakından bakalım...

***

İstanbul'daki bir üniversitede Diş Hekimliği Fakültesinde okuyan İlayda (Tutku Ulus), Batuhan (İbrahim Yiğit Çınar), Cenk (Kutay Kalabalık) ve Ayça'dan (Ceren Güzin Sönmez) oluşan dört yakın arkadaş...

Final sınavlarını da tamamlar tamamlamaz...

Stres atmak amacıyla saat 18:30 sularında...

İlayda'nın evinde buluşma kararı alır...

***

Ve aynı günün akşamı...

Buluşur buluşmaz da...

Bildikleri her oyunu oynayıp...

Cenk'in indirdiği korku filmini de izledikten sonra...

***

Cenk'in tüm karşı koymalarına rağmen...

İlayda'nın önerisi...

Ve...

Evin eski sahibi Zeynep'ten (Ayça Aşık) kalma bir tahta aracılığıyla...

Ruh çağırma seansı düzenlemeye karar verir..

***

Ve İlayda'nın yönlendirici olduğu ilk denemelerinde de...

Kendisine...

Biaz (Gökhan Toprak) adıyla hitap edilmesini istemesinin yanı sıra...

Karanlık emeller beslediği de apaçık ortada olan bir ruh ile temas kurarlar...

***

Fakat...

Gerek evin elektriklerinin kesilmesi gerekse de bir takım eşyaların hareketlenerek yer değiştirmesinin ardından...

Ağızlarının tadı iyice kaçan gençlerden...

Batuhan, Cenk ve Ayça...

Karabasan denilen şeyi...

Şimdilik hafiften deneyimleyecek olan İlayda'yı bir başına bırakarak...

Kendi evlerine dağılırlar...

***

Derken...

Ertesi sabah İlayda...

Okula gitmek üzere hazırlanırken...

Resmen gırtlağına sarılan...

Sonra da birden kayıplara karışan tanımadığı biri sayesinde...

Çok daha büyük bir şok ile karşılaşacak...

***

Ama yine de...

Ağabey şeklinde seslendikleri Süleyman'ın işlettiği okul kantinin de...

Batuhan, Cenk ve Ayça ile buluşmayı da ihmal etmeyecek...

***

Ve onlara sorduğunda...

Hiç birinin...

Kendi yaşadığı garipliklere maruz kalmadıklarını anlarken...

***

An itibarıyla...

Makyajını tazelemek amacıyla okulun tuvaletine yönelen Ayça'da...

Orada, bir takım sıra dışı metafizik olay ile karşı karşıya kalacak...

***

Bu arada...

Üniversitenin radyo istasyonunda sunuculuk yapıp...

Öğrencilerin telefonla istedikleri şarkıları yayınlayan İlayda'ya...

Uğultulu bir sesle beklenmedik bir telefon da...

Biaz'dan gelirken...

***

Akşama...

Fakültenin laboratuvarında nöbete kalan...

Cenk ile Batuhan'da...

Biaz'dan kendilerine düşen payı alacaklar...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalayacağız...

Dakika 29...

***

Biaz'a bulaşan dört arkadaş açısından...

Hayatın hiç de kolay geçmeyeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; seyretmeseler de hiçbir kayıplarının olmayacağı, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler