Freud'un Son Seansı
Ortalama puan
3,0
1 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.455 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
29 Haziran 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Aynı isimli tiyatro oyununu (2009) yazan Mark St. Germain'in, bizzat kendisi ile birlik de uyarlayarak kaleme alan Matthew Brown'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Freud's Last Session"; psikolojik bir drama olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

27 Ekim 2023 tarihindeki dünya prömiyeri...

AFI Fest'de yapılan, üst düzey kalitedeki oyuncu performanslarıyla da donatılmış...

Müstesna-i bir tiyatro eseri kıvamındaki bu talihsiz filme, biraz daha yakından bakalım...

***

- Londra, 3 Eylül 1939 / Alman kuvvetlerinin Polonya'yı işgalinden iki gün sonra -


Ciddi anlamdaki bir panik ve bir o kadar da telaş halinin hakim olduğu bu koşullar altında...

Pek çok İngiliz yurttaşı, bir an önce ülkeyi terk etmeyi düşünürken...

***

Kaçınılmaz olarak yaklaşmak da olan büyük savaşın, herhangi bir kertesine de aldırmaksızın...

Yaşamak da olduğu ağız kanserinin etkileri ve ağzına yerleştirilen diş protezinin de sebep olduğu...

Sancılarla boğuşmasının yanı sıra...

***

Muhtemelen, ölmek de olduğunu da fark etmiş olması nedeniyle...

Üniversitedeki derslerini, kızı Anna'ya (Liv Lisa Fries) bırakan psikanalizin efsanevi siması Sigmund Freud (Anthony Hopkins)...

***

Acılarıyla boğuştuğu köşesinde...

Kendine bir bardak viski daha doldurur...

Ve onu, içine damlattığı, bir damla morfinle de karıştırır...

***

Ki, bu şekilde...

Gittikçe dayanılmaz bir hal alan durumu...

Birkaç saat daha idare edebilecek...

***

Ardından da...

Çaresizce, benzeri formülasyondaki uyuşturucu kokteylini...

Yeniden hazırlayıp, yudumlamak mecburiyetinde kalacaktır...

***

Derken çok geçmez...

Ve hayata dair tüm umutlarını, tamamen yitirmiş olmasına ilaveten...

Tanrı inancını, "takıntılı nevroz" olarak nitelendiren Freud ile...

Onun daveti üzerine, çıkıp ziyaretine gelen ve vakti zamanında da...

Ateizmi terk ederek, Hristiyanlık dinine olan bağlılığını, ayan beyan bir biçimde açık eden C. S. Lewis (Matthew Goode) arasındaki...

Nereye varacağı, baştan bir türlü kestirilemeyen...

Heyecan verici bir tartışma da başlamış olacak...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalayacağız...

Dakika 30...

***

İşte...

İki zıt kutup arasındaki, bu ateşli atışma bağlamında...

Pek çok kişi açısından...

İzlenilmesi, bir hayli güç de olan filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenilmedik tarzdaki, ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran...

80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler