Little Bone Lodge
Ortalama puan
3,0
3 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
1 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.419 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Mart 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...

Jack karakterini de, başarıyla canlandıran Neil Linpow'un kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da, Matthias Hoene'nin oturmak da olduğu "Little Bone Lodge"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

Korkunun, "Psikolojik (Psychological)" ve (makyaj ekibinin de desteğiyle) "Gore (Splatter)" alt kategorilerinde, üstün bir beceriyle harmanlanılarak kurgulanılmasına ilaveten...

Gizemini de uzunca bir süre koruyan, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

Oldukça düşük bir bütçeyle...

Neredeyse, tamamına yakın bir kısmının, kapalı tek bir mekanda çekilmesinin yanı sıra...

Ziyadesiyle "yüksek kalibreli" olarak nitelendirmekte de, asla tereddüt göstermeyeceğimiz bu bağımsız (indie) Birleşik Krallık filmine...

Biraz daha yakından bakalım...

***

Yanında, ada coğrafyasına özgü, sert bir yağış da getiren...

Fırtınalı bir havanın, bastırmak da olduğu...

Bir kış akşamın, ilerleyen saatlerinde...

Anne Rose (Joely Richardson) ile kızı Maisy (Sadie Soverall)...

***

Mutfak da, itinayla hazırladıkları pastanın üzerindeki mumları yakıp...

Ellerindeki bıçak ve tabaklarla, doğum gününü kutlamak istedikleri...

Tekerlekli sandalyesindeki, evin felçli babasının (Roger Ajogbe) yanına vardıklarında...

***

Dışarıdan duyulan...

"Merhaba! Kimse yok mu? Yardım edin! Kapıyı açın!"

Şeklindeki, çığlıklara ek olarak...

***

Şimdilik nedeni bilinmeyen evhamı yüzünden, ailenin hakim ferdi konumundaki Rose tarafından...

Köşe bucak her bir yanı ve odası, kilit altında tutulan evlerinin kapısı, adeta çılgınca bir edayla yumruklanarak çalınır...

***

Bunun üzerine...

Rose ile Maisy, aniden kapıya seğirttiklerinde...

Kapıyı dövercesine yumruklamayı sürdürerek, yalvarır bir ses ifadesiyle, bir kaza geçirdiklerini söyleyen Matty (Harry Cadby)...

Yardım edilmemesi halinde, yaralı durumdaki arkadaşı Jack'in, kan kaybından öleceğini belirtmek de...

***

Ve elbette, bu duruma...

Daha fazla duyarsız kalamayan Rose...

Ürkek bir çocuğa benzettiği Matty ile ağır yaralı vaziyetteki Jack'i içeriye alıp...

Aynen deneyimli bir ameliyathane hemşiresi edasıyla, Jack'in yarasını dikip...

Matty'nin kılık kıyafeti ve yiyip içeceğiyle de, yakından ilgilenmektedir...

***

Derken sıra...

Masa başında ikram edilen yemek esnasında...

Kendisinden, başlarına gelenleri anlatması istenildiğinde Matty...

Birbirinden tutarsız yanıtları, peşi peşine sıralamaya başlar...

***

Çok geçmez...

Kendini daha da iyi hissederek ayaklanan Jack'te aralarına katılırken...

***

İki suç ortağı oldukları, apaçık bir biçimde ortaya çıkan Matty ile Jack...

Evlerine sığındıkları aileye...

Yalanlarıyla süsledikleri, bir oyunu sergileme faslına geçerler...

***

Ki bunun yarattığı, sebep sonuç ilişkisine göre...

Matty'i, Maisy ile bir başına beraber evde bırakan Jack ile Rose, ailenin kamyonetine atlayarak...

Ortakların kaza yaptıkları yerde bıraktıkları araca kadar gidip...

***

İşte, hikaye bu ya...

İçinde, Matty'nin çok sevdiği aile yadigarı eşyaların bulunduğu...

Çantayı alıp getirecekler...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalayacağız...

Dakika 33...

***

İşin başında...

Matty ile azılı bir katil olan Jack'in mi...

Yoksa, evlerine sığındıkları, geçmişinin ve esas kişiliğinin şaibelerle dolu olduğu ortaya çıkan Rose'un mu...

Gerçek de daha tehlikeli birer manyak olduğunu kavramak da zorlanacağınız filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; umulmadık muhteviyattaki ters köşe sürprizler, pek de tahmin edilmedik bir şekilde ardı ardına dizilirken...

Şaşkınlıktan, adeta ağızlarını açık bırakacak tarzdaki, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler