Sesim Geliyor mu?
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,0
Ortalama
Sesim Geliyor mu?

Stand-Up Sahnesinde Evlilik Terapisi

Yazar: Hande Kara

Film, temelde İngiliz komedyen John Bishop’ın gerçek hayat hikayesinden esinleniyor. Başrolde, finans sektöründe çalışan, orta yaş kriziyle boğuşurken 20 yıllık eşi Tess (Laura Dern) ile ayrılma kararı alan Alex'i (Will Arnett) izliyoruz. Alex'in hayatı, bir akşam New York'ta bir komedi kulübüne girip, sırf 15 dolarlık giriş ücretini ödememek için açık mikrofon gecesinde kendini sahnede bulmasıyla tuhaf bir yöne sapıyor.

Alex'in stand-up yapma amacı dünyayı güldürmek veya yeni bir Seinfeld olmak değil; sahnede mikrofona tutunarak kendi hayatının, biten evliliğinin ve baba olmanın yaralarını sarmak. Aslında film, "erkekler terapiye gitmek yerine ne yaparlar?" sorusunun trajikomik bir cevabı gibi. Tess ve Alex ayrı yaşamaya başlamalarının ardından, hayattan ne beklediklerini sorgularken kendilerini bulmaya başlıyor. İşte bence filmin aşktan öte duygusu, bu arayış.

Bu filmin en büyük artısı kesinlikle kast seçimi. Will Arnett, zaten uzun yıllar seslendirdiği BoJack Horseman karakterinden beri depresif, alaycı ve komik adam personasını üzerine mükemmel giyen bir oyuncu. Alex'in o zavallı, kaybolmuş ama içten içe narsist hallerini çok iyi yansıtıyor.

Laura Dern ise Tess rolünde eski bir milli voleybolcu olan ve ailesi için kariyerinden vazgeçen bir kadının, boşanma sürecindeki o sessiz öfkesini ve kimlik arayışını her zamanki gibi muazzam oynuyor. Filme yönetmen olarak imza atan Bradley Cooper'ın kendisi ise Alex'in bencil aktör arkadaşı "Balls" rolünde destekleyici bir karaktere hayat veriyor.

Sesim Geliyor mu? .
Sesim Geliyor mu?

Eğer Woody Allen veya Noah Baumbach filmlerindeki o "bol diyaloglu, nevrotik New Yorklu" hissini seviyorsanız, bu film tam o frekansta. Cooper, yönetmen olarak önceki iki filminin aksine burada gösterişten tamamen uzak duruyor. Dar açılar, loş komedi kulüpleri, Manhattan sokaklarında omuzları çökük yürüyüşler.. Görsel olarak kendi halinde, yormayan, indie bir ruha sahip film.

Filme yöneltilen en büyük eleştiri şu olabilir; komedi kulübü sahneleri aslında pek de komik değil. Senaryo, Alex'in esprilerinden ziyade onun iç döküşüne odaklanmış. Ancak etraftaki diğer "usta" komedyenlerin sürekli Alex'in dramatik şakalarına gülüp onu kucaklaması inandırıcılığı zedeliyor. İzlerken sık sık aklıma gelen The Marvelous Mrs. Maisel ve Hacks gibi yapımların çıtayı arşa çıkardığı bir dönemde, buradaki stand-up anları biraz amatör hissettiriyor ama belki de amaç tam olarak budur. Zira Alex'in işini bırakıp sadece komedyenlikle hayatını idame ettirmesini beklemiyoruz. Bunun yanısıra filmin 121 dakikalık süresi, anlattığı hikayeye göre biraz uzun; özellikle ikinci yarıda film kendi etrafında dönmeye başlıyor.

Sesim Geliyor mu?, evlilik, orta yaş krizi ve "ben şimdi ne yapacağım?" boşluğu üzerine dürüst, tatlı-sert bir dramedi. Sizi kahkahalara boğmayacak ama ilişkilerin doğası hakkında birkaç güzel soru sorduracak. Marriage Story kadar yıkıcı değil ama kendi sınırları içinde oldukça samimi. Eğer şu sıralar vizyonda karakter odaklı, sakin bir film arıyorsanız size iyi gelecektir.

Daha Fazlasını Göster