Ortalama puan
2,2
7 Puanlama
5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
0 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Çok saçma ve boşuna emek harcanmış bir film. Resmen ilk filme hakaret! İlk film o kadar güzeldi ki benim için en iyi Türk komedi filmleri arasındadır. Bu ikinci filmin ise ana teması güzel ancak işleyiş berbat. Sadece Albay rolünü oynayan Burhan Öçal, Peker Açıkalın ve Kadir Çöpdemir için izlenir. Başka hiçbir özelliği yok. Ekip desen saçma sapan insanlardan oluşuyor. Eski ekibin yerini asla tutamaz. Yok ıssız adaya düşüyorlar, yok oradan nezarete giriyorlar, yok silah kaçakçısının gemisine operasyon yapıp batırıyorlar falan saçma sapan bir senaryo. Kadir Çöpdemir'in oynadığı Şaman İsmail karakteri ilk filmde Afrika'da vurularak ölmüştü. Sonra ne olduysa bu filmde Papaz İsmail rolünde görüyoruz. Sürekli küfür ve el hareketi içeren bomboş bir film. Burhan Öçal, Peker Açıkalın ve Kadir Çöpdemir gibi sanatçıları getireceksin ama yaptığın film bir şeye benzemeyecek. İlk filmin senaristi ve yönetmeni olan Murat Aslan bu defa becerememiş. Emeğe yazık.
2009 yılında çıkan Türkler Çıldırmış Olmalı 1 filminin yanına dahi yaklaşamaz mimik oynamadı.
Sadece ilk filmden Kadir Çöpdemir ve Peker Açıkalın'ı görmek güzeldi başka bir güzel yanı yoktu
1. Filmde ki ekip
Durul Bazan
Erdem Akakçe
Ruhi Sarı
Timur Acar
Peker Açıkalın
Önder Açıkbaş
Bu altılı hem komik hem enerjisi yerinde olan bir ekipti bu yeni ekip bence hiç komik ve sıradandı
Kısaca 1. Filmin yanına yaklaşamaz diye düşünüyorum.
Sadece ilk filmden Kadir Çöpdemir ve Peker Açıkalın'ı görmek güzeldi başka bir güzel yanı yoktu
1. Filmde ki ekip
Durul Bazan
Erdem Akakçe
Ruhi Sarı
Timur Acar
Peker Açıkalın
Önder Açıkbaş
Bu altılı hem komik hem enerjisi yerinde olan bir ekipti bu yeni ekip bence hiç komik ve sıradandı
Kısaca 1. Filmin yanına yaklaşamaz diye düşünüyorum.
Daha vasat oyunculuğun dandik olduğu bir filim izlememiştim ilk filmin bile bir konusu bir akışı bir hikayesi vardı kendine bağlıyordu ama ikinci film tam bir başarısızlıktan başka bir şey değil
Senaryosunu da kaleme alan Murat Aslan'ın yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Türkler Çıldırmış Olmalı 2: Mavi Vatan"; aksiyon dozunun artmak suretiyle giderek zirve yaptığı, komedi tarzda kurgulanılmış bir macera olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz, gerekli hiçbir masraftan kaçınılmayarak...
Yeşil perde ve görsel efekt teknolojileriyle başarılı makyaj uygulamalarının yanı sıra zorluk derecesi yüksek sahnelerindeki koordinatörlüklerini; Cihan Alpay Metintaş, Murat Ensaroğlu, Deniz Yılmaz, Yunus Çelik ve Gürkan Koçyiğit'in üstlendikleri...
Dublör oyuncuların performanslarına yaslanılarak çekilirken...
Kulakların pasını silen müziklerinde de...
Can Canel'in imzasının bulunduğu Avşar Film yapımı...
15 yıllık bir aradan sonra gelen bu devam filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Kaptanlığını Şahin'in (Ömer Başdoğan) yaptığı...
Ve...
Ercüment (İnan Ulaş Torun) ile Mahmut'un (Sadi Celil Cengiz) baş animatörler olduğu...
Dragon isimli korsan gemisi ile...
İşler her ne kadar kesat olsa da...
Turist gezdirilmektedir...
***
Üstelik de...
Yunan sahil güvenlik botlarının Ege Denizi'ndeki uluslararası sularda...
Aralarında...
Albay Mehmet Kara'nın (Burhan Öçal) teknesinin de bulunduğu...
Türk denizcilerine karşı terör estirdikleri bir ortamda...
***
Neyse...
Şahin, Ercüment, Mahmut, Hasan (Gökçen Gökçebağ), Türkan (Elif Güçkıran) ve Sweta (Tutku Aygar)...
Deli Bekir'in (Bülent Çolak) mekanında oturmuş...
Nargilelerini fokurdatıyorlarken...
Amirin (Halil İbrahim Kalaycıoğlu) yönettiği polis ekibince...
Deli Bekir ile beraber...
Göz altına alınırlar...
***
Zire...
Şahin'in gemide kafa atarak burnunu kırdığı Almancı turist (Ömer Can Karagöz)...
Almanya'daki Türk konsolosunun oğlu çıkmış...
Ve böyle olunca da doğrudan...
Dış İşleri Bakanlığı aracılığıyla...
Şikayette bulunulmuştur...
***
Neyse...
İşte bu genel çerçeve içerisinde...
Ankara'nın Yunan sahil güvenliğinin davranışları ve Ege'deki tüm adaları ele geçirmeye çalışan Yunan hükumeti ile onları destekleyen güçlere dair endişelerini...
Albay Kara'ya iletecek olan General (Atilla Olgaç) çıkıp gelir...
***
Ki o da Albay'a...
Aynen ilk görevde olduğu gibi...
Bunun da gayri resmi olarak yürütüleceği...
Ve kendisine...
Dragon gemisinin sahibi Şahin ve diğer animatörler ile Deli Bekir'in...
Ekip üyesi olarak eşlik edecekleri...
***
Ve...
Peşine düşülecek esas kişinin de...
Uluslararası silah kaçakçısı John Basili Zaharof (Malcolm Keith Kay)...
Olduğu bilgisini verirken...
***
Bizzat aynı Zaharof'un...
İlk filmde...
Kızı Yüzbaşı Asena'nın (Zeynep Beşerler) öldürüldüğü bombalamanın sorumlusu olduğunu...
Belirtmeyi de unutmaz...
***
Çünkü böylelikle Albay...
Bir yandan Ankara'nın talimatını yerine getirirken...
Diğer yandan...
Kızının intikamını da almış olacaktır...
***
Zaten...
Çok da geçmeyecek ve Albay Kara'nın ekibinde yer alacak olan yedi kişi...
Tutuldukları koğuştan alınarak...
Baygın bir vaziyette getirilip...
Bir spor salonunun ortasına bırakılacak...
***
Kıyafetleri değiştirilerek...
Eşofman giydirilmiş bir halde uyandıklarında da karşılarında...
Kendilerine göreve ilişkin malumatı verecek olan Albay ile takım komutanları Teğmen Gökbörü'yü (Zehra Yılmaz) bulacaklar...
***
Ardından da...
Yaptıkları ufak tefek itirazlara rağmen...
Hapishane köşelerinde çürüyerek ölme tehdidiyle korkutularak...
Çaresiz bırakılmak suretiyle...
Hep birlikte yola koyulacaklardır...
***
Elbette...
Tabi tutulacakları küçük bir hayatta kalabilme testinin nihayetinde...
Dakika 25...
***
Peker Açıkalın, Kadir Çöpdemir, Yeşim Salkım ve Stelyo Berberakis gibi tanınmış isimlerinde yer alacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; sıkılmama garantili gırgır şamatanın hız kesmeden devam edeceği, 75 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
Yeter ki çok da büyük beklentilere girilmemesinin yanı sıra...
Acımasızca yapılan eleştirilere de itibar edilip dikkate alınmadan...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
***
Gelin isterseniz, gerekli hiçbir masraftan kaçınılmayarak...
Yeşil perde ve görsel efekt teknolojileriyle başarılı makyaj uygulamalarının yanı sıra zorluk derecesi yüksek sahnelerindeki koordinatörlüklerini; Cihan Alpay Metintaş, Murat Ensaroğlu, Deniz Yılmaz, Yunus Çelik ve Gürkan Koçyiğit'in üstlendikleri...
Dublör oyuncuların performanslarına yaslanılarak çekilirken...
Kulakların pasını silen müziklerinde de...
Can Canel'in imzasının bulunduğu Avşar Film yapımı...
15 yıllık bir aradan sonra gelen bu devam filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Kaptanlığını Şahin'in (Ömer Başdoğan) yaptığı...
Ve...
Ercüment (İnan Ulaş Torun) ile Mahmut'un (Sadi Celil Cengiz) baş animatörler olduğu...
Dragon isimli korsan gemisi ile...
İşler her ne kadar kesat olsa da...
Turist gezdirilmektedir...
***
Üstelik de...
Yunan sahil güvenlik botlarının Ege Denizi'ndeki uluslararası sularda...
Aralarında...
Albay Mehmet Kara'nın (Burhan Öçal) teknesinin de bulunduğu...
Türk denizcilerine karşı terör estirdikleri bir ortamda...
***
Neyse...
Şahin, Ercüment, Mahmut, Hasan (Gökçen Gökçebağ), Türkan (Elif Güçkıran) ve Sweta (Tutku Aygar)...
Deli Bekir'in (Bülent Çolak) mekanında oturmuş...
Nargilelerini fokurdatıyorlarken...
Amirin (Halil İbrahim Kalaycıoğlu) yönettiği polis ekibince...
Deli Bekir ile beraber...
Göz altına alınırlar...
***
Zire...
Şahin'in gemide kafa atarak burnunu kırdığı Almancı turist (Ömer Can Karagöz)...
Almanya'daki Türk konsolosunun oğlu çıkmış...
Ve böyle olunca da doğrudan...
Dış İşleri Bakanlığı aracılığıyla...
Şikayette bulunulmuştur...
***
Neyse...
İşte bu genel çerçeve içerisinde...
Ankara'nın Yunan sahil güvenliğinin davranışları ve Ege'deki tüm adaları ele geçirmeye çalışan Yunan hükumeti ile onları destekleyen güçlere dair endişelerini...
Albay Kara'ya iletecek olan General (Atilla Olgaç) çıkıp gelir...
***
Ki o da Albay'a...
Aynen ilk görevde olduğu gibi...
Bunun da gayri resmi olarak yürütüleceği...
Ve kendisine...
Dragon gemisinin sahibi Şahin ve diğer animatörler ile Deli Bekir'in...
Ekip üyesi olarak eşlik edecekleri...
***
Ve...
Peşine düşülecek esas kişinin de...
Uluslararası silah kaçakçısı John Basili Zaharof (Malcolm Keith Kay)...
Olduğu bilgisini verirken...
***
Bizzat aynı Zaharof'un...
İlk filmde...
Kızı Yüzbaşı Asena'nın (Zeynep Beşerler) öldürüldüğü bombalamanın sorumlusu olduğunu...
Belirtmeyi de unutmaz...
***
Çünkü böylelikle Albay...
Bir yandan Ankara'nın talimatını yerine getirirken...
Diğer yandan...
Kızının intikamını da almış olacaktır...
***
Zaten...
Çok da geçmeyecek ve Albay Kara'nın ekibinde yer alacak olan yedi kişi...
Tutuldukları koğuştan alınarak...
Baygın bir vaziyette getirilip...
Bir spor salonunun ortasına bırakılacak...
***
Kıyafetleri değiştirilerek...
Eşofman giydirilmiş bir halde uyandıklarında da karşılarında...
Kendilerine göreve ilişkin malumatı verecek olan Albay ile takım komutanları Teğmen Gökbörü'yü (Zehra Yılmaz) bulacaklar...
***
Ardından da...
Yaptıkları ufak tefek itirazlara rağmen...
Hapishane köşelerinde çürüyerek ölme tehdidiyle korkutularak...
Çaresiz bırakılmak suretiyle...
Hep birlikte yola koyulacaklardır...
***
Elbette...
Tabi tutulacakları küçük bir hayatta kalabilme testinin nihayetinde...
Dakika 25...
***
Peker Açıkalın, Kadir Çöpdemir, Yeşim Salkım ve Stelyo Berberakis gibi tanınmış isimlerinde yer alacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; sıkılmama garantili gırgır şamatanın hız kesmeden devam edeceği, 75 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
Yeter ki çok da büyük beklentilere girilmemesinin yanı sıra...
Acımasızca yapılan eleştirilere de itibar edilip dikkate alınmadan...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler