“O Son Düdüğü Çalmayacaktık…”
Yazar: Gizem Şimşek KayaNo Trace Camping ile Wild Atlantic Pictures ortak yapımcılığında çekilen Whistle, ülkemizde gösterime girdiği adıyla Ölümün Sesi filminin yönetmen koltuğunda The Hallow (2015) ile Conjuring evreninin bir parçası olan The Nun (2018) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Corin Hardy oturuyor. Senaryosunu Owen Egerton’un kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Björn Charpentier’ın üstlendiği, müzikleri Doomphonic tarafından yapılan filmin oyuncu kadrosunda ise Dafne Keen, Sophie Nélisse, Percy Hynes White, Nick Frost, Ali Skovbye, Sky Yang, Stephen Kalyn, Michelle Fairley gibi isimler bulunuyor.
Wild Atlantic Pictures
Filmin konusunu bir grup lise öğrencisinin eski bir Aztek Ölüm Düdüğü'nü tesadüfen bulmasıyla gelişen olaylar oluşturuyor. Bir grup lise öğrencisi, farkında olmadan lanetli bir nesneye, eski bir Aztek Ölüm Düdüğü'ne rastlar. Düdüğü üflediklerinde çıkardığı korkunç sesin, gelecekteki ölümlerinin onları avlamasına neden olacağını keşfederler. Ölü sayısı arttıkça, başlattıkları korkunç olaylar zincirini durdurmak için umutsuzca bu lanetli eserin kökenini araştırmaya başlarlar.
Çekimleri hayli başarılı olan filmin sanat yönetiminin de çok iyi çıkardığı rahatlıkla söylenebilir. Özellikle Azteklerden kalma olan antik düdük harikulade şekilde tasarlanmış. Bu girişin ardından, son yıllarda alışageldiğimiz; tek bir şeyi “çok iyi” yaptıktan sonra geri kalan hiçbir detayı önemsemeyen korku filmlerinden birisiyle karşı karşıya olduğumuzu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Filmi özel kılan noktalardan biri de korku sinemasında çok sık karşımıza çıkmayan ancak büyük bir gizeme sahip olan İnka ve Mayalar gibi Güney Amerika uygarlıklarından biri olan Aztekleri merkezine yerleştirmiş olması. Daha önce arkeologlar tarafından çalınan eserlerinin peşine düşen mumya Popoca’yı konu edinen La Momia Azteca (1957); genç arkeoloji öğrencilerinin yanlışlıkla serbest bıraktığı mumyanın lanetine yakalanmalarını anlatan Ancient Evil: Scream of the Mummy (2000); bir grup genç turistin girmemeleri gereken Aztek harabelerinde kamp yaparken başlarına gelen olayları içeren The Ruins (2008); bir grup üniversiteli gencin arka bahçelerindeki kazılarında buldukları nesneden ortaya çıkan laneti konu edinen The Aztec Box (2013), bir grup üniversite öğrencisinin New Mexico çölünde eski bir mumya ortaya çıkarmasıyla gelişen laneti anlatan American Mummy (2014) gibi filmlerde mumya, kutu ya da canlı bir parazit olarak izleyicilerin karşısına çıkmış olan bu uygarlık bu kez ölümü çağıran lanetli bir nesne olarak arz-ı endam ediyor.
Önceki filmlerde ve korku türünün çoğu örneğinde olduğu gibi bir grup gencin (bu kez liseliler) etrafında oluşan sıralı ölümleri konu aldığı için slasher olarak da nitelendirilebilecek olan film, öncülü olan Flatliners (1990)’dan Final Destination (2000)’a, Talk to Me (2022)’den Smile 2 (2024)’ye değin birçok filme saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmiyor. Filmin senaristi olan Egerton’un IMDB’de yer alan ve bu filmin yazımı sırasında etkilendiğini söylediği filmler arasında Lost Boys (1987), A Nightmare on Elm Street (1984), Donnie Darko (2001), Final Destination 3 (2006), My Bloody Valentine (1981), The Blob (1988) gibi filmlerin yer aldığı görmek de şaşırtmıyor zira dikkatli izleyiciler bu yapımlardan tam olarak hangi noktalarda ilham alındığını rahatlıkla gözlemleyebiliyor.
Birkaç ölüm sahnesi pratik efektler ve CGI’ın muhteşem harmanıyla oluşturulmuş. Üstelik gayet kanlı anlar da vadediyor. Hatta filmin yönetmeninin birkaç gün önce medyaya yansıyan haberlerden öğrendiğimiz üzere, senarist Owen Egerton’ın yazdığı yatak odasındaki ölüm sahnesine hayret etmesine de hak vermeden edemiyorsunuz. Filmin handikabı bazı sahnelerin fazla tanıdık gelmesi. Bunu göz ardı ettiğinizde veya hangi detayın hangi filmden olduğunu bulma oyununu kafanızda oynamaya başladığınızda hayli eğlenceli şekilde, patlamış mısırınızı yiyerek filmi izlemeniz mümkün. Oyuncuların performansları oldukça başarılı ve yerinde. Acele etmeyip filmin kapanış jeneriği sırasında koltuklarında oturmaya devam eden izleyicileri after credits sahne de bekliyor.
Sonuç olarak Whistle; kan görmek isteyenlerin sabrederlerse kan görecekleri, yaratıcı korku sahneleri ve oyuncuların performanslarıyla sınıfı geçmeyi başaran, izlenebilir bir korku filmi. Tercih edecekseniz after credits’i beklemeyi de unutmayın…