Senaryosunu, Owen Egerton'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da...
Yine bu mecrada, kapsamlı bir yorumunu da paylaştığımız "The Nun" (2018)) filminden de tanıdığımız Corin Hardy'nin oturmak da olduğu "Whistle"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...
Korkunun, "Paranormal" ve kısmen de "Psikolojik (Psychological)" alt kategorilerinde, özenle kurgulanılmış olmasının yanı sıra...
Gizemini de uzunca bir süre koruyan, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
25 Eylül 2025 tarihindeki dünya prömiyeri, Fantastic Fest'de yapılan, düşük bütçeli bu bağımsız (indie) Amerikan filmine, biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Pellington Lisesi basketbol takımının, galibiyet sayısını atan ve aynı esnada...
Alevler saçan bir adamın halüsinasyonlarını da gören Mason "Horse" Raymore'ın (Stephen Kalyn)...
Maç biter bitmez, tek başına soyunma odasına çekilerek...
Dolabından çıkarttığı, içinde bir düdüğün muhafaza edildiği, bir koruma kabını parçaladığı...
***
Ardından da duşta...
Takım arkadaşı Dean Jackson (Jhaleil Swaby) ile diğerlerinin gözleri önünde...
Seyredeni dehşete düşürmesine ilaveten, ziyadesiyle sıra dışı bir görsellik de sunulan bir sahnede...
Feci şekilde yanarak, hayata veda ettiği görüntülerle başlarken...
***
Aylar sonrasında...
Chrysanthemum "Chrys" Willet (Dafne Keen) adlı bir genç kız...
Chicago'dan...
Bünyesinde, bir çelikhane fabrikası da barındıran söz konusu kasabaya...
Kuzeni Rel Taylor'ın (Sky Yang) yanına çıkıp gelir...
***
Ki...
Rel ile birlik de, kasabayla aynı ismi taşıyan Pellington Lisesi'ne kaydolarak gitmek mecburiyetinde kalan Chrys...
Okulun yeni öğrencisi olarak, Mason'dan boşalan dolabı devralır almaz...
***
Bu işe, yani dolabın ona teslimine hararetle karşı çıkan Dean ve onun kız arkadaşı Grace Browning (Ali Skovbye) ile...
Kendisine yakınlık gösteren Ellie Gains (Sophie Nélisse) ve dolayısıyla da öğretmenlerinden Bay Craven (Nick Frost) ile de tanışmış olur...
***
Herkesi birer birer, ustalıkla yanından savuşturup...
Yalnız kaldığında da, Chrys dolabında...
Mason'dan geriye kalan ve içinde...
Kafatası şeklinde oyulmuş, garip bir düdük de içeren bir küp bulur...
Ve onu, ders zili çalar çalmaz da...
Ağzına götürüp, öttürmeye fırsat bulamadan...
Çantasının içine atar...
***
Ama...
Hızlıca yapılan bir google araştırmaları neticesinde...
Artık, doğru veya yanlış...
Ruh çağırmaya yaradığı anlaşılan, yahut da öyle olduğu iddia edilen bu düdüğe el koyan Bay Craven onu...
Okulun envanter dolabına kaldıracağını söyleyerek, Chrys'in elinden alır...
***
Zira...
Onun asıl amacı, binlerce dolar edebileceğini tahmin ettiği bu nadide değerdeki parçayı...
Piyasa değerini tespit eder etmez...
Kendisine talip olacak ilk müşteriye, açık artırmada pazarlayarak satmaktır...
***
Tabii eğer onu...
Bir sıradan düdük olmadığını, tesadüfen fark eden Rel'e kaptırmamış olsaydı...
***
Neyse...
Çok geçmez ve Chrys ile tanışma faslı sırasında sıraladığımız gençlerin hepsi...
Davetli oldukları, varsıllığıyla göz kamaştıran Grace'in evinde toplanarak bir araya gelirlerken...
Rel, Bay Craven'ın masasının üzerinden kaptığı antik Maya ölüm düdüğünü de yanında götürür...
***
Ve şimdi böylelikle de...
O ana kadar Bay Craven ile Grace'in, merak ederek öttürdükleri...
Elbette, kaçınılmaz olarak da...
Chrys, Rel, Ellie ve Dean'in de sesini duydukları düdük aracılığıyla...
Birlik de oturup, gülüp eğlenebilecekleri...
Ruh çağırma seansları düzenleyebileceklerini düşünmek de...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalamaktayız...
Dakika 30...
***
Düdüğün...
Kendisini öttürenler ile o esnada sesini işitenlerin üzerlerine yollayarak...
Musallat ettiği aracılar vasıtasıyla, acımasızca saldırarak ölümlerine yol açacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; Mason'ın büyükannesi Ivy Raymore (Michelle Fairley) ile torbacı rahip Noah Haggerty'nin de (Percy Hynes White) mevzuya dahil olacakları...
Neredeyse, kült seviyesindeki tanıdık "gençlik slasherlarına" nazire yapar lezzetteki...
70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,