Yardım Çağrısı
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
3,5
İyi
Yardım Çağrısı

Raimi’den İlk Yıllarına Göz Kırpan Bir Gerilim

Yazar: Onur Kırşavoğlu

Son olarak 2022 yılında Doctor Strange in the Multiverse of Madness filmiyle karşımıza çıkan usta yönetmen Sam Raimi’nin Send Help’i, yönetmenin korku sinemasındaki köklerine küçük bir göz kırpma barındırırken, hayatta kalma gerilimini kara mizah ve psikolojik çatışma üzerinden perdeye yansıtıyor. Issız bir coğrafyada mahsur kalan iki karakterin hayatta kalma mücadelesini merkezine alan film, yüzeyde minimal bir gerilim gibi görünse de alt katmanlarında Raimi sinemasının alametifarikası olan beden komedisi, ahlaki ikilemler ve insan doğasına dair acımasız bir mercek barındırıyor. Evil Dead serisinden Spider-Man üçlemesine uzanan kariyeriyle popüler sinemada tür sinemasına önemli manevralar kazandıran ve dilini dönüştüren Raimi, Send Help’te bu birikimini daha sade ama daha keskin bir forma indirgemeyi deniyor. Filmin başrollerini Rachel McAdams ve Dylan O’Brien üstlenirken, senaryoda 13. Cuma ve Freddy vs Jason filmlerine imza atan Damian Shannon ve Mark Swift’in imzası bulunuyor.

20th Century

Filmin temel gücü, anlatının daraltılmış ölçeğinde yatıyor. Mekan sayısının sınırlı tutulması, karakterlerin kaçacak yerinin olmamasıyla paralel ilerleyen bir klostrofobi duygusu yaratıyor. Raimi burada korkuyu yalnızca dışsal tehditler üzerinden değil, karakterlerin birbirleriyle kurdukları gerilimli ilişki üzerinden inşa ediyor. Hayatta kalma dürtüsünün ahlaki sınırları nasıl hızla aşındırabildiği, film boyunca giderek sertleşen bir tonla ele alınıyor. Bu yaklaşım, Send Help’i sıradan bir felaket sonrası hayatta kalma filminden ayıran temel unsurlardan biri. Sam Raimi’nin rejisi, tanıdık stilistik imzalarını yine karşımıza çıkarıyor. Abüsrte yakın kaza sahnesi, aşırı kanlı şiddet sahneleri ve halüsinatif korku sekansları bir Raimi filmi izlediğimizi bize hatırlatıyor. Raimi’nin ritim duygusu, filmin temposunu ayakta tutan en önemli unsurlardan biri; uzun sessizlikler ile ani patlamalar arasındaki denge, seyirciyi sürekli tetikte tutuyor. Bunu yaparken de bazı anlarda romantizm tuzağını da uyguluyor ve seyirciyi gafil avlıyor.

Filmin ilk bölümünde erkek karakterin sergilediği davranışlar açık biçimde eril bakış açısıyla ve normatif erkeklik kodlarıyla açıklanabilir. Buna eklenen çalışan-patron ilişkisi filmin çıkış noktası için alan açıyor. Hatta bu durum uçakta ve ıssız adada da bir süre devam ederek eril sistem eleştirisini net biçimde almamızı sağlıyor. Kadının hem normal akış hem de hayatta kalma çabasındaki önerileri sistematik olarak küçümseniyor, duygusal tepkileri irrasyonel sayılıyor ve erkek zorbalığına uğruyor. Ta ki işin rengi kadın lehine dönüşene kadar… Filmin eleştirilecek tarafı da burada ortaya çıkıyor. Kadın gücü devreye giriyor ve erkek muhtaç bir durumda kalıyor. Bu noktadan sonra kadının aldığı bazı kararlar ve hikayenin devamı için biçilen manevralar işi biraz tersine çeviriyor. Kadının daha sonra izlediği yolun “intikam mı, aşk mı?” ikilemi üzerinden okunması ise filmin en karmaşık ve en tartışmalı alanını oluşturuyor. Raimi, kadının dönüşümünü basit bir güçlenme anlatısına indirgemiyor. Kadının stratejisi, şiddeti kaçınılmaz kılıyor ve bu dönüşüm filmin dertleri için biraz zarar verici noktaya ulaşıyor. Öte yandan, filmin finaline doğru anlatının bazı dramatik hamleleri tahmin edilebilir bir çizgiye yaklaşması, ilk bölümlerde kurulan özgün atmosferin etkisini kısmen zayıflatıyor.

Bu meseleler dışında da filmin tempo anlamından bir albenisi var. Sarkmayan bir senaryo ve kurgu, sürekli değişen ve gelişen hikaye, bir yerden sonra satranç hamlelerine benzeyen tercihler izleyiciyi sürekli zinde tutuyor ve keyifli bir seyirliğe dönüşmesini sağlıyor. Bu anlamda, filmin alt metinleri, Raimi külliyatı ve korku hikayeleri gibi bakış açılarına vakıf olmayan genel izleyiciler bile oldukça büyük keyif alacak. McAdams ve O’Brien’ın zıt kimyaları da bilinçli bir tercih olarak hikayeye yüksek bir yardımda bulunuyor. Sonuç olarak Send Help, Sam Raimi’nin kariyerinde küçük ölçekli ama düşünsel olarak yoğun bir durak. Yönetmenin tür sinemasına olan hakimiyeti, minimal bir hikaye içinde bile güçlü bir sinemasal deneyim yaratmasını sağlıyor ve bazı anlarda yüksek perdeden bir haz yaratıyor. Kusurları olsa da, film Raimi’nin hala risk almaya istekli bir sinemacı olduğunu ve korku-gerilim türünü yalnızca korkutmak için değil, insan doğasını sorgulamak için de kullandığını kanıtlıyor. Bu yönüyle Send Help, Raimi filmografisinde sessiz ama etkili bir çığlık olarak yerini alacak.

Daha Fazlasını Göster