Jay Kelly
BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ
4,0
Çok İyi
Jay Kelly

Woody Allen'ın halefi Noah Baumbach, görevini layıkıyla yerine getiriyor.

Yazar: Hande Kara

Amerikan bağımsız sinemasının "şehirli entelektüel bunalımları" uzmanı Noah Baumbach, bu kez kamerasını kariyerlerinin olgunluk dönemindeki iki dev isme çeviriyor: George Clooney ve Adam Sandler. "Jay Kelly" kağıt üzerinde "yetişkinler için bir büyüme hikayesi" olarak lanse edilse de, aslında modern erkeğin başarı, babalık ve yaşlanma korkularıyla yüzleştiği melankolik bir meta-karakter filmi.

Filmin en büyük kozu şüphesiz kast seçimi. Bir yanda Hollywood’un "Altın Çocuğu", karizmanın vücut bulmuş hali George Clooney; diğer yanda ise trajikomik kaybedenlerin şahı, Uncut Gems ile rüştünü çoktan ispatlamış Adam Sandler.

Baumbach, bu ikiliyi The Meyerowitz Stories’de yaptığına benzer bir dinamikle, ama bu sefer daha dengeli bir teraziye oturtuyor. Clooney, Jay Kelly karakterinde dışarıdan kusursuz görünen ama içi boşalmış bir narsizmi canlandırırken; Sandler, onun gölgesinde kalan, kaygılı ama duygusal zekası yüksek dostu rolünde parlıyor. İkilinin karşılıklı diyalog sahneleri, adeta bir tenis maçı ritminde akıyor.

Son filminin çekimlerini yeni bitiren 60 yaşındaki Jay, bir tür varoluşsal kriz yaşıyor. Kariyerini inşa etmek için çok fazla zaman harcadığını ve hayatının aslında boş olduğunu fark ediyor. Hayatının en önemli iki varlığı; kızlarıyla olan ilişkisini ihmal etmiş. Göz alıcı dış görünüşünün ötesinde kim olduğunu gerçekten bilmiyor ve maaşlı çalışan menajeri Ron dışında gerçek bir arkadaşı yok. Aslında konuya baktığımızda biraz fazla tanıdık gelmesi gayet normal. Çünkü benzer bir konuyu, yakın zamanda yılın en iyi filmlerinden biri sayılan Sentimental Value (Manevi Değer)'de izledik. Orada yaşananlar iki kız kardeşin gözünden anlatılıyordu, Jay Kelly'de ise babayı izliyoruz.

Netflix

Noah Baumbach sinemasını sevenler, bu filmde aradıklarını fazlasıyla bulacaklar. Ancak senaryo bu kez sadece erkek egolarını değil, bu adamların hayatındaki kadınların yaşadıklarını da incelikle işliyor. Film, komedi ile trajedi arasındaki o ince çizgide dans ediyor. Güldüğünüz bir sahne, bir anda boğazınızda bir düğüme dönüşebiliyor. Üstelik gerçeküstü sahneler ile sizi bir anda filmden koparıp, sonra çat diye gerçeklerin ortasına atıyor.

Filme getirilebilecek en büyük eleştiri, yönetmenin konfor alanından hiç çıkmamış olması olabilir. Yine zengin, beyaz, ayrıcalıklı insanların dertlerini izliyoruz. Eğer Woody Allen veya erken dönem Baumbach filmlerindeki o "çok konuşan ama az eylemde bulunan" karakterlerden hoşlanmıyorsanız, Jay Kelly sizi yorabilir.

Jay Kelly, oyunculuk performanslarının senaryonun önüne geçtiği filmlerden. George Clooney’i uzun zaman sonra bu kadar "savunmasız", Adam Sandler’ı ise bu kadar "kontrolü elinde" görmek büyük bir keyif. Umarım her ikisine de Oscar adaylığı gelir. Netflix’in ödül sezonu için sakladığı bu kurşun, hedefi tam on ikiden vuruyor. Hayatın ikinci yarısında "Ben kimim?" sorusunu soran, dostluk ve rekabet üzerine, zeki, geveze ve kalbe dokunan bir film.

Daha Fazlasını Göster