Hesabım
    Patton
    Ortalama puan
    3,8
    56 Puanlama
    Patton hakkında görüşlerin ?

    13 Kullanıcı yorumları

    5
    2 Eleştiri
    4
    8 Eleştiri
    3
    3 Eleştiri
    2
    0 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    0 Eleştiri
    Engin Yüksel
    Engin Yüksel

    Takip Et! Takipçi 1.426 Eleştirisini Oku

    3,5
    11 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
    uzun ve bol diyalog içermesi bazen sıksa da verdiği mesajlar ve konusu itibariyle iyi bir film. Savaşa susamış katı militarist kurallara bağımlı General Patton'un hayatının anlatıldığı biyografik-film. 7/10
    electronica
    electronica

    Takip Et! Takipçi 228 Eleştirisini Oku

    4,0
    30 Ağustos 2010 tarihinde eklendi
    Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Afrikada tank komutanlığı yapan General George S. Pattonun yaşadıklarını anlatıyor. Filmde gerçek olmayan veya abartılan sahneler olduğunu düşünüyorum. Mesela iki tane Alman savaş uçağı K. Afrikadaki ABD üssünü bombalarken, general Patton karargahından dışarı çıkıp elindeki tabanca ile Nazi uçaklarına ateş edebiliyor (!) General Pattonun disiplinli olması, düşmanları hakkında araştırmalar yapması, kitaplar okuması onu başarılı kılan temel etkenler ...Ancak General Patton savaş tutkusu ve kazanma hırsı yüzünden yanlış hareketler sergilemeye başlar. Üstlerinin emirlerine itaat etmez.Çenesi düşüktür, söylenmeyecek sözleri ulu orta her yerde söyler. Bir hastahane teftişi sırasında, düşmanın taarruz ateşi karşısındasinirleri bozulan ve ağlayan bir askeri korkaklıkla suçlar, herkesin içinde azarlar ve tokatlar. Bu olumsuz davranışlar generalin kariyerini tehlikeye düşürür ...Film bizlere General Pattonnun doğrularını, yanlışlarını, artılarını, eksilerini vermeye çalışmış. Ancak bizler General Pattonu tanımadığımız, hakkında bilgi sahibi olmadığımız ve hayatını kitaplardan okumadığımız için, film General Pattonu tarafsız ve objektif bir biçimde ele alıyor mu? Filmde General Patton övülerek ve abartılarak mı anlatılmış sorularının cevaplarını bilemiyoruz ...Beni düşündüren nokta şudur ki; bizim ne zaman kahraman veya komutanlarımıza dünya çapında yüksek bütçeli bir film çekilecek ..?Fatih, Yavuz, Kanuni, Barbaros, Mimar Sinan, II. Abdülhamit, Mustafa Kemal, Enver Paşa, Kazım Karabekir, Şehit Mehmetçikler gibi bir çok isimli isimsiz kahraman veya komutanlar var tarihimizde ... Yazılan mektuplar, hatıratlar, senaryo olabilecek hikayeler var ... Bu kişilerin hayatlarını anlatan dünya çapında filmler ne zaman çekeceğiz ..?
    bluevelve
    bluevelve

    Takip Et! Takipçi 115 Eleştirisini Oku

    4,5
    20 Nisan 2007 tarihinde eklendi
    Her galibiyetin bir batışı vardırFranklin J. Schaffner’ in yönettiği 1970 yapımı film, gerek savaşın yüceltildiği bir şölene dönüşüyor gerekse de; politik bir elbise giydirilmiş film kahramanının şahsında, baştan sona beyine nüfuz etmeyi amaçlayan siyasal bir bombardımana, izleyiciyi tabi tutuyor. Anlatıdaki içerik ve temel amacın gerçek bir kişiliği yansıtmak olmasına rağmen hissettirilen ideolojik propaganda, bu eserin amacını bir nebze olsun daha açık bir biçimde gözler önüne seriyor. Hali hazırda sinemasal dilin gücü ve bu gücü kullanmadaki etkinlik, yıllar geçmiş olmasına rağmen 'Patton' u unutulmaz yapıtlar arasına yerleştiriyor. Film sadece tarihi bir kişiliğin ortaya konulmasını amaçlamıyor, bunun yanında bu kişilikten hareketle, insana ve insanın hırs, tutku, dizginlenemeyen güç, şiddet gibi saplantı ve bilinç altına yer etmiş zafiyetlerini de perdeye taşıyıp, bizlerin çıkarımlar yapmamıza vesile oluyor. Bununla da kalmıyor, dünyanın paylaşılmasına sebep olan ve bir savaşın odağında süre gelen kutuplaşmalara da bakış açısı getirerek, politik çekişmelerin ve bu çekişmeler sonucunda kaybedilen insan hayatlarının da muhakemesi yapılıyor. lakin bu yapılırken, amerikan övgüsünden ve yüceltilmesinden geri kalınmayarak, baştan sona ajitasyonsal bir doruk yaratılıyor. Patton’un ağzından dökülen ; kendi ulusunu yüceltip diğer ulusları yeren sözler hiç kuşkusuz filmi, sinema tarihinin siyasal alt metni en güçlü yapımlarından biri yapıyor.--spoiler--Giriş sekansından başlıyor, beyinlere dönük yıkama faaliyeti. Dev bir abd bayrağının önünde cereyan eden beş dakikalık konuşma, bir bakıma filmin bütününde anlatılmak istenen ana fikrin tamamını kapsayarak, dikkate değer bir öneme haiz oluyor. Dilden dökülen sözler, belki de şimdiye kadar hiçbir filmde karşılaşılmayan yalın ve doğrudan ifade edilen; kendini ve üyesi olduğu ulus-devleti övme faaliyetiyle bizleri tanıştırıyor. Sözcüklerde yer eden ve generalin tonlama ile vurgularıyla kendini gösteren ırkçı ve diğer bir milleti aşağılayıcı ifadeler, filmin ilerleyen sahnelerinde bir çok millete ( Arap, Alman, İtalyan, Türk, Rus, JAapon ) karşı sarf edilerek, sinemanın vasıta yapıldığı ve emperyalist jargonların havada uçuştuğu yapıyı karşımızda şekillendiriyor. Bu beş dakikalık konuşmada; ben merkezci bir egosal tatmin çırpınışları ve buna bağlı olarak üstünlüğün kanıtlanması, diğer milletlerin aşağı görülerek, yok sayılması hatta yok edilmesi gibi öznel yargılara varılmasına yol veriyor. Abd tarihinden başlanarak, savaşçı bir millet ve savaşı seven bir ulus yapısının var olduğu vurgulanıp bir balkıma tek taşla iki kuşun vurulması amaçlanıyor. önce övme işlemi, sonrasında savaşı legalleştirme ve sıradanlaştırarak, kanıksanır bir niteliğe büründürülmesi arzusu şekilleniyor. Bu yapılırken de kutsiyet payesi biçilen savaş ve savaşan insan portresi; cesaret, gurur, şeref gibi insanların en kanatılmaya açık duyguları ile oynanmak suretiyle özendirilmeye ve buna karşı duruşun korkaklık ve hainlikle eşdeğer olduğu iddiasının açığa çıkartılması amaçlanıyor.Bir çatışma sonrasında ki manzara ile devam ediliyor ve gözlere yansıyan ya da yansıtılan manzara, içte beliren bir öfkeye meylediyor. açıkça yapılan ırksal karalama; Arapların ölü bedenleri soyan ve sefillik içinde ortalıkta dolaşan insanlar olarak resmedilmesiyle simgeleşiyor. Halbuki unutulan; savaşın kaynağının batı olduğu ve asıl barbarlığın savaşmak olduğu görmezden gelinerek, yurtları işgal edilen ve savaş üssü olarak kullanılıp yakılarak, özgürlükleri ellerinden alınan yerli halk barbarlaştırılıyor. Bu da filmi bir yer de amaçları ve bu amaçlara ulaşmada izlediği yollar bakımından yanlı ve politik kılıyor. Lakin ana gövdeyi şekillendiren ve bu şekil ile kendine ifade bulan kişilik, başlı başına tarihi bir gerçeklikten kaynak alarak, çıkış yolu olarak yine o kişiliğin düşüncelerinden ve bakış açısından kendine yön buluyor. Haliyle bu yön bulma, yön verenin söylemine ve yaptıklarına bire bir sadık kalınarak, gerçekçi bir dille anlatılmaya çalışılıyor. işte şimdiye kadar sergilenen her olay, söz ,ifade ve eylem, bu kişiliğin yani Patton’un biçim ile suretini olduğu gibi yansıtmak amacını güdüyor. Bahsettiğim bu negatif görünüm belki de, filmin gerçekçi bir dille oluşumu için gereklilik arz ediyor. ama bu amaç güdülürken de, şekillenen kareler ve kişilere sarf ettirilen sözler, akıllarda soru işaretlerinin belirmesine neden oluyor.--spoiler--Savaşa taparcasına bağlı olan ve bu bağlılığını her defasında açığa vuran Patton, bir bakıma; kazananı olmayan bir savaşta kazanmak için her şeyini, gerekirse hayatını ve başka hayatları feda edebilecek bir ruh haline büründürülerek, hastalık derecesinde saplantı haline getirdiği savaşma arzusundan kaynaklanan, insanlığını ve her türlü insaniyet duygusunu kaybeden ve dünyaya yabancılaşıp yalnızlaşan bir surete büründürülüyor. Tüm hayatını savaşmaya adaması ve hayallerinin de bu çerçevede şekillenmesi, sonsuz bir hırs etrafında yaşayarak, bu hırslarını yaşama geçirmeye sarf etmesi onu; fark etmese de yaşamdan uzaklaştırarak hissizleştirip etrafına yabancılaşmasına neden oluyor ve kendisinin başlarda sayılan ama sonralarda nefret edilen bir kişilik olmasına neden oluyor. Bu bağlamda filmin eleştirel yönünün görmezden gelinmesi mümkün görünmüyor. Kahramanımızın saplantılı kişiliği ve çıldırma derecesindeki kendini kaybedişi, savaşanların ve savaşı arzulayanların bir portresine dönüşerek, bir yerde; yaşanan acıların ve bu acıları yaşatanların, anlamsız ve manasız istekler uğruna sebep oldukları yıkım ve kıyım, beraberinde getirdiği acı ve hüzne vurgu yapılarak, ders alma mahiyetinde kareleri ve sonu yıkım olup tükenişle sonlanan yaşayışları önümüzde sergiliyor. Tabi bu yapılırken de, aynı amaç için çabaladıkları görünümünü verip, arka planda içten içe cereyan eden mücadele ve hükmetmeye dönük adım atışlar sergilenerek, siyasal kutuplar arasında ki süregelen sessiz rekabete de dikkat çekilmek isteniyor. Her şeyin bittiği ve kazananı olmayan bu trajedide galiplerin belli olduğu safha da, Patton’un barışa karşı olup savaşı haykıran dili, nihayetinde sakınılası bir kişilik olduğunu bariz bir şekilde ortaya çıkarıyor. içinde ki bitmek bilmeyen zafer kazanma ve sürüp giden savaşma arzusu, süre gelen acıların sonlanmasını arzulayan yüreklerde yıkım yaratarak, karşı duruşu ve ondan kurtuluşu beraberinde getiriyor. Sonuçta yaptıkları ve ardında bıraktıkları ile avunmaktan öte gidemeyerek, amaçsız bir başına bırakılma ile yüzleşmek durumunda kalıyor. Lakin bu sonlanışı kendisinin hazırladığı ve durması gereken yerde durmayarak, önüne geçilmez hırsının kurbanı olduğu, korunması gerekenin barışın ta kendisi olduğu ve daha fazla savaşmanın sadece ölüme ve yıkıma sebep verdiği ifade ediliyor. Film, temel aldığı kişinin ekseninde gelişimini başarıyla sürdürürken, bu temelin şekillendirdiği oluşumların betimlenmesini de layıkıyla başarıyor. Alt metin olarak sergilenen duruşlar ve bu duruşların siyasal tonu, kimi yerde aşırıya kaçan tasvirleri ve söylemleri beraberinde getiriyor, kimi yerdeyse; savaş alanının gerçekçi şekillenişi yapıldığı tarihte göz önüne alındığında bizi kendine hayran bırakıyor. Tabi ki ; George C. Scott (Patton)’ın oyunculuğu ve bu karaktere kattığı canlılık , gerçek bir sinemasal performansı önümüze seriyor. Konunun hassasiyeti ve içerdiği siyasal argümanların genişliği, dikkatli işlenmesini gerektirmekte olduğundan, bazı yönlerden bu dikkatin gözden kaçırıldığı ve gereksiz tasvirlere bel bağlandığı da gözlerden kaçmıyor. Diyaloglardaki ağır sayılabilecek ifadeler ve nitelemeler, yönetmen tarafından 'Patton' karakterinin bire bir sergilenişinin amaçlanmış olmasından dolayı var edildiğinden , izleyiciler üstünde gerçek bir sinir harbi etkisine kapılma hissiyatı uyandırıyor. Böyle bir kişiliğin bu denli çıplak ve olduğu gibi perdeye yansıtılması objektif bakış açısı babında güzel bir olay olurken, bu kişiliğin ağzından sarf edilen ifadelerin yakıcılığı ve günümüz de şekillenen oluşumları daha o günlerde belirttiği gerçeği düşünüldüğünde, öznel ve bilinçli bir söylemler silsilesi gibi algılanmaya müsait bir niteliğe bürünüyor. Ama her halükarda önümüzde şekillenen bu eser, sinemanın etki gücünü ve kullanıma göre açığa yaydığı anlam ile yargısal unsurların kapsam olarak genişliğini, bizlere somut bir dille ve biçimde gösteriyor.Bu biçim ve görselliğe tanıklık etmeniz, bu yapıtı seyretmenizle mümkün oluyor.---- patton ----
    cem404iuce
    cem404iuce

    Takip Et! Takipçi 7 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Nisan 2007 tarihinde eklendi
    çok güzel filmdi şahsen çok beğendim.hele o karakolda uyuduğunu söyleyen askere söylediği:
    "bu lanet olası yerde ne yaptığını bilen tek kişi sensin." dedği anı unutamam.neden unutamadığımı bilmiyorum ama sanırım ganaral pattonun karakterini çok iyi yanstan bir kare
    izleyin kaçırmayın
    saygılar
    l-i-l-a-H
    l-i-l-a-H

    Takip Et! Takipçi 2.129 Eleştirisini Oku

    5,0
    17 Ocak 2011 tarihinde eklendi
    Savaşa bağımlı, General Patton ın biyografisi...
    deckard76
    deckard76

    Takip Et! Takipçi 317 Eleştirisini Oku

    4,0
    25 Eylül 2010 tarihinde eklendi
    Geçen Mayıs ayında yıllar sonra bir daha izledim.Özellikle Patton rolünde mükemmel ötesi oynayan dev aktör George C.Scott ustanın performansıyla baştan sona zevkle ve ilgiyle izlenen savaş filminden ziyade çok başarılı bir biyografi.10/10
    beck31
    beck31

    Takip Et! Takipçi 1.383 Eleştirisini Oku

    4,0
    4 Şubat 2009 tarihinde eklendi
    Savaşmak için yaşayan bir komutanın bakış açısını ve ikinci dünya savaşı sırasında yaşadıklarını konu alan film, sadece savaş filmi diyerek geçiştirilebilecek bir film değil. general pattonun söylemleri ve tarihten verdiği örnekler çok güzel.savaş filmlerine özel ilgisi olmayan insanların bile izlediğinde bir şeyler bulabileceğine inanıyorum.8/10
    Burakrises
    Burakrises

    Takip Et! Takipçi 687 Eleştirisini Oku

    4,0
    15 Kasım 2010 tarihinde eklendi
    son derece kaliteli bir savaş-biyografi filmi.10/9
    Şamil Ö.
    Şamil Ö.

    Takip Et! Takipçi 171 Eleştirisini Oku

    3,5
    22 Aralık 2015 tarihinde eklendi
    İyi bir biyografik savaş filmi. Filmin asıl amacı General Patton hakkında bilgi vermek, bu açıdan bakarsak oldukça başarılı diyebiliriz. Döneminin yani tam 46 yıl öncesinin imkanlarıyla çekildiği için savaş sahneleri günümüzün üst düzey teknolojileri ile çekilmiş savaş sahnelerini aratmıyor. Tek handikapı süresinin biraz uzun olması ama e artık o kadar da olsun canım sonuçta söz konusu Patton yani :) Filme ayrılan 12 milyon doların 6 milyon doları, tanklar, tüfekler gibi askeri araçlar için harcanmış. Hiçbir masraftan kaçınılmamış. Aldığı 7 Oscar ödülünü sonuna kadar hak ediyor.
    sipru
    sipru

    Takip Et! Takipçi 65 Eleştirisini Oku

    3,5
    2 Ocak 2009 tarihinde eklendi
    genelde çok güzel bir filmdi ama filmin başında çöl savaşlarında alman tankları yerine müttefik tanklarının konması bariz bir hataydı
    Zafer Sarac
    Zafer Sarac

    Takip Et! 87 Eleştirisini Oku

    4,5
    19 Temmuz 2008 tarihinde eklendi
    gerçekten harika bir film. bu türü sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film olmuş. hemen izleyip arşivledim. bu arada filmin sonunda at arabasının altında kalmaktan kurtulduğu sahne gerçek hayatta onu öldürmüştür ve bunun suikast olduğu günümüzde halen düşünülmektedir.George C. Scott ise patton a gerçek manada çok güzel can vermiş başarılı bir yapıt izlenmeli
    serdargusano
    serdargusano

    Takip Et! 2 Eleştirisini Oku

    4,0
    29 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
    izlenmesi gereken güzel bir savaş filmi
    Mehmet Ali K.
    Mehmet Ali K.

    Takip Et! Eleştirisini Oku

    5,0
    20 Şubat 2014 tarihinde eklendi
    Dört dörtlük bir asker olan PATTON'u heryönüyle anlatan tek film. İkinci dünya Savaşının sonunda esir alman askerlerini silahlandırıp amerika birleşik devletleri safında birleştirip rusyayı tarihten silmek gayesinde olan ama buna ulaşamayan , arabasına kasten kamyonla çarptırılıp kaza süsü verilerek öldürülen tek general. meşhur eisenhower bilimum zamanının tüm generallerinden daha cesur biri. siyasetten ve bürokrasiden nefret ettiği için otorite tarafından devamlı kızağa çekilen eşşiz askeri deha!!!!

    Filmde Rommel'le savaştığı gösterilmekte ama gerçek tarihte böyle birşey söz konusu bile değil. sadece yüceltme deyip geçelim. izlemeyen arkadaşlar gerçek tarihten esinlenerek çekilen bu askeri savaş filmini izleyin. inanın hiçbirşey yle objektif bir başyapıt.
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top