En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
basakbilgi
Takipçi
354 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
21 Nisan 2007 tarihinde eklendi
Filmin en ilginç yanı tamamen diyalog bazına yerleştirilmiş olmasıdır. Nitekim filmde ne bir zıplama ne bir patlama ne de araba sahnesi görülmektedir. Ustaca yazılmış diyaloglarına hayran kalmamak elde değil. Bir de son sahnelerinde klişelerden kaçınarak, izleyiciyi gözyaşlarına boğmak gibi bir çaba içine girilmemiş. Şimdiye dek çekilmiş dünyanın en diyalektik aşk filmi. Kesinlikle izleyiniz...
Bence film gerçekten çok sıkıcı. Julie Deply gerçekten iyi bir iş çıkrmış ama Ethan Hawke bende o duyguyu hissettiremedi. ayrıca tüm film boyunca boş konuştu bence. Bu film bu kadar puanı hak etmiyor en fazla 10/6
bu kadar hoş ve doğal bir film daha yoktur herhalde.beni içine gerçekten almayı başarmıştır.defalarca izlesem de asla bıkmayacağım bir film oldu before sunrise.seviyorum
Before Sunrise, Richard Linklater'ın yönettiği ve o zamanın genç oyuncuları Ethan Hawke ile Julie Delpy'nin başrolünde olduğu 1995 yapımı film. Hawke ve Delpy'nin karakterleri Jesse ve Celine, Viyana'ya giden bir trende tanışır ve sohbet ederler. Daha sonra Jesse, Celine'e Viyana'da birlikte inmesini ve bütün gün boyunca sohbet ederek dolaşmalarını ister. Böylece Jesse ve Celine, sabaha kadar Viyana'yı dolaşıp birbirlerini tanırlar. Ortaya da bir aşk doğar.
Before Sunrise'ın konusunu okuduktan ve posterini gördükten sonra bu filmi klişe olan bir festival filmi gibi görmemek çok zor. Ama ben bu filme bir şans verdim ve bilin ne oldu? Before Sunrise, gelmiş geçmiş en gerçekçi ve başarılı romantik filmlerden birisi.
Çünkü bu filmin dramatik veya komedi için yapılmış bir arka hikayesi, klişe elementleri, yasaklar... Kısacası bir romantik filmde kullanılan klişelerden hiçbiri bu filmde yok. Before Sunrise'ın vizyona girmesinden tam 21 yıl geçti ve hala vizyona böyle bir filmin girmemesini görmek oldukça şaşırtıcı. Çünkü Before Sunrise, eşsiz bir film.
Çünkü bu filmde sadece konuşma var. Hiçbir flashback, karakterlerin geldiği üzücü veya komik durumlardan hiçbiri yok. Bu film sadece ana odaklanıyor ve belki de ilk defa, böyle bir romantizmin gerçek hayatta da olabileceğini gösteriyor. Bu filmi izledikten sonra Hawke ile Delpy arasındaki kimyayı görüp onların aşkına inanmamak imkansız neredeyse.
Linklater, bu konuda adeta mükemmel bir iş çıkarmış. Uzun süreli tek çekim olan sahneler, doğaçlama olduğunu hissettiren konuşmalar, karakterleri çok iyi tanıtması... Linklater, bu filmin hem senaristi hem de yönetmeni olarak gerçekten iyi bir iş çıkartmış.
Karakterleri tanımak demişken... Bu filmde 20'li yaşlarında olan iki gencin aşkını görüyorsunuz, en saf haliyle. Yani hiçbir konuya sulanmak yok, kötü çocuk olan erkek karakter ya da sinir bozucu olan kız yok. Bu film, aşkın gerçek hayatta böylesine tutkulu olabileceğinin kanıtı adeta, gerçekten iyi hazırlanmış.
Before Sunrise, izlediğim en iyi romantik filmlerden birisi. Bırakmak istemeyeceğiniz eşsiz bir tadı var. Eğer hala izlemediyseniz kesinlikle kaçırmayın, pişman olabilirsiniz.
açıkcası bu kadar kaliteli oyunculukların süper olduğu izlerken insanın başka dünyalara daldığı ve hiç sıkılmadan izlediği bi film daha olamaz bence dahada yüksek puan almalı en azından 9 puanı mutlaka geçmeli bu film izlemeyen varsa tavsiye ederim kazançlı çıkan siz olursunuz...
inanın yorumların neye istinaden yapıldığını anlayamadım. bende burdaki yorumlara bakarak büyük birhevesle izledim filmi. fakat tam bir hayalkırıklığı oldu benim için. bukadar basit ucuz sıradan bir senaryo olamaz. TVde verilse izlenmeye değecek bir film değil bence. 10/1
Bağımsız sinema örneklerinden olan Richard Linklater filmleri Before Sunrise ve Before Sunset. Birbirinin devamı olan ve oyuncuları sadece bir kadın(July Delpy) ve bir erkekten (Ethan Hawke) oluşan iki film. Film iki karakterin hayata, siyasete, sevgiye, aşka kısacası herşeye dair konuşmaları şeklinde geçiyor. Kadın karakterin dünya sorunları (çevre sorunları, açlık, yoksulluk,savaşlar v.b.), felsefe, kültür, sanat ve siyasete bakışının ve tüm yaşama dair biriktirdiklerinin erkeğe göre çok daha baskın ve tutkulu olduğunu ve erkek karaktere göre bu açıdan çok çok daha fazla eyleme dönük yaşadığının da altını kalın bir çizgiyle çizmek isterim. Bu film(ler) romantik-dram sayılabilir çünkü, aşkın tılsımını içinde taşıyacak kadar romantizm yüklü fakat hayatın gerçekleri iç(ler)inde bolca yer alıyor olması açısından da bir o kadar dramatik. İşte tam da bu açıdan zamanımızın ?gerçek aşkı'nı anlatıyor(lar). Zamana ve mekana meydan okuyacak kadar güçlü bir aşk. Kısacası filmin türü baktığınız açıya göre değişir. Filmde Jesse’nin de dediği gibi ?Bu, hayattaki duruşunuza bağlı, eğer iyimserseniz romantik-komedi ve ?happy end?; yok eğer karamsarsanız dram ve ?worry end?!? Bu açıdan daha da değerli(ler).Benim çok sevdiğim nadide iki filmi, tüm sinefil dostlarıma tavsiye ederim.
Bence kesinlikle harika bir film. Sadece şunu söyleyeyim, aksiyon bekliyorsanız bu filmi pek beğenmezsiniz. Ama o sohbetler, o sohbet konuları, aradaki sessizlikler... Kesinlikle çok hoş. Sadece biraz aksiyon beklemeden kendinizi filmin içine bırakmanız gerekiyor.Ben izleyin derim 9/10
Karakterler rolünü çok iyi oynamış. Oyunculuktan değil o duyguları yaşayan yaşlarda olmalarındandır. İki gencin birbirlerine karşı olan duyguları çok güzel yansıtmış.Gençlik enerjisi; maceracı, duygu merkezli, sonrasını düşünmeyen, içine doğduğu gibi..Sınırsız, kuralsız, içine estiği gibi bir hayatın ancak bir rüya olabileceği ve bunun hayatta karşılığı olamayacağını göstermeye çalıştı.Gün doğmadan filmin gece yaşanması bu gerçeği doğruluyor.Aynen 1001 gece masalları gibi gün doğumuna kadar kısa ve geçiçi olduğudur.Zaten devamı niteliğinde olan "Geceyarısından Önce" olan filminde bu gerçeği daha iyi anlatıyor.Kızın sözleştikleri saatte gelmediğini erkeğin geldiğini. Kızın erkeğe içten hesaplı yaklaşımları, erkeğin daha samimi duyguları gibi gibi işte.İçimize estiği bir hayatı yaşamak.Yok öyle bir hayat.O ancak cennette.Bu duygularla bir hayat ne kadar doğru bir hayat olabilir.Evet belki bir arzu olabilir.Ama karşılığı maalesef bu dünya değil. Zaten yönetmen onu anlatıyor.Gezdiği durduğu birlikte olduğu yerleri sonra sabah gösteriyor. Alın işte gerçek hayat bu işte. Sabah işe giden, kuralların olduğu, faturaların gününde yatırılması gereken bir hayat. Yoksa kuralsız davrandığın takdirde hayat faturayı sana kesiyor. Bedeli ağır oluyor. İnsan sadece soyuttan ibaret bir varlık değil aynı zaman somut gerçeklerle iç içe olan bir varlıktır.Yani demek istediğim şu ki ; Sınırsız, kuralsız özgürlük, arabada hız limitini sonuna kadar basmaya benzer. Sen arabada bu hızı ancak test sürüşünde deneyebilirsin.Yani uygun koşullarda.Trafikte asla bu aracı bu hızda kullanamazsın.
Hayat; Trafikte araç sürmeye benzer. Trafikte; kurallar ne ise gerçek hayatımızda da odur.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.