En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
tersköşeli
Takipçi
78 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
14 Nisan 2024 tarihinde eklendi
Edebiyatı, aşkı, felsefeyi, konuşmayı sevenler için çok tatlı bir film. Filmin asıl olayı diyalogları; kızın entelektüel bir donanımı olması ile sokakta karşılaştıkları durumları yorumlaması, jessinin de buna katılması çok güzel. Viyana.. bu nasıl sanat dolu bir şehir. İstedikleri her yerde ve zamanda rahatça bulunabiliyorlar. Aralarındaki umarsız tutku ise imrenilesi. İyi seyirler ben çok beğendim.
Karakterler rolünü çok iyi oynamış. Oyunculuktan değil o duyguları yaşayan yaşlarda olmalarındandır. İki gencin birbirlerine karşı olan duyguları çok güzel yansıtmış.Gençlik enerjisi; maceracı, duygu merkezli, sonrasını düşünmeyen, içine doğduğu gibi..Sınırsız, kuralsız, içine estiği gibi bir hayatın ancak bir rüya olabileceği ve bunun hayatta karşılığı olamayacağını göstermeye çalıştı.Gün doğmadan filmin gece yaşanması bu gerçeği doğruluyor.Aynen 1001 gece masalları gibi gün doğumuna kadar kısa ve geçiçi olduğudur.Zaten devamı niteliğinde olan "Geceyarısından Önce" olan filminde bu gerçeği daha iyi anlatıyor.Kızın sözleştikleri saatte gelmediğini erkeğin geldiğini. Kızın erkeğe içten hesaplı yaklaşımları, erkeğin daha samimi duyguları gibi gibi işte.İçimize estiği bir hayatı yaşamak.Yok öyle bir hayat.O ancak cennette.Bu duygularla bir hayat ne kadar doğru bir hayat olabilir.Evet belki bir arzu olabilir.Ama karşılığı maalesef bu dünya değil. Zaten yönetmen onu anlatıyor.Gezdiği durduğu birlikte olduğu yerleri sonra sabah gösteriyor. Alın işte gerçek hayat bu işte. Sabah işe giden, kuralların olduğu, faturaların gününde yatırılması gereken bir hayat. Yoksa kuralsız davrandığın takdirde hayat faturayı sana kesiyor. Bedeli ağır oluyor. İnsan sadece soyuttan ibaret bir varlık değil aynı zaman somut gerçeklerle iç içe olan bir varlıktır.Yani demek istediğim şu ki ; Sınırsız, kuralsız özgürlük, arabada hız limitini sonuna kadar basmaya benzer. Sen arabada bu hızı ancak test sürüşünde deneyebilirsin.Yani uygun koşullarda.Trafikte asla bu aracı bu hızda kullanamazsın.
Hayat; Trafikte araç sürmeye benzer. Trafikte; kurallar ne ise gerçek hayatımızda da odur.
Ben bu filmi yorum yapmadan göndermem, gönderemem. Çok tatlı, içten, samimi, candan, sevimli, şirin mi şirin, aynı zamanda oturaklı ve ciddi bir film. Aşık oldum galiba. Kıza değil, filme aşık oldum. Filmin o duruşuna ve felsefesine bayıldım. Sıradan insanların, sıradan bir şekilde başlayan ve sıradan bir şekilde geçirdikleri herhangi bir gece ancak bu kadar eğlenceli, anlamlı ve duygu yüklü olabilirdi. Film sorgulama, düşündürme ve mantık yorma bakımından her türlü size bir şeyler sunuyor. Filmi izlerken boş boş, trene bakar gibi izlemek imkansız. Her saniyesinde onlarla birlikte sizde hayaller kuruyor, sizde düşünüyor, sizde kafa yoruyorsunuz. Film 1 saat 40 dakikalık bir mola gibiydi. Hayatınızla ilgili farklılıklara ve monotonluklara bir bakış açısı, aşkı ve sevgiyi yorumlama açısından bir düşünce tarzı sunuyor. Bazen felsefik yönlere kaçıyor bazen çok sıradanlaşıyor ama hiç yoldan saptırmıyor. Durup birbirlerine baktıklarında şimdi ne düşünüyor, acaba şimdi nasıl farklı bir konuya girecekler diye merakla izledim.
Ben çok fazla romantik ve aşk konulu filmleri sevmeyen biri olarak bu filme bayıldım. Herkese tavsiye ederim. Kendi izlediğim filmlerden hazırladığım Top 250 listemde 93. sırayı verdim gitti bu filme. İyi seyirler... (Criticker Puanım: 78/100 , IMDb: 8/10)
Before Sunrise, Richard Linklater'ın yönettiği ve o zamanın genç oyuncuları Ethan Hawke ile Julie Delpy'nin başrolünde olduğu 1995 yapımı film. Hawke ve Delpy'nin karakterleri Jesse ve Celine, Viyana'ya giden bir trende tanışır ve sohbet ederler. Daha sonra Jesse, Celine'e Viyana'da birlikte inmesini ve bütün gün boyunca sohbet ederek dolaşmalarını ister. Böylece Jesse ve Celine, sabaha kadar Viyana'yı dolaşıp birbirlerini tanırlar. Ortaya da bir aşk doğar.
Before Sunrise'ın konusunu okuduktan ve posterini gördükten sonra bu filmi klişe olan bir festival filmi gibi görmemek çok zor. Ama ben bu filme bir şans verdim ve bilin ne oldu? Before Sunrise, gelmiş geçmiş en gerçekçi ve başarılı romantik filmlerden birisi.
Çünkü bu filmin dramatik veya komedi için yapılmış bir arka hikayesi, klişe elementleri, yasaklar... Kısacası bir romantik filmde kullanılan klişelerden hiçbiri bu filmde yok. Before Sunrise'ın vizyona girmesinden tam 21 yıl geçti ve hala vizyona böyle bir filmin girmemesini görmek oldukça şaşırtıcı. Çünkü Before Sunrise, eşsiz bir film.
Çünkü bu filmde sadece konuşma var. Hiçbir flashback, karakterlerin geldiği üzücü veya komik durumlardan hiçbiri yok. Bu film sadece ana odaklanıyor ve belki de ilk defa, böyle bir romantizmin gerçek hayatta da olabileceğini gösteriyor. Bu filmi izledikten sonra Hawke ile Delpy arasındaki kimyayı görüp onların aşkına inanmamak imkansız neredeyse.
Linklater, bu konuda adeta mükemmel bir iş çıkarmış. Uzun süreli tek çekim olan sahneler, doğaçlama olduğunu hissettiren konuşmalar, karakterleri çok iyi tanıtması... Linklater, bu filmin hem senaristi hem de yönetmeni olarak gerçekten iyi bir iş çıkartmış.
Karakterleri tanımak demişken... Bu filmde 20'li yaşlarında olan iki gencin aşkını görüyorsunuz, en saf haliyle. Yani hiçbir konuya sulanmak yok, kötü çocuk olan erkek karakter ya da sinir bozucu olan kız yok. Bu film, aşkın gerçek hayatta böylesine tutkulu olabileceğinin kanıtı adeta, gerçekten iyi hazırlanmış.
Before Sunrise, izlediğim en iyi romantik filmlerden birisi. Bırakmak istemeyeceğiniz eşsiz bir tadı var. Eğer hala izlemediyseniz kesinlikle kaçırmayın, pişman olabilirsiniz.
Gerçekten duygu yüklü, insanın ruhuna dokunan ve içini ısıtan bir film. Basit ama hepimiz duymak istemediği sıradan hataları seyirciye aktarmaları etkili olmuş. Birbirlerini sevmeleri, güvenmeleri ve dürüst olmaları bir ilişki de bu öğelerin ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor ki zaten filmi de çekici kılan şeylerden bir tanesi de bu.
Bence kesinlikle harika bir film. Sadece şunu söyleyeyim, aksiyon bekliyorsanız bu filmi pek beğenmezsiniz. Ama o sohbetler, o sohbet konuları, aradaki sessizlikler... Kesinlikle çok hoş. Sadece biraz aksiyon beklemeden kendinizi filmin içine bırakmanız gerekiyor.Ben izleyin derim 9/10
filmi güzel yapan kurulan diyaloglar zaten.filmde geçen diyaloglarda da aklımdan geçen düşünceleri bulunca filmi daha da çok sevdim...harika bi film bu yüzden şimdi de filmin devamı olan Before Sunseti izlicem :DD9/10
Aşkın bu denli saf ve duru anlatıldığı kaç film vardır bilmiyorum. Müthiş diyaloglarla geçireceğiniz bir 97 dakika vaad ediyor film. Tren yolculuğu sahnesiyle başlayan film yine bir tren sahnesi ile sona eriyor. Acak iki trenin arasına döşenmiş onca müthiş diyalog sizi aşkın saf haliyle başbaşa bırakıyor. Yirmili yaşlarını yaşayan her gencin mutlaka yaşamak isteyeceği bir deneyim. Ya da hayalmi diyelim bilmiyorum. Yaşayanlar mutlaka çok şanslı. Bu filmi mutlaka izlemelisiniz.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.