En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
l-i-l-a-H
Takipçi
2.129 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
7 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Tarih 90’lı yılları gösterirken kimseyi romantizme inandırmak kolay değildi.Peki ya maymun iştahlıktan değil de hakikaten şartlar yüznden bir gecede sonlanmaya mahkum bir aşk? İşte orada romantizm yakalanabilirdi belki.Richard Linkleater ’da iki genç kahramanını Viyana sokaklarında derin muhabbetlere saldığı filminde bunu yapmıştı ve dönemin en sevilen romanslarından birine imza atmıştı...
Muhteşem. Beklediğimden çok çok iyi. Filmi sayfalarca övebilirim. Oyuncuları, atmosferi, Viyana'yı, senaryoyu, müzikleri, merkezdeki fikri...Filmin içine girebilenler için çok derin bir felsefe teşkil ediyor bana kalırsa. Mutlaka izlenmesi ve hissedilmesi gereken bir film. Ethan Hawke ve Julie Delpy inanılmazlar. Bittikten sonra bir süre kendinize gelemiyorsunuz.
ilişkiler üzerine uzun uzadıya var olan diyaloglar izlerken sıkabilir fakat zaten filmin en önemli özelliği de bu diyaloglarda gizli. hızlı bir film değil bu yüzden diyaloglar hayata ve ilişkilere dair yorumlar içerisinde yavaş ve sakin bir şekilde ilerliyor. 7/10
Bu film herseyiyle 10 puani hak ediyor.İzledigim en mukemmel ask filmlerinden biridir.Devami niteliginde cekilen Before Sunset de mukemmeldir.Unutulmaz bir film.
Başından sonuna kadar bir an olsun susmayan iki karakter var ve evet film bu haliyle fazla geveze.Diyalogların büyük bir kısmı doğaçlama tahminimce ama bu kadar beğenenlerin yere göğe koyamadığı bu diyaloglar iki genç insanın hayat ve ilişkiler üzerine sıradan genel-geçer tespitlerinden fazlası değil.Bu tarz bir yapıma göre de süresi fazla uzun ve hem bir süreden sonra kendini tekrar etmesi,hem de bir an bile susmaması sıkıcı olmaya başlıyor.Özellikle altyazılı izlemek baş döndürücü olabilir bir andan sonra.
Aşkın bu denli saf ve duru anlatıldığı kaç film vardır bilmiyorum. Müthiş diyaloglarla geçireceğiniz bir 97 dakika vaad ediyor film. Tren yolculuğu sahnesiyle başlayan film yine bir tren sahnesi ile sona eriyor. Acak iki trenin arasına döşenmiş onca müthiş diyalog sizi aşkın saf haliyle başbaşa bırakıyor. Yirmili yaşlarını yaşayan her gencin mutlaka yaşamak isteyeceği bir deneyim. Ya da hayalmi diyelim bilmiyorum. Yaşayanlar mutlaka çok şanslı. Bu filmi mutlaka izlemelisiniz.
Before Sunrise, Richard Linklater'ın yönettiği ve o zamanın genç oyuncuları Ethan Hawke ile Julie Delpy'nin başrolünde olduğu 1995 yapımı film. Hawke ve Delpy'nin karakterleri Jesse ve Celine, Viyana'ya giden bir trende tanışır ve sohbet ederler. Daha sonra Jesse, Celine'e Viyana'da birlikte inmesini ve bütün gün boyunca sohbet ederek dolaşmalarını ister. Böylece Jesse ve Celine, sabaha kadar Viyana'yı dolaşıp birbirlerini tanırlar. Ortaya da bir aşk doğar.
Before Sunrise'ın konusunu okuduktan ve posterini gördükten sonra bu filmi klişe olan bir festival filmi gibi görmemek çok zor. Ama ben bu filme bir şans verdim ve bilin ne oldu? Before Sunrise, gelmiş geçmiş en gerçekçi ve başarılı romantik filmlerden birisi.
Çünkü bu filmin dramatik veya komedi için yapılmış bir arka hikayesi, klişe elementleri, yasaklar... Kısacası bir romantik filmde kullanılan klişelerden hiçbiri bu filmde yok. Before Sunrise'ın vizyona girmesinden tam 21 yıl geçti ve hala vizyona böyle bir filmin girmemesini görmek oldukça şaşırtıcı. Çünkü Before Sunrise, eşsiz bir film.
Çünkü bu filmde sadece konuşma var. Hiçbir flashback, karakterlerin geldiği üzücü veya komik durumlardan hiçbiri yok. Bu film sadece ana odaklanıyor ve belki de ilk defa, böyle bir romantizmin gerçek hayatta da olabileceğini gösteriyor. Bu filmi izledikten sonra Hawke ile Delpy arasındaki kimyayı görüp onların aşkına inanmamak imkansız neredeyse.
Linklater, bu konuda adeta mükemmel bir iş çıkarmış. Uzun süreli tek çekim olan sahneler, doğaçlama olduğunu hissettiren konuşmalar, karakterleri çok iyi tanıtması... Linklater, bu filmin hem senaristi hem de yönetmeni olarak gerçekten iyi bir iş çıkartmış.
Karakterleri tanımak demişken... Bu filmde 20'li yaşlarında olan iki gencin aşkını görüyorsunuz, en saf haliyle. Yani hiçbir konuya sulanmak yok, kötü çocuk olan erkek karakter ya da sinir bozucu olan kız yok. Bu film, aşkın gerçek hayatta böylesine tutkulu olabileceğinin kanıtı adeta, gerçekten iyi hazırlanmış.
Before Sunrise, izlediğim en iyi romantik filmlerden birisi. Bırakmak istemeyeceğiniz eşsiz bir tadı var. Eğer hala izlemediyseniz kesinlikle kaçırmayın, pişman olabilirsiniz.
Flm o kadar harikakii :)bütün film diyaloglardan oluşuyor ama okdr hoş ve dogal alatılmışkii zaten cogu yerdee yaa cok hoş demekten kendinizi alamıyorsunuz.. oyunculuk cok harika,sizi direk alıp başka yerlere götürebiliyor.mutlaka izlenmeliii..
Filmin ilk 45 dakikası oldukça akıcı ve hoş.. başrol oyuncuları son derece uyumlu ve başarılı.. ama sonrasında artık yavaş yavaş tekrara başlıyor film.. ayrıca birkaç kez de sapkın diyaloglar geçtiği için filmin yarısından sonra olumsuz düşüncelerim daha da arttı.. fakat final ile filmi tekrar toparlamayı başarmış yönetmen.. finali güzeldi.. sonuç olarak bence abartıldığı kadar iyi bir film değil ama tabiki kötü de değil.. özellikle venedik görüntüleri ve oyuncu performansları için izlenebilecek, güzel bir film before sunrise.. 7/10
Filmin en ilginç yanı tamamen diyalog bazına yerleştirilmiş olmasıdır. Nitekim filmde ne bir zıplama ne bir patlama ne de araba sahnesi görülmektedir. Ustaca yazılmış diyaloglarına hayran kalmamak elde değil. Bir de son sahnelerinde klişelerden kaçınarak, izleyiciyi gözyaşlarına boğmak gibi bir çaba içine girilmemiş. Şimdiye dek çekilmiş dünyanın en diyalektik aşk filmi. Kesinlikle izleyiniz...
film güzel kötü diyemem ama bütün film boyunca konuştuda konuştular araya yabancı neredeyse hiç kimse girmedi sadece ikisi konuştu durdu bazı sahneler hoştu yemek masasında birbirleriyle telefonda konuşuyo gibi yapmaları güzeldi iyi film...
Ben bu filmi yorum yapmadan göndermem, gönderemem. Çok tatlı, içten, samimi, candan, sevimli, şirin mi şirin, aynı zamanda oturaklı ve ciddi bir film. Aşık oldum galiba. Kıza değil, filme aşık oldum. Filmin o duruşuna ve felsefesine bayıldım. Sıradan insanların, sıradan bir şekilde başlayan ve sıradan bir şekilde geçirdikleri herhangi bir gece ancak bu kadar eğlenceli, anlamlı ve duygu yüklü olabilirdi. Film sorgulama, düşündürme ve mantık yorma bakımından her türlü size bir şeyler sunuyor. Filmi izlerken boş boş, trene bakar gibi izlemek imkansız. Her saniyesinde onlarla birlikte sizde hayaller kuruyor, sizde düşünüyor, sizde kafa yoruyorsunuz. Film 1 saat 40 dakikalık bir mola gibiydi. Hayatınızla ilgili farklılıklara ve monotonluklara bir bakış açısı, aşkı ve sevgiyi yorumlama açısından bir düşünce tarzı sunuyor. Bazen felsefik yönlere kaçıyor bazen çok sıradanlaşıyor ama hiç yoldan saptırmıyor. Durup birbirlerine baktıklarında şimdi ne düşünüyor, acaba şimdi nasıl farklı bir konuya girecekler diye merakla izledim.
Ben çok fazla romantik ve aşk konulu filmleri sevmeyen biri olarak bu filme bayıldım. Herkese tavsiye ederim. Kendi izlediğim filmlerden hazırladığım Top 250 listemde 93. sırayı verdim gitti bu filme. İyi seyirler... (Criticker Puanım: 78/100 , IMDb: 8/10)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.