Sil Baştan
Ortalama puan
4,4
4303 Puanlama

568 Kullanıcı yorumları

5
195 Eleştiri
4
225 Eleştiri
3
42 Eleştiri
2
62 Eleştiri
1
25 Eleştiri
0
19 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
l-i-l-a-H
l-i-l-a-H

Takipçi 2.129 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
5 Temmuz 2006 tarihinde eklendi
2 yıl bekledikten sonra nihayet bugün seyredebildim filmi.tüm anlatılan 'şehir efsaneleri' doğru çıktı.evde seyretmekten kurtulduğum için çok mutluyum :)) zaten carrey 'aydaki adam' , 'truman show' ve 'majestic' ile beni ciddi rollerde de görmeye alışın diyordu...
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
25 Haziran 2009 tarihinde eklendi
güzel film.başyapıt mı'değil.dokuz puanlık mı'değil.başlarda farklı gibi duran konusu bir düşününce son on yılda benzerlerine oldukça rastladığımız bir altyapı üzerine kurulmuş.jim carrey ve kate winsleta laf yok,kariyerlerindeki en aykırı rollerden birine soyunmuş ikisi de,özellikle jim carrey.çekimler,mekanlar,o kötümser hava iyi yansıtılmış,karakterler iyi oturtulmuş diyebiliriz.dediğim gibi herkesi peşinden sürükleyecek ve çok beğenilmesi gereken bir film kesinlikle değil bence,geri dönüşlü kurgulara dayanamadığımızdan böyle oluyor.
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
22 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
Konusu ve senaryosuyla klasik filmlerden ayrılıyor başından zaten.Gerçekten ilginç bir senaryosu var,ben çok fazla etkilenmedim bir türlü içine giremedim filmin ama kötü,berbat diye de eleştirmicem kesinlikle çünkü gerçekten değişik bir film ve bazı şarkılar nasıldır hani ilk dinlediğinizde kötü gelir sonradan alışır ve bayılırsınız bu da öyle bişiy ama ilkinde bana etkisiz geldi biraz sıkıldım doğrusu..7/10
Mert H
Mert H

Takipçi 1.646 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
1 Ocak 2026 tarihinde eklendi
Acı verse bile yaşanmış bir aşk silinmeli midir? Romantik ve dram filmleri içerisinde özgünlüğü ve akılda kalıcığı ile önemli filmlerden biri olduğunu düşünüyorum. Eksiksizliğe çok yakın, güçlü bir yapıt.
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.470 değerlendirmeler Takip Et!

2,5
3 Temmuz 2011 tarihinde eklendi
bu filmin bu kadar yüksek puanlarda seyretmesine çok şaşırdım. Jim carreyin olağanüstü oyunculuğu dışında asla bu puanı haketmeyen bir yapım. Filmin doğru düzgün sonucu bile yok 5/10
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
23 Aralık 2006 tarihinde eklendi
3 kere izledim ne zaman canım istese koyup izlerim tekrar tekrar izlenecek arsivlik tam bir basyapit izlemeyenlet ilk isiniz gidip bu filmi izlemek olmali bence...
Ilknur K
Ilknur K

Takipçi 1.258 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
28 Şubat 2009 tarihinde eklendi
Film kendine özgün senaryosu ile oldukça başarılı. çok kareler karışık gelebilir ama hepsinin bir anlamı var.
JeanClaudeVanDamme
JeanClaudeVanDamme

Takipçi 1.209 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
26 Ekim 2012 tarihinde eklendi
Aslında izlediğimiz filmler arasında duygusal yoğunluğa sahip olanları birebir seyircinin yaşanmışlıklarına borçlu oluyor aldığı tepkileri.İşte ''Eternal Sunshine of the Spotless Mind'' da o filmlerden bence.Özel hayatımda bu filmi görüp etkilenecek bir şey yaşamamış olmam,ya da filmle gerçek hayatı (her ne kadar birbirlerinden beslenseler de) birbirinden ayırmış olmamdan dolayı duygularıma hitap ettiğini söyleyemem.Nasıl ki ''Twilight'' ergen gençlik için bir başyapıt değerinde ve hakettiği sinemasal değerin çok üstünde bir algılanışa ve imaja sahipse bu film de daha çok kadın seyircinin gönlünü çalmakta çok başarılı olduğundan içinde abartının da bolca bulunduğu övgüler almakta yıllardır.Jim Carrey ve Kate Winslet'ın harika uyumu,ilginç ve başarılı kurgusu ve Charlie Kaufman'ın gerçekten çok iyi senaryosuyla sadece iyi bir aşk filmi bence.Daha fazlası değil.
odinhan
odinhan

Takipçi 1.029 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
4 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Başyapıt yorumları gerçekten de çok garip..Şaşırmamak elde değil...Senaryosu basit ve düzensiz,anlatımı zayıf..Ne aşk ne psikolojik ne komedi nede dram sınıfına girebilecek allak bullak sadece 2 çok kaliteli oyuncunun biraz çabaları ile bir kaç adım katedebilmiş,bu 1.5 saat bitsede kalksak diyeceğiniz türden vasat bir film.10/6
Chev
Chev

Takipçi 952 değerlendirmeler Takip Et!

0,5
15 Şubat 2007 tarihinde eklendi
gzl konu gzl film gzl oyunculuk cok iyi di
Ahmet Büke
Ahmet Büke

Takipçi 935 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
14 Eylül 2021 tarihinde eklendi
hafızalarını sildiren sevgililerin ilgin hikayesi… mutlu sonlu.. Ara ara baysada Sürükleyici denebilir.. Konu çok orijinal.. Kadro çok çok iyi
Demirtas
Demirtas

Takipçi 888 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
19 Nisan 2007 tarihinde eklendi
Büyük bir çoğunlukla karşı düşüncedeyim. Maalesef bu film hiç beklediğim gibi çıkmadı. Onca olumlu yorumdan sonra karşımdaki beni hiç cezbedemeyen bir film buldum. Bence son derece vasat bir film.
ozzy-badd
ozzy-badd

Takipçi 831 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
3 Ocak 2010 tarihinde eklendi
orjinallik var ama orjinal olacak diye saçmalamişlar olmamış.winslet da olmasa hiç izlenecek gibi deil bence. :S.
kuzularynsessizli-i
kuzularynsessizli-i

Takipçi 804 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
27 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
Ben böyle filmler izlemek istiyorum. Zekice, dahice, benzersiz bir şekilde kurgulanmış filmler. İçinde barındırdığı güzelliklerden dolayı 10 geriye kalnı için 9 veriyorum. Yani eğer verdiğim iki puanı ikiye bölerseniz 9.5 puan vermiş oluyorum ama 9.5 olmadığı için ben de 9 veriyorum.
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
21 Ekim 2010 tarihinde eklendi
uğur tazegül.................tolga_taze24@hotmail.comfilm hakkındaki yorumumO meşum elmayı yediğimiz günden beri kurtuluşumuzu bekliyoruz. Gerçeğin dayanılmaz ağırlığının yarattığı acılardan özgürleşmemiz için dili, dini, sanatı yarattık. Acıya dayanamayan aciz yaratıklar olarak yapamayacağımız ya da dönüştüremeyeceğimiz şey yok. Yasak elmanın tadı dahil her şeyi 'sil baştan' kurgulamak istemez miyiz? Ya da tüm evrenin bir 'beyaz tahta' olmasını düşlemeyenimiz var mı? Katlanılmaz gerçek bizi hep zorluyor, öyle ki elimizdeki tek silahı ona karşı çeviriyoruz: Unutmak adını verdiğimiz o tatlı düş içimizi gıdıklıyor her defasında. Oysa 'gerçek' dev bir sarkaç gibi hep başımızın üstünde ve hep öyle olacak.O zaman nereden başlamalı? 2004 Şubatının soğuk geçen Sevgililer Gününden mi, Mantouk treninin gizeminden mi; Abelard ile Heloisein aşklarının kuantumundan mı yoksa unutmanın metafiziğinden mi? Bu soru Eternal Sunshine of the Spotless Mind için geçerliyse, tüm başlangıç noktaları filmin döngüsel kurgusu içinde aynı yere isabet ediyor: Bir başlangıç noktası. Ama her başlangıç acaba sandığımız kadar yeni mi?'Neden bana ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum' diye kendisine bu soruyu yüzlerce kez sorduğu belli olan kahramanımız Joel ile ilk kez soğuk ve keyifsiz bir sevgililer günü sabahında tanışıyoruz. İçe kapanık ve karamsar bir sabah bu. Hayatını yalnız geçiren insanlara acı vermekten başka bir şey yapmayan o günün sabahı onun için kötü başlıyor. Nedense bir tuhaf hissediyor kendisini. Yalan söyleyip işe gitmiyor ve Mantouka giden trene atlıyor. Deniz kenarına vardığında artık biraz daha rahat. Kendisi gibi bugünü yalnız geçiren bir kadın olan Clementine ile de ilk tanışmamız burada gerçekleşiyor. Ayazın insanın iliklerine işlediği bu deniz kenarı ile yeniden karşılaşacağız. Ama henüz değil. Joel ve Clementine gibi biz de yeni başladık öyle değil mi?Şimdi bir trenin içindeyiz. Clementine açıkça Joele yaklaşıyor. Joel utangaç ve gözleri yerde, elinde hiç bırakmadığı günlüğü. Her sayfasında hayatının izlerini görebileceğimiz bu günlük Joel için bomboş. Tıpkı hayatı gibi. Ne bir renk, ne bir heyecan ne de bir sürpriz. Clementine ise canlı, saçları gibi rengarenk. Sinemada nadir görebileceğimiz özgüven sahibi kadınlardan sanki. Ama tatlı değil, bu kelime nedense sinirini bozuyor. Tıpkı Joelin kibarlığının eş zamanlı olarak sinirini bozduğu ve çok hoşlandığı gibi. İnsanoğlu sevdiği şeylerden aynı zamanda nefret eden nadir bir tür. İsminin anlamı gibi şefkat dolu mu bilinmez ama içi dışı bir, ne aklına gelirse onu yapıyor. Joelin güvenlik arayıcı tarafını yada tutukluğunu ilk başta göremiyoruz Clementinede. Joel ise daha sakınıyor kendisini. Buzların üstünde yürürken daha fazla ileriye gidemiyor, korkuyor, güvenlik arıyor. Oto-kontrolü her zaman devrede. Kendisini zamanla Clementinee bırakacak ama daha zamanı var.İki farklı karakterin bir elektrik akımına tutulmuşçasına birbirlerini çektikleri sıradan bir öykü işte diyoruz. Dememize kalmıyor, bir anda sinema tarihinin en duygusal ve en gerçekçi filmlerinden biriyle baş başa kalıyoruz. Türler arasında dans eden bu film aşkın bilimkurgu hali sanki: Metafizik olduğu kadar gerçekçi.Unutkanlar şanslıdır,çünkü hatalarını kendileri çekmezlerMilan Kundera Gülüşün ve Unutuşun Kitabında Stalin dönemine ait bir anekdot sunar: Stalin yoldaşı saydığı bir yazarı, sistemin eleştirisini yapmaya başladığı vakit gözden çıkarır. Bunu da tarihi yeniden kurgulayarak yapar. Pasternakın aleyhine tüm delilleri bir araya getirir, onu hafızalardan silmeye çalışır, beraber yan yana göründükleri fotoğraflardan onu çıkarır. Onun için kaliteli bir silgi, büyük yazarı toplumsal hafızadan silmek için yeterlidir. Stalinin trajediden komediye dönüşmüş bu gerçek bilimkurgusu (!), Eternal Sunshine of the Spotless Mindda 'kişisel tarihe' uygulanır.Oysa insan unutamaz: Çünkü sever, terk edilir, boşlukta kalır, acı çeker. Gelip geçici, havada asılı kalan ilişkiler es geçilebilir; ancak unutamamak gerçek aşka içkindir. Joel gibi aşkı yaşayanların ise unutma şansı yoktur; bir sabah uyandığında hiçbir şey hatırlamamayı, 'sil baştan' hayatı yeniden hissetmeyi dilese de. Yalnız bir 'deux machine' sağlayabilir bunu. Bir umut hediye alıp Clementinein yanına gittiğinde ve eski sevgilisinin bomboş gözleriyle karşılaştığında yapay bir 'Tanrının eli'yle yüzyüze kaldığını ne Joel anlar, ne de biz. Ne zamanki Rob ona Clementinein sırrını açıklar, o zaman Joel unutmanın cazibesine kapılır. Clementinein o yokmuş ve onu hiç tanımıyormuş gibi davranmasının ardındaki Tanrısal mucize, Latincede 'kayıp' anlamına gelen Lucana şirketidir. Stalinin hayalini bir tüketim toplumunda gerçekleştiren ve insanların hafızlarından silmek istediği ne varsa silen bu şirket Clementinein Joele dair anılarını bir kalemde silmiş ve ona 'yeni bir hayat' sunmuştur. Duyduğu öfke ile soluğu Lucanada alan Joel tüm prosedürleri kabul eder, bir çırpıda Clementinee ait olan eşyaları toplar, gece yatağında silinmeyi bekler.Ve her şey böyle başlar. Şirketten Frank, Patrick ve Mary bir mutfak robotunu çalıştırıyorlarmışçasına Joelin beyninin içine girerler. En başta silinen anılar onu en çok rahatsız edenlerdir. İlişkisinin tükenmeye başladığı, bir zamanlar aşık olduğunu 'unuttuğu' zamanlara ait olan son anılar kolaylıkla silinir gider. Bir hınçla kavgalardan, şüphelerden, şeytanın ayrıntılarda gizli olduğu çelişkilerden ve ağır gelen sorumluluklardan kurtulur. Nietzchenin unutuşa dair sözlerini Marynin ağzından duyacağımız gibi hatalarını çekmemek adına unutarak şanslılar arasına katılmayı arzular.21. Yüzyılda Bir Abelard ve HeloiseAncak sevdiği kadının gerçeğine döndüğü vakit Joel de, biz de diğerlerinin farkında olmadığı bir yere yolculuk yaparız: Kalbine. Yemek yiyen ölü çiftler haline nasıl geldiklerini ve aslında Clementinein hayatının nasıl eksilmeyen bir parçası olduğunu anlayan Joel hayati bir karar alır. Clemetinei unutmak istemez. Onu unutmaktan vazgeçer ve Clementine için beyninin bir köşesinde diğerlerinin dokunamayacağı ya da erişemeyeceği bir yer arar. Clementinee daha önce açılamadığı kadar açıktır artık; en kirli, en çocuksu ve en utanç verici anılarının arasında birlikte koşarlar, kimlikleriyle dans ederler ve en mahrem yanlarıyla baş başa kalırlar. Beyninin ve kalbinin labirentlerinde dolaşırken sevgilisi için yapamayacağı şey yoktur. İşte o anda 21. yüzyılın sınırlarını aşarlar ve 12. yüzyılın en unutulmaz hikayelerinden birine dönüşürler. Bu yüzyılın ilk çeyreğinde gezindiğimiz iç kulvarlarda entelektüel ve içe kapanık Joel bir Abelard, içinde fırtınalar kopan kafası karışık Clementine artık bir Heoloisedir. Joelin Clementinei koruma ve başkalarının gözlerinin tecavüzünden onu kaçırma arzusu Abelard ve Heloisein sonsuz aşkının destansı öyküsüne öykünür. Joel beyninin içinde her yakalandığında Clementine için başka bir alan bulur; gerçek hayatlarında yapamadıkları şekilde tüm kimliklerinden ve cinsiyetlerinden soyunurlar. Şimdi gerçek anlamda konuşmaya ve birbirlerini tanımaya başlamışlardır; birbirlerinin sınırlarını, zaaflarını tanıyarak ve unutmamanın en 'ahlaki' seçim olduğunu kanıtlayarak. O zaman Marynin bir zamanlar aşık olduğu, sildirmesine rağmen unutamadığı Dr. Mierzwiaka dizelediği, Popeun Abelard ve Heloise şiirinin mısraları anlam kazanır:'Ne mutludur suçsuz bakirenin dostlarıUnutulan dünyadan, dünya unuturkenLekesiz zihnin sonsuz gün ışığınıHer dua kabul olunmuş ve her istek bırakılmış'Beni Mantoukta BekleBeyninin içinde ilişkisinin en başına döndüğünde artık Joel Clementinei unutacağını bilmektedir. Zihninde Clementinee ait olan ne varsa, Mantouktaki deniz kenarında sığındıkları evin üstlerine çökmesi gibi son bulmaktadır. Ama ya aşk? Clementinein son cümlesine karşılık Joel sabah uyandığında hafızası tertemiz olmasına rağmen sebepsiz sandığı bir şekilde Mantouka giden trene biner. Başlangıca döndüğümüz o an, en başta gördüğümüz ve kabul ettiğimiz gerçeklik biz izleyiciler için yeniden kurgulanır. Olayları aynı dizi içinde izleriz ama artık anlamları farklıdır. Tıpkı kahramanlarımızın Marynin dağıttığı müşteri dosyalarındaki gerçeğin farkına varmaları ve gerçekliğe yeni bir bakış açısıyla bakmaları gibi. Kendi konuşmalarını dışarıdan bir yabancı gibi dinledikleri o dakikalar, aslında hiç olmadıkları ya da olmak istemedikleri bir insana nasıl dönüştüklerini anladıkları bir 'aydınlanma' anıdır. Farklılıklarına ve zaaflarına karşı geliştirdikleri önyargılı tutumları aşarlar, çünkü her ne kadar ne olduğunu hatırlamasalar da, içlerinden bir ses hatalı olabileceklerini fısıldamaktadır.Aşkın en dokunaklı, en gerçekçi ve en gerçeküstü hallerini yaşamış bu ikili yoluna devam edecektir. Birbirlerini çekmişler, itmişler ve tekrar birleşmişlerdir. Tıpkı atom altı dünyadaki iki farklı fotonun hızlı bir baş dönmesini andırır şekilde birbirini çekmesi, itmesi ve yeniden çekmesi gibi. Ancak tek bir farkla. Daha sakin, daha hoşgörülü, farklılıkları gözeterek ve onları koruyarak. Ve artık 'unutmanın en iyi intikam' olduğunu bilerek...Yapım Üzerine Notlar Film John Malkovich Olmak ve Adaptation filmlerinin dahi senaristi Charlie Kaufmann tarafından yazıldı ve çocuksu dünyasını izleyicilerle paylaşan Michel Gondry tarafından yönetildi. 2004 yapımı film En iyi Özgün Senaryo Oscarına sahip.Filmin yapım öyküsü ise hayli ilginç. Gondry, Charlie Kaufmannı arkadaşlarıyla çıktığı bir yemekte yakalıyor ve ona bir zarf sunuyor. Kaufmann açtığı zarfta aynen şu ifadeyle karşılaşıyor: 'Bir gün bir mektup alsanız ve içinden tanıdığınız birinin hafızasından silindiğinizi belirten ve onunla bir daha temas kurmamanız gerektiğini yazsa ne yapardınız ? Fikri çok seven Kaufmann üç yıl boyunca bu film için çalışıyor ve çıkan sonuç bir dehanın eseri olarak kimseyi şaşırtmıyor.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler