En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Osman erzurumluoğlu
51 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
8 Mart 2026 tarihinde eklendi
Yalnızlığın ve geçmişe duyulan özlemin bir arada sunulduğu bir film. İyi bir kariyer olabilir, iyi bir düzen olabilir ama iyi bir keskeler bulutu olamaz. İnsanı şaşırtan ve etkisinden çıkılması zor bir film.
Psikolojik unsurları, içsel yaşantıları konu almak ve oyuncunun kendisiyle konuşması sinemada zordur. İshak'ın yaşamının içerisinde yolculuk yapıyorsunuz filmi izlerken. Hepimizin bir kenara çekilip hayatı sorguladığımız, olan biteni olgun gözüyle bir daha irdelediğimiz, kendimize dışarıdan gelen yorumları değerlendirdiğimiz dönemleri olur. Burada yaşlı bir profesör tutuyor kendisine aynayı. Ayna sembolü sinema için olağanüstü. Bergman filmlerinde insana dair yolculuklar yapmayı seviyorum.
Sinema tarihinin en iyi filmi budur şüphesiz. Kafkaesk bir atmosfer nasıl yaratılır? İzleyin derim. Bu filme çok şey yazılır ama hepsi öznel olur , çünkü sanat filmi dediğimiz şey zaten sadece yönetmenin filmden ne anladığı değil yönetmenin dünyaya bakışının kendisidir. O yüzden Bergman biraz sıkıcıdır ama bu film dünya tarihin en iyi filmidir. Ayrıca bir film sıkıcı olsa da her zaman seyredilir hem bu film özelinde hem de insanların sürükleyici değil diye film eleştirisi yapma saçmalığına eleştiri anlamında yazdım. Varol Bergman!
geçmişteki olayları flashback olarak hatırlayan rüyalarında gören yaşlı bir doktorun ölüm korkusu, iişkilerini gözden geçirmek, hayatta ne yapıp ne aldığınla ilgili düşünmesiyle izleyiciyi de bu temaları düşündüren siyah beyaz harika bir film.
İngmar Bergman'ın yalnızlık başyapıtıdır.Bundan yıllar, asırlar sonra, öyle bir zaman gelecek ki, dünya üzerinde bazı filmler ve yönetmenler unutulup gidecekler.Ancak içlerinden bazılarının tarih yapraklarından silinmesi mümkün olmayacak.Bunların başında, İngmar Bergman ve geride bıraktığı filmler geliyor.Bir yönetmenin böylesine kalıcı olabilmesinin tek yolu; kendi sinematografik dilini geliştirerek yönettiği filmlerde öznel dil ve anlatım biçimini kullanabilmesinden geçiyor. Bugün bronenosets potemkin ve orson walles'in citizen kane'si modern sinemanın mihenk taşı olmuş ve kendisiden sonra gelen nesil için başlangıç noktası sayılmışsa, bergman'da günümüzün en büyük yönetmenlerinden Tarkovksy, Woody allen, Lars von trier ve David lynch'e varana kadar bir çok yönetmene ilham kaynağı olmuştur.Bergman'ın sinema dili genellikle alegoriktir ve çoğunlukla simgesel anlatımlarla, metaforlarlarla bezenmiştir. İşte böyle usta bir yönetmenin kendi benliğinde yoğurup bize servis ettiği film yaban çilekleri.Gizli bir sığınağınız, kaçacak bir yeriniz, kendinizi iyi hissettiğiniz bir yer varsa eğer ona bu benim yaban çileği bahçemdi diyebiliyorsunuz.Çünkü yaban çilekleri gerçek hayatta; mesela bir orman yürüyüşünde aniden karşınıza çıkıp sadece size sunulan bir hediye gibi ellerinize bırakabilir kendisini.Yurttaş Kane filmini izlerken izleyicinin hissettiği bazı duyguları bu filmde de hissetmesi muhtemel gibi geliyor bana, böylesi bir durum iki film arasında da hikayeyi anlatım tarzı bakımından bir yakınlık kurulmasına yol açabiliyor.Yurttaş Kane filmindeki Rosebud nasıl geçmiş günlerde kalan güzellikleri,özlemleri,yaşanmış ve yaşanılamamış olan bir çok şeyi ifade ediyorsa Yaban Çilekleri de geçmişe duyulan aynı özlemi anlatmakta.Hatta filmde sonlara doğru görülen bir düş sahnesinde “Yaban çilekleri bitti.” cümlesi bu özleme ya da bazı şeyler için biraz da geç kalındığına dair bir gönderme olarak alınabilir mi?Filmin çok iyi başarmış olduğu diğer bir olayda siyah-beyazda çok zor olan ton kontrastı ,ışık karanlık dengesi gibi siyah – beyaz sinema için olmazsa olmazları çok iyi kotarmış olması.Oyunculuk için söylenebilecek tek bir söz bile bulamıyor insan izlediğinde.Victor Sjöström tek başına bir oyunculuk resitali sunmuş,bizlerede bunun keyfini sürmek düşmüş.İnsanı izlediğinde çok etkileyen filmler vardır.İzlendikten sonra iz bırakır,bazı şeyler eskisi gibi olmaz.Bir çok filme burun kıvırmaya başlar, zor beğenirsiniz.İzledikten sonra izlemeden önceki siz değilsinizdir.İşte Yaban Çilekleri de öyle bir film.Belki de çağımızda bir çoklarına ulaşılmaz gelen , hatta hiç yaşamadığımız dediğimiz mutluluk yaşamın basitliğinde gizlidir.Bergman filmiyle bizi sadece kuzey avrupa insanının hayatına değil tüm insanlığın hayatına dair bir yolculuğa çıkarır.Filmin sonunda da sorar: yalnız olduğumuz için mi benciliz, bencil olduğumuz için mi yalnızız.Cevabı filmin tamda içinde kendi duygu ve düşünce ışıklarıyla sorgularsanız hayattan bir ders bile çıkarabilirsiniz.'' İnsanlarla olan ilişkilerimizde, temelde onların karakter ve davranışlarını tartışır ve değerlendiririz. İşte bu yüzden, bu sözde ilişkilerin tümünden kendimi geri çektim. Bu benim yaşlılık günlerimi daha da yalnız kıldı.Hayatım ekmek ve tereyağı için yorulmadan çalışmakla başladı ve bilim aşkıyla sona erdi.'' 10 / 9.4
Biraz "Citizen Kane" havası. Tabii ki ayrıştıkları pek çok nokta var. Ama temel okumaya göre ikisinin de temelinde "çocukluğa, gençliğe özlem" yatıyor, en basit haliyle. "Yaban Çilekleri"nde körü körüne bir özlemden bahsedemeyebiliriz aslında. Daha farklı şeyler de var çünkü. Bergman oyuncularıyla, çekimleriyle, kurgusuyla kaliteyi yakalamayı başarıyor yine kolaylıkla. Kadroda en dikkat çeken isim şüphesiz Sjöström. Önemli klasiklerden bir diğeri. Belki biraz da kişisel bir film, en azından bazı açılardan. Bergman bu filmi çektiğinde çok da yaşlı değil zaten Isak gibi. Sürükleyici, Bergman'ın bazı eserlerine nazaran izlenimi daha kolay olan bir film.
Bergmanı bu filmle tanıdım.Az önce bitirdim filmi ve gayet beğendiğimi söyleyebilirim.İsveç sinemasının en iyi filmlerinden biri.Sinemada yaşlılık üzerine yapılmış en iyi film bence.Yaşlı bir adamın ağzından filmi izlemek çok zevkli bişey oluyormuş.Oyunculuklar çok iyi ayrıca.Kesinlikle herkese tavsiyemdir.Mutlaka izleyin.
Bergman sinema tarihinin en iyi yönetmenlerinden biri şüphesiz.. izlediğim en iyi filmi kesinlikle "the silence (sessizlik)".. 1963 yılında çektiği bu harika film sitede olmadığı için burada belirtmek istedim.. yaban çilekleri filmi ise beni şaşırttı biraz.. sessizlik filmindeki derinlik ve yoğun etki bu filmde yok bence.. sonuç olarak "sessizlik" 10/10, yaban çilekleri 5/10..
Bergman filmlerinde gereksiz bir durgunluk var onun dışında gayet değişik ve izlenebilir filmlere sahip.Yönetmen bu filmde bir insanın kendiyle,geçmişle hesaplaşmasını çok farklı ve başarılı bir şekilde anlatmış.Sabır gösterecekler için önerebileceğim bir film.
bazıları sanattan anlamadığımı düşünebilir ama bu yorumu, benim gibi sinemada görsel şölenin ön planda olması gerektiğini düşünenlere bir uyarı olması açısından yazıyorum. daha önce izlediğiniz siyah-beyaz filmlerden hiç zevk alamadıysanız "ama bu farklıdır heralde" diye umut edip izlemeye kalkmayın. bunların hepsi birbirinin aynı. çünkü o zamanlarda sinema böyle bi şeydi. zamanına göre belki de bir başyapıt ama günümüz yönetmenlerinin sinemaya kattığı bakış açılarına sahip biri olarak izleyince, filmin sonunu getirmek için kendinize yaptığınız eziyete üzülüyorsunuz.
diğer bütün siyah-beyaz filmler gibi görsel zevkten çok uzak, izlerken size hiçbir şey katmadığını her dakikasında hissettiren bi film. bunu izler izlemez, personayı da izlemeden sildim.
kardeşim filmi izlerken bergmanın sadece bir yönetmen olmadığını anlıyorsunuz..yaşamın gizemini heybesinde barındırıyorda zaman zaman biz zavallı arayışta olanlara zerdüşt gibi azar azar, bizim sınırlarımızı bildiği için kapasitemiziz fazla zorlamak istemezcesine, serpiştiriyor senaryolarına..filmleri psikanaliz dersleri gibi ömrü elverseydide her konu hakkında birşeyler yapsaydı da ömlmeden bizi erdemlere boğsaydı..
Yaşlılık,yalnızlık ve geçmişle hesaplaşma yla ilgili derin anlamlar taşıyan estetik bir ingmar bergman başyapıtı'gerçekten etkileyici bir klasik?Ayrıca filmin atmosferi ve görselliği görülmeye değer?-Cezam ne olacak ?-Her zaman ki gibi,Yalnızlık?Sadece bu replik bile filmi izlemeye bir neden'10/10 ...
Filmin ana teması belli hemen hemen herkeste aynı duyguları uyandırıyor.Bu kadar gerilimli sahnelerle ,rüyalarda ve flashbacklerde vermiş oldugu yalnızlık ve korku hissi sanırım daha uzun süre unutulmayacak.Bir diğer ayrıntıysa filmin isminin neden yaban çilekleri olduğuydu?Filmin sonunda ilk aşkının daha fazla yaban çileği kalmadı demesi aslında bir çok şeyi de açıklıyor...izlediğim binlerce film arasında sanırım en vurucu,etkileyici olan olarak kayda geçecek ,etkisini üzerinizden atmanız çok zor...10/9
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.