Hesabım
    Kurdun Günü
    Ortalama puan
    3,2
    66 Puanlama
    Kurdun Günü hakkında görüşlerin ?

    16 Kullanıcı yorumları

    5
    1 Eleştiri
    4
    5 Eleştiri
    3
    3 Eleştiri
    2
    4 Eleştiri
    1
    2 Eleştiri
    0
    1 Eleştiri
    kuzularynsessizli-i
    kuzularynsessizli-i

    Takip Et! Takipçi 804 Eleştirisini Oku

    0,5
    2 Ocak 2011 tarihinde eklendi
    Ustanın pek beğenmediğim filmlerinden...10/7
    martinscorsese
    martinscorsese

    Takip Et! Takipçi 123 Eleştirisini Oku

    3,0
    2 Şubat 2018 tarihinde eklendi
    Haneke'nin standart konusu burada da var. "Burjuva sınıfı güvenli hayatını kaybedince ne hale gelir." İyi bir film ama yönetmenin diğer filmlerine göre zayıf halka diyebilirim. Bundan önce "AŞK" veya "Ölümcül Oyunlar'ı" izlemenizi tavsiye ederim.
    bluevelve
    bluevelve

    Takip Et! Takipçi 115 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Temmuz 2006 tarihinde eklendi
    Haneke'den Fransa kehanetleriGörülmez bir gelecekte, yaşanması bir ihtimal olarak düşünülebilecek bir afetin, tam ortasına savuruyor, sıra dışı Fransız yönetmen Heneke bizleri. 2003 yapımı filminde yönetmen, bir kehanette bulunuyor adeta ve günümüzün güçlü, etkin ve yetkin Fransa'sını bir anda üçüncü dünya ülkelerinin suretine büründürüyor. Her daim zerafeti ve demokrasi ile hoşgörü birikimi açısından kendi ile övünen halkı da adeta, barbarlara dönüştürerek, yaş.mak için başkasının yaş.masını hiçe sayan ve bir dilim ekmek için ölüme yol açan, dönüşüm geçirerek medenilikten ve uygarlıktan soyutlanan yaş.m biçimlerine eviriyor. Hiç kuşkusuz bunu yaparken de, izlediği rota bir hayli karanlık ve kasvetli evrelerden geçiyor. Geleceğin bilinmezliğinden feyz alındığı ve bunun da sonuna kadar kullanıldığı hissediliyor.Her şey bir ailenin kentten kaçarak köye, kendilerine ait evlerine gitmeleri ile başlıyor. Ve evde istenmeyen misafirler ile karşılaşılması ile trajedinin fitili ateşlenerek çarkların dönmesi hızlanıyor. Yitirilen birey ve yola düşmek durumunda bırakılan iki çocuklu annenin yaş.m mücadelesi, gerçeğin ağırlığında ezilen yaşa.lar olarak resmediliyor. Filme de ki olasılık olarak verilen, güçlü bir devletin ansızın içine düştüğü ekonomik buğran, toplumdaki çözülmenin açığa çıkmasına ve insan olma bilincinin yitirilerek, kişiliğin ve inançların erimesine neden olması; bir yandan oldukça ağır bir bezginlik atmosferi altında verilirken diğer yandan da, çaresiz insanlardan ve çaresizliğin pençesinde şekillenen davranışlar olarak yüzeye çıkan yansımalardan sarsıcı kesitler sunuluyor. İnsanın tüm diğer insanlarla bağlarının ansızın kesilmesi, yaş.ma yenilmemek için kendi varlığını muhafazaya alma gayretleri ve yardımlaşma duygusunun ansızın törpülenmesi, Heneke'nin belki de; refah toplumunun ansızın gelebilecek bir şok dalgasında ne hale gelebileceğini göstermesi, hem kurulu düzenlerin ve kemikleşmiş düşüncelerin ne kadar çabuk ters yüz olduğunu hem de, gelişmiş olsun yada gelişiyor, karşılaşılan sorunlarda gösterilen insan tepkisinin benzerliği vurgulanarak, insaniyet seviyeleri bir birine indirgeniyor.Otoritenin ortadan kalması ve anarşinin açığa çıkması akabinde gelişen, güçlü olanın gücü elinde bulundurması ve güçsüzün güçlünün boyunduruğun da tutsak edilmesi, kurulu düzenin yasalar yollu insan üstünde dayattığı yaptırımının, düzenin olmadığı bir çöküşte dahi kaynağını zorbalıktan alan bir güçle sürdürdüğüne odaklanarak, bireyin bağımsız kalmasının tekil bir düzlemde mümkün olmadığını, bunun olabilmesi için birleşik bir yapıda kümelenmenin gerekliliği vurgulanıyor. Kurulu düzenin çökmesi ve bireylerin bir şekilde hayatlarını idame ettirme zaruriyeti, komünyon bir yapıyı karşımıza çıkartıyor. Bir tren istasyonunda toplanan insanların kendi içlerinde ki hiyerarşik düzen ve yine kendi koydukları kuralların sınırında hareket edilme zorunluluğu, açığa çıkan iş bölümü, bu komünyon hayatın ibretlik manzaraları olarak yer buluyor. Burada da sözün bir kişide toplanması ve yönlendirme ile yönetimin dümeninde ses çıkaramayan çaresiz insanların yönetilmeyi kabul etmeleri, otorite arayışının sarmalında sıkışıp kalan bireyin bu arayışı yılana sarılmak misali benimsemesi ve karşı koymaması, edilgen kılınan toplumdan küçük bir tasvir olarak yer buluyor. İnsan ilişkilerinin çıkarla yontulmuş halinin, karşılığın beklenerek adım atılması ile bağlantılı olduğu ve bu bağın bireylerin hareketlerinde kendini kolayca gösterdiği, şekillenen karelerde belirmektedir. Takas yoluyla yapılan ihtiyaçların temin edilmesi ise modern toplumun inebileceği en alt seviyenin sembolik bir göstergesi olmaktadır. elinde bir değer bulunduranın, bu değeri yaş.msal bir gereklilikle ikame ettirmesi ama hiçbir değere sahip olmayan insanların ise değere sahip olanların şefkat ve vicdanına mahkum edilmesi, tanrısal boyutta sorgulamalar olarak, kendi içinde kısır bir döngüye evrilmektedir. İnsanların çaresizliğin verdiği umutsuzlukla kendi zihinlerinde yarattığı hikayeler, avunmanın ve ümidin diri tutulmasının amaçlandığı bir aldatmacaya bürünmektedir. Yakılan ateşin içine bedenin katılarak, aydınlığa g.türecek ışığın yol gösterici olacağı yönlü sarf edilen inanış, batıllığın düşünceye egemen olduğunu vurgulamayı amaçlar iken, diğer yandan da insanın zafiyetine işaret edilerek, zihinsel yılgınlığın insanı çaresizliğinden arındırarak kendini kandırdığına işaret edilmektedir. Sonunda umutla beklenenin gelmesi neticesinde, belirsiz bir sona doğru yapılan yolculuk, bir yerde neyle karşılaşılacağı bilinmeyen bir dünya ile kişiyi baş başa bırakırken, bir yerde de yeni bir hayat kurarak yaşantının yoktan var edileceği yönlü bir ihtimali vücuda getirerek, ironik bir sonlanışa kapı aralamaktadır.Kuşkusuz Heneke bu eserinde, eleştirel bir ton kullanmakta ve günümüz devlet yapısı ile toplum katmanlarının şişirilmiş ahenkli işleyişinin ve refahının, göstermelik bir aldatmacadan ibaret olduğunu ortaya koyarak, yapıların oynaklığına işaret etmektedir. Bu yapılar, hükmü elinde muhafaza eden ve bunu sınırsız bir otorite ile bireye dikte eden iktidarlardır. Ama bu otoritenin, her ne kadar bir ütopya olsa da ve vuku bulması pek bir gerçeklik payı içermese de doğabilecek bir ekonomik sonlanmada sıfıra doğru gerileyeceğini, bu gerilemeden sadece düzenin veya yasaların değil o düzen ve yasalara göre evrilen bireyinde etkileneceğini ortaya koymaktadır. Filmin merkezindeki insan ise; davranışları, yaklaşımları, ortaya koyduğu tepkileri, açığa çıkarttığı duyguları ile deneysel bir gözle incelenmekte, gerek ruhsal gerekse de yaş.msal baskının artmasına paralel, sarf ettiği kendini koruma ve varlığını idame ettirme yönlü iç güdüsel hareketleri gözlenmektedir. Ayrıca toplumu şekillendiren sınıfların alt ve üst farklılığı yaşanan bu ekonomik batış neticesinde sıfırlanarak, eşitlenmekte, böylelikle bireyler arasında ki eşitsizlik giderilmektedir. Yaratılan atmosferin bir hayli iç karartır yapısı ve betimlemelerde ki sefaletin olanca çıplaklığı ile yans.tılması, sefalet duygusunun yüreklere işlenmesinde etkili bir silaha dönüşmüştür. Senaryonun bir olasılık yahut öngörü neticesinde şekillenen bir kurguya dayanması ve bu kurgunun ciddiyet ile gerçeğe uygun işletilmesi, güçlü bir anlatı dilinin ve etkili bir temelin belirmesine meyletmektedir. Oyunculuğun kimi yerde doğaçlama bir izlenim verir yapıya bürünmesi ise; samimi anlatımı ve yapmacık olmayan, kotarılmış bir tasvirsel bütünlüğü karşımıza çıkarmaktadır. Filmin işleyişi ise; sağlam adımlarla ama durgun akan bir nehir edasıyla kendini göstermektedir. Konunun ağırlığı ve karelerde yaşanılan ve yaşatılan çaresizlik ile kayboluş, sabırsız dimağlarda izlenilmesini sarsıcı bir eyleme dönüştürebilme ihtimalini içinde barındırmaktadır. Lakin yedinci sanatın nitelikli ve öngörüsel bir kurgulamadan temel alan bu güzide eserini izlememek, sinema adına büyük bir kayıptır.----- Le Temps Du Loup( Kurdun Günü ) -----
    snowman72
    snowman72

    Takip Et! Takipçi 210 Eleştirisini Oku

    4,0
    21 Ekim 2003 tarihinde eklendi
    izleyelim öncelikle.kararsızım...
    LarsVonTrier-2
    LarsVonTrier-2

    Takip Et! Takipçi 19 Eleştirisini Oku

    4,5
    31 Temmuz 2006 tarihinde eklendi
    farklılık denince akla gelen yönetmenlerden olan haneke'nin zihni bizi bilinmeyen bir zamanda açıklanamayan felaketler silsilesine g.türüyor. ?özellikli? yönetmenler statüsünde yer alan yönetmenin diğer filmlerine nazaran bu filmin daha iyimser olduğu gözlerden kaçmıyor.Film aslında olumlu gelişebilecek gibi başlıyor fakat özpetek filmlerinde rastladığımız o ?acı bir olayın başlangıcıyla süregelen drama? kendini göstermeye başlıyor. Bir ailenin başına gelebilecek en kötü şey geliyor ve sahipsiz kalıyorlar. Sahipsiz kalmak belki bazı şartlarda zor olmasa gerek lakin haneke öyle bir ?çağ? seriyor ki önümüze drama iliklere kadar işliyor.Filmin ikinci kısmından itibaren anne ve çocuklar kendilerine bir çıkış kapısı aramaya başlıyor. Artık onlar için zor günler bitmek bilmeyecektir ve felaketlerin,acıların, korkuların yaşandığı bir bölgede asıl dramın annenin yaşadığı gözlerden kaçmayacaktır.Film biraz dikkatli izlenirse, karakterlerde hep bir umut vardır aslında ve bu sert denilebilecek sahnelerde gizlidir. Ancak kimilerine göre dünyanın son gününün anlatıldığı bu filmde yönetmen resmen bize ? buyurun yaşayınız sizde bu devri ? diyor.Film iyi bir film mi? buna cevap vermek çok zordur. Ama izlemek gerekli mi? evet mutlaka izleyin arkadaşlar. Gerçekten farklı bir film ve her film izleyiciyi içinde gectiği zamanı yaşatmaz.
    walkabout-2
    walkabout-2

    Takip Et! Takipçi 107 Eleştirisini Oku

    3,0
    12 Ekim 2003 tarihinde eklendi
    Haneke’nin en iyi işlerinden biri değil kanımca. Tematik olarak bir sorunum yok ama sinema olarak ilk yirmi dakikada falan yakaladığı müthiş gücü, aile istasyona geldikten sonra kaybediyor. Film bir noktadan sonra sürekli kendini tekrarlar, yeni bir şey söyleyemediği gibi seyirciyi de sıkar bir hal alıyor. Bir atın boğazlandığı, aşırı kanlı planı da son derece gereksiz ve rahatsız edici buldum. Sondaki ateş sahnesi çok etkileyici olsa da bence çocuk karakterini film boyunca bizi finale hazırlar şekilde işlemediği için (birçok yan karakterle gerçekten lüzumsuzca vakit kaybederken bu arada) tam istediği etkiyi sağlayabildiğinden de emin değilim.Haneke’nin kariyeri açısından -kötü olmasa da- asla Funny Games, Yedinci Kıta, Benny’s Video, Piyanist falan gibi filmlerin ayarında bir iş değil diye düşünüyorum...
    verbalkint92
    verbalkint92

    Takip Et! Takipçi 177 Eleştirisini Oku

    1,0
    8 Ocak 2006 tarihinde eklendi
    Haneke’den bir hayalkırıklıgı.Sonuna kadar yerinde sayan,gercekçilikten uzak,anlatacak bir seyi olmayan sıkıcı bastan savama bir film olmus.Haneke’ye degil de İsabelle Huppert gibi yetenekli bir oyuncuya yazık olmuş.Ben bir oyuncu olsam filmografimde böyle bir filmin olmasını izlemezdim.
    tuffy34
    tuffy34

    Takip Et! Takipçi 162 Eleştirisini Oku

    2,5
    26 Ekim 2003 tarihinde eklendi
    kasvetli filmler hep dikkatimi çekmiştir zati.. izlemeden karar vermemek gerek..
    ezpinktufloyd
    ezpinktufloyd

    Takip Et! Takipçi 18 Eleştirisini Oku

    2,5
    13 Aralık 2006 tarihinde eklendi
    fena bir film değil izlenmesi gerek ama bence o kadar da müthiş bir film değil
    emreavcar
    emreavcar

    Takip Et! Takipçi 672 Eleştirisini Oku

    2,5
    13 Ekim 2003 tarihinde eklendi
    Bir türlü ilerleme kaydedemeden olduğu yerde sayan, son derece karanlık bir film 'Kurdun Günü'. Şu ana kadar izlediğim Haneke filmleri arasında en zayıf olanı... (5/10)
    denz-2
    denz-2

    Takip Et! Takipçi 82 Eleştirisini Oku

    2,5
    19 Ocak 2007 tarihinde eklendi
    hanekeye ya kapılırsın, ya da nefret edersin.neden bilmiyorum ama kapılmış durumdayım, bütün filmlerini izledim, olumsuz eleştiri yapan herkese de saygım var, ama adamı,filmlerini merak etmekten kendimi alamıyorum.bu film funny games,piano teacher,cache,seventh continent ile kıyaslandığında son sırada..izlemeye başlamış bulunup da hanekeden çok çok çok sıkılanlara öneri:filmlerini ileri sarımda izleyin...
    sinema
    1 ziyaretçi
    3,0
    12 Ekim 2006 tarihinde eklendi
    Avrupalı (Avusturyalı) yönetmen Haneke’nin şok edici sahnelerle (filmin başlarında kır evinde baba öldürülür), yine Avrupa burjuva sınıfına karşı kinle bakan filmi 'Kurdun Günü' karanlık sahnelerle örülü bir felaket filmi niteliğinde. Anne ve iki çocuğunun bir tren istasyonunda su ve elektrikten yoksun çaresiz beklemelerine diken üstünde eşlik edeceğimiz, seyri zor ve rahatsız edici bir film.
    umutbk
    umutbk

    Takip Et! 32 Eleştirisini Oku

    4,5
    4 Şubat 2006 tarihinde eklendi
    ben bir iran sineması hayranı olarak sadelikten çok hoşlanırım ve bu filmdede biraz iran havası sezdim ama iran filmlerinde olduğundan çok daha sıkıcı bi sadelik vardı yinede sonuna kadar sıkılarakta olsa izledim ve filmin sonunda öyle bir diyalog vardıki geçen herşeye anlam yükleyebilecek kadar büyüktü bence filmin tamamı sondaki diyaloğu dile getirmek için çekilmiş gerçekten bütününe bakıldığında çok ii bir film sonuna kadar izlemeyenler çok şey kaybeder
    ffergan
    ffergan

    Takip Et! 117 Eleştirisini Oku

    1,5
    22 Aralık 2006 tarihinde eklendi
    O kadar berbat bir filimki kusmak daha anlamlı,işe bakın tatile gidiyorlar ve ülke bir anda sefalete dönüyor! ne oluyor ne bitiyor anlamak mümkün değil! İşin garibi bu yönetmen entellektüel övgüye mazhar oluyor!!!nasıl oluyorsa! Aynı filmi bir türk yönetmen çeksin kesinlikle alaya alınacak!
    me-nagi
    me-nagi

    Takip Et! 22 Eleştirisini Oku

    5,0
    21 Temmuz 2008 tarihinde eklendi
    acaba kıyameti nasıl bekliyordunuz..heryer kan revan bombalar vesaire hep bildik kıyamet senaryolarımı..bence bu çok iyi olmuş..soguk sıkıcı iç bunaltıcı ve yapayalnız...dev bir film..
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top