En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
AstalaVista
Takipçi
315 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
13 Nisan 2009 tarihinde eklendi
geRçekten güzel bir filmdi.. Yeni izleme imkanı buldum.. ** Spoiler **abd de yaşayan göçmenlere kin-nefret kustuktan sonra tek suçlunun kendi olduğuNu kabullenerek kendine kızıyor.. Babası ile hapishaneye gidişi bence de filmin en can alıcı, akılda kalıcı sahnesiydi..** Spoiler **
Genellikle zencilerle alakalı fimler yapıp, ırkçılığı, Amerika'nın arka sokaklarını filmlere konu edinen bir yönetmen olarak tanınmıştır Spike Lee. 2000'li yıllarda duraklamaya geçen yönetmen, neyse ki ?25th Hour'u çekti ve sinemasallığından ödün vermedi. Bu filmle kariyerini dengede tutmasını da başardı.'Böyle bir hayat hiç yaşanmayacaktı... 'Film, Monty Brogan adında bir uyuşturucu satıcısının son 24 saatini anlatıyor. Monty, bu son 24 saate hayatına dair merak ettiklerini öğrenmeye ve arkadaşlarıyla görüşmeye çalışıyor. Ayrıca hapishaneye girmeyip, kaçmayı hatta intihar etmeyi bile düşünüyor. Tabii ki hayatını gözden geçirmeyi ve yaptıklarının doğruluğunu sorgulamayı da ihmal etmiyor. Monty'nin kötü hayatının yanında, arkadaşlarının iyi bir hayatı varmış gibi gözüküyor fakat; onlarınkinin de aslında pek bir farkı yok. Birisi hayatını borsaya göre yönlendiren borsacı, diğeri ise öğrencisine aşık olmakla olmamak arasında gidip gelen ruhsal çöküntü içine girmiş bir öğretmen. Filmin her karesinde 11 Eylül'ün etkilerini görebiliyoruz. 11 Eylül sonrası sosyal çalkalanma ve toplumun içinde bulunduğu ruh hali çok iyi yansıtılmış. Özellikle hafızalardan kolayca silinmeyecek ve her daim akıllarda yer edinecek bol küfürlü ve bol göndermeli ayna sahnesinde çarpıcı bir şekilde dile getiriliyor. Bunun yanı sıra filmde arkadaşlık ilişkilerine de yer verilmiş. Özellikle aralarında geçen diyaloglarda arkadaşlar arasındaki ilişki çok iyi yansıtılmış. Çevresi tarafından sevilen ve birçok arkadaşı varmış gibi gözükse de Monty'nin tek dostunun köpeği olduğunu çok geçmeden anlıyoruz. Aslında o köpeğinden başka kimseye güvenemeyecek bir halde. Ayrıca filmde baba-oğul ilişkisi de yer alıyor. Keza finaldeki baba-oğul arasında geçen diyaloglar izleyenleri derinden etkileyen cinsten. Ayrıca Monty'nin kendi hayatını mahvettiğini haykırışları ve o küfürleri yağdırdığı İngilizce konuşamayan Korelileri bile özleyeceğini anlaması. İzleyenlerin yüzüne tokat gibi çarpıyor. Tabii bunda müziklerin de etkisi büyük. Film boyunca alttan alta çalan müzikler, bizleri hiç yalnız bırakmıyor. Spike Lee'nin yönetmenliği de zirvede gibi. Farklı sahne geçişleri, kullandığı kamera açıları, flashbacler ve flashforward... Böyle özgün bir üslupla hikayesini anlatıyor Lee. Yönetmenin başarısı kadar, karakter merkezli bir film olması dolayısıyla oyuncuların başarısı da önemli. Deneyimli oyuncu Edward Norton yine harika bir oyunculuk sergiliyor. Karakteriyle bütünleşmiş her zamanki gibi. Philip Seymour Hoffman ve Barry Pepper da çok başarılı. Özellikle Pepper, diyaloglardaki başarısını film boyunca hissettiriyor. Diğer yardımcı oyuncular arasında Monty'nin sevgilisini canlandıran deneyimsiz Rosario Dawson ve yılların eskitemediği oyuncu Brian Cox yer alıyor. Dawson'a deneyimsiz dediğime bakmayın filmde birçok deneyimli oyuncu aratmayacak cinsten bir oyunculuk sergiliyor. Politik söylemleri, oyunculukları, müzikleri ve yönetmenliğiyle başarıyı yakalayan pek bir eksik yanı kalmayan bir film ?25th Hour?. Bol göndermeli, insancıl olması da her izleyenin içerisinden dersler çıkarabileceği ve kendinden bir şeyler bulacağı yapısını korumasını sağlıyor. Ayrıca film, son yılların izlenesi filmleri arasında kendisine şimdiden iyi bir yer tutmuş gibi.
Bişey daha (blki off topic olcak ama)Bu siteye bişeyler yazılmasıydı gidin veya gitmeyin diye bu site kurulmazdı.Ve burdaki üyelerde gerçekten sinemadan anlayan adamlar
filmi merakla kiraladım ama sonuna kadar bir türlü izleyemedim...partinin ortasıonda kaldım..o ana kadar film hiçte fena değildi edward norton'da gayet iyiydi..film arkadaşlık ilişkilerini de su yüzüne çıkarmış...ama onu kimin ispiuonladığını merak ettim...bu arada ayna sahnesinde aşırıya kaçılmış olasa bile bence özeleştirinin de olması gayet iyi..bu ana kadar..film8/10
filmi edward norton’ın yanlış seçimlerinden bir diğeri daha olarak görüyorum. kanımca senaryo zayıf kaldığı için edward norton’ın oyunculuğunu taşıyamamış,çok fazla klişe kullanılmış. izlerken insanda 'ben bu filmi görmüştüm' duygusu uyandırıyor ki bence pek hoş değil.
Monty nin aynanın karşısında oynadığı sahne filmin yapılış amacını ortaya koyuyor ancak senaryonun çok farklı olması sebebiyle insan itiraz edemiyor. Güzel bir amerikan filmi bence. :) Edwart Norton mükemmel!!!
pulp fictionu izlediğimde "sanırım hayatımda izlediğim en boş konulu ama en güzel filmdi" demiştim.. ama fikrim değişti bu gece bu filmi izledikten senra.. en güzel film kısmı doğru olmayabilir ama konusu pulp fictiondan kat kat daha boş..
filmin elle turulur bir konusu olmaması bir dezavantaj olabilirdi ama bunu avantaja dönüştürüp karakter özelliklerini ve ilişkileri çok iyi işlemişler. finali de filmde çok yakışıyor..
e.norton'un performansına ve anna paquin'in güzelliğine yine diyecek hiçbir şey yok!
filmin akılda kalan en güzel yerleri öğretmen jacobs ve öğrencisi mary'nin barda suratlarına slow motion zoom yapılması ve tabii ki monty'nin aynaya bakıp bir bir saydığı "canı cehenneme" serisiydi..
bence iyi bi filmdi.. edward nortona yakışır bir film olmuş..
Bence Edward Norton kariyerindeki en büyük 2 basamaktan biriisiii (Fight Club-25 th.hour).. MükemmeL bir film..insanı adeta duvara toslatan bir dram..Yönetmenii Spike Lee..Müziklerii Terence blanchard...Ayrıca diğer aktörlerr de Edward'tan aşağı kalmayan performanslar..Özellikle Philip seymour hoffman,Barry pepper,Brian cox..Sadece izleyin derim.. 9/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.