25. Saat
Ortalama puan
4,1
647 Puanlama

94 Kullanıcı yorumları

5
17 Eleştiri
4
50 Eleştiri
3
13 Eleştiri
2
7 Eleştiri
1
5 Eleştiri
0
2 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.411 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
22 Mayıs 2022 tarihinde eklendi
Senaryosunu, aynı isimli kendi ilk romanından (2001) uyarlayarak David Benioff'un yazdığı ve yönetmen koltuğunda da Spike Lee'nin oturduğu “25th Hour”; 135 dakikalık fazlasıyla uzun sayılabilecek süresine karşın, tek saniyesinde dahi sıkılmadan izlenen bir drama olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz, 5 milyon dolar gibi Hollywood açısından, neredeyse çerez parası olarak nitelendirilebilecek bir bütçe ile çekilen ve vakti zamanında vizyona girdiği yıl sinema salonunda da izlediğimiz bu filme biraz daha yakından bakalım...

***

Gecenin bir saati, adına çalıştığı Rus uyuşturucu mafyası tarafından arkasını korumakla görevlendirilen Kostya Novotny (Tony Siragusa) ile New York Şehri sokaklarında otomobiliyle yol alan Montgomery "Monty" Brogan (Edward Norton); yerde yatmakta olan bir köpeği gördüğünde, aracını durdurur...

Aşağı indiklerinde Monty, ilk an da yaralı köpeği öldürerek acısını sonlandırmayı düşünse de, bu fikrinden hızlıca vazgeçerek; üstelik de Kostya'nın tüm karşı koymalarına rağmen, aracının bagajına attığı zavallı hayvancığı, tanıdığı bir veterinere götürür...

***

Herkesin sabah yürüyüş ile koşularını yaptığı ve köpeklerini gezdirdiği bir saatte; Doğu Nehri (East River) kıyısı boyunca uzanan Carl Schurz Parkındaki bir bankta oturmakta olan Monty ve köpeği Doyle'un yanlarına, uyuşturucu almak isteyen Simon (Paul Diomede) yaklaşır...

Ancak Monty; bu türden işleri artık bıraktığını ve o yüzden de eski müşterisi Simon'a mal tedarik edemeyeceğini söyler...

Park dönüşünde, öğrencilerine uyuşturucu satması nedeniyle mezun olamadan kovulduğu Coventry Lisesine uğrayan Monty, kendi fotoğrafının ve basketbol kupalarının bulunduğu köşenin önünde durduğunda; kız takımının koçu (Michole Briana White) kendisine, köpekle girilemeyeceği için binayı terk etmesi uyarısında bulunsa da Monty, gelmişken eski dostu Jacob Elinsky'i (Philip Seymour Hoffman) görmek istediğini söyler...

Zira akşamki buluşma programlarındaki değişiklikten haberdar edecektir Monty, on yedi yaşındaki öğrencisi Mary D'Annunzio'ya (Anna Paquin) platonik bir aşkla tutulmuş olan Jacob'ı...

***

Aynı esnada...

Monty'nin çocukluk arkadaşı ve akşamki buluşmanın diğer bir konuğu olan başarılı Wall Street dealerı Frank Slaughtery (Barry Pepper) ile de tanışıyoruz...

***

Karenin dörtlüsü, sabahtan bu yana; salonundaki duvarında, başrolünü Paul Newman'ın oynadığı "Cool Hand Luke" (1967) filminin afişi bulunan evinin önünde Monty'i bekleyen sevgilisi Naturelle Riviera (Rosario Dawson) ile tamamlanır...

Monty'nin anımsadığı bir "flashback" sahnesinde aynı genç çift, birlikte banyoya girdiklerinde çalan kapının ardında; narkotik şubeden (Drug Enforcement Administration / DEA) Ajan Flood (Isiah Whitlock Jr.), Ajan Allen (Tony Devon) ve Ajan Cunningham (Michael Genet), savcılıktan alınma bir arama emri ile beklemektedirler...

Ve...

"Kimliği meçhul" birinden aldıkları ihbar neticesinde; elleriyle koymuşçasına kolaylıkla buldukları da, evdeki kanepenin minderlerinden birinin içine gizlenmiş olan uyuşturucu ile yüklü miktardaki bir paradır...

Ki bu durum, Monty'nin; ertesi sabahtan itibaren yedi yılını hapishanede geçirmesine sebep olacaktır...

Ama DEA, yine de konuşturamaz Monty'i...

***

Mevcut olarak da eldeki son akşam da, eski dostların bir araya gelerek; sabaha kadar sürecek olan, Monty'i hapishane günlerine hazırlayacakları, zorlu geçmesi beklenen uzunca saatler kalmıştır...

***

Kendisi için düzenlenen akşamki veda partisinden önce on bir yaşındayken annesini kaybeden Monty, SUV aracının antenine ABD bayrağı asacak kadar milliyetçi ve eski bir alkolik olan babası James'in (Brian Cox) işlettiği restoran bara uğrar...

Yedikleri yemeğin ortasında, küçük bir mola vererek girdiği tuvaletin aynasında, "Fuck You!" yazısını gördüğünde de; dilencisinden Sih asıllı Hintlisine, Pakistanlısından eş cinsellerine, Korelisinden Ruslarına, borsa simsarlarından Dominiklisine, Porto Rikolusundan İtalyanına, yaşlı zenginlerinden her sorunda beyazları suçlayan siyahisine, polislerin yozlaştırdığı güvenlik sisteminden bünyesinde, elini çocukların pantolonlarının içine sokan rahipleri barındıran dini kurumlara, İsa Peygamberden Usama bin Ladin'e, Jacob'dan Frank'e ve kendisini ihbar etmiş olmasından şüphelendiği Naturelle'den itfaiyeci eskilerine içki satan babasına kadar aklına gelen herkese bir güzel saydırır...

Elbette durup dururken hayatını mahvetmesi sebebiyle kendi kendini de atlamaz Monty...

Fakat babası asla Naturelle'in muhbir olduğuna inanmamaktadır...

***

Yıkılan 9/11 kulelerinin hemen bitişiğindeki bir binada ikamet eden ve kendini Monty'i son kez göreceklerine ikna etmiş olan Frank'in evine gelen Jacob, onunla beraber karınlarını doyurmak üzere bir Çin restoranına giderler...

Gider gitmez de birbirlerini eleştirmeye başlarlar...

***

Derken...

Bir başka flashback ile Monty ile Naturelle'in nasıl tanıştıklarını da öğreniriz...

***

Çok geçmez...

Barmaidliğini Jody'nin (Felicia Finley) yaptığı buluşma noktasındaki bara geçilir...

Ardından da Rus mafyasının lideri Nikolai Amcanın (Levani) özel davetlileri olarak DJ Dusk'ın (Cipha Sounds) müzik yaptığı bir kulübe...

Dakika 65...

Geride sizleri, Monty'i polise ihbar eden gerçek suçlunun da belirlendiği, son derece sarsıcı 70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

Keyifli seyirler,
Chev
Chev

Takipçi 952 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
22 Aralık 2009 tarihinde eklendi
Edward Norton filmi alıp götüren kişi tabiki..Onun yerinde bir başkası olsaymış filmin izlenebilirliği tartışılır bence..7/10
Demirtas
Demirtas

Takipçi 888 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
6 Ocak 2008 tarihinde eklendi
Edward Norton bir filmde varsa zaten film maça 1-0 galip başlıyor. Kime karşımı ? Gişeye karşı, eleştirmenlere karşı, seyirciye karşı, v.s..Başka bir oyuncu oynasa sıradan bir film gibi gözükebilecek bir film olan 25. Saat Edward Norton’la bir basamak yukarı çıkıyor. Bana göre bir handikap kbul edilebilecek süresine rağmen film yinede kendini izletiyor. Tempo yer yer sıkılabileceğiniz kadar düebiiyor ama kendini toparlamayı başarıyor. Final çok güzel bağlanmış ve film biterken izleyicide güzel bir tat bırakıyor. İzlememiş lanlara tavsiye edilir.
gskaltay
gskaltay

Takipçi 414 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
24 Ocak 2005 tarihinde eklendi
gerçekten farklı bir film ama film biraz sıkıcı özellikle gece izlemeyi düşünenler varsa izlemesin kesinlikle uyutuyo film adamı...tabi güzel sahneler var özellikle edvard nortonun arkadaşından yediği dayak(kendi istedi tabi) güzeldi bu herif hep dayak yiyo yazık walla fight clupta da dayak yemişti üzüldüm bak şimdi:)
elvuim
elvuim

Takipçi 51 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
10 Mart 2007 tarihinde eklendi
bı fılmde edward varsa soze ne hacet pişmanlık uzerıne guzel fılm ızlenmelı
odinhan
odinhan

Takipçi 1.029 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
21 Ekim 2006 tarihinde eklendi
Belki çok da kötü bir film değil ama Edward Norton senayo seçimlerinde en iyi erkek oyuncudur diyebilirim.Hemen hemen tüm filmleri müthişe yakındır,bu film hariç :(10/6
widmark-2
widmark-2

Takipçi 457 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
18 Eylül 2006 tarihinde eklendi
edward harika bu filmde gene oyunculuk zirvede film güzeldi barry pepper i da beğendim müzik senaryo iyi diyelim
karizmatik062915
karizmatik062915

Takipçi 473 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
3 Mart 2007 tarihinde eklendi
bu filmde abartılacak ne var anlamıyorum ne yani ne var filmde vasat bi film arkadaşlar başka bişey yok
kenloach
kenloach

Takipçi 93 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
5 Şubat 2004 tarihinde eklendi
Film hakikaten iyiydi.Yalnız Edward Norton’ın Oscar alması gerekir artık.
selo-jin
selo-jin

107 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
31 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
edward norton filmi götüren kişilik hele aynada kendine küfürler etmesi ve bazı kişilere sövüp sayması mükemmel ötesi edward norton ne kadar usta oyuncu olduğunu buradada konuşturmuş bu kadar kötü bir senaryonun bu kadar güzel olmasındaki tek etken edward norton faktörüdür bu film aslına bakacak olursak bir filmden daha çok edebiyat kokusu hissediyor insan 10/8
erdo1903
erdo1903

62 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
19 Mart 2005 tarihinde eklendi
olmekmı ıstıyorsunuz . ozaman hayatınızın son ısı olarak bu fılmı ızleyın . bundan oncekı kararlarınız mutlaka degısecek .ozellıkle olumle ılgılı olanlar.......
ncinarli
ncinarli

112 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
17 Temmuz 2006 tarihinde eklendi
Diğer yorumlar olumlu olsa da,oyunculuklar dışında film benim için tam bir hayal kırıklığıydı.Film gerçekten çok durgun bir film.Ayrıca malum olaylardan sonra ki şehirle ilgili de fazla birşey yansıtmış değil.Sadece birkaç sahne bununla ilgili.Filmin geneli diyaloglarla geçiyor fakat bu diyaloglar da oldukça bunaltıcı...Çekimler iyi fakat bunca olumsuzluk arasında yeterli değil...Uzun lafın kısası filmi beğenmedim...
seliminyo
seliminyo

20 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
1 Mart 2007 tarihinde eklendi
Bence güzel bi filmdi.Eğer Edward Norton hayranıysanız mutlaka izlemelisiniz.Ama hayran olmayanlarda izlemeli tabiki.Ne vasat nede çok mükemmel bi filmdi.Yani iyi bi filmdi.Bence izlenebilir.7/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler