başarılı aktör edward norton'ın,dövüş kulübü ve american history x'den sonraki en iyi performansı.25.saat'de norton'ın dışında philip seymour hoffman,brian cox ve barry pepper'da muhteşem oyunculuklarıyla dikkat çekiyorlar.usta yönetmen spike lee yine tarzını korumuş. ahlak ve yoğun sistem eleştirisiyle dolu bir filme imza atmış.çok iyi yazılmış diyalogları ve vurucu sahneleriyle övgüye layık 25.saat,başarılı kurgusu ve iyi yönetmenliğiyle lee'nin unutulmaz filmlerinden biri.
montgomery ismini "vertical limit " filmide esrarengiz bi dagcida duymustum ve cok hosuma gitmisti..bu filmde el degistirdi guzel isim ve daha bir hayranlik kazandi benim icin..bu film oyle birsey ki; hapise girmeyi tamamen haketmis,hatta yatmasi gerekenden daha az sure icerde kalacak olan bi adam ve son 24 saati..son 24 saatine bakarken aslinda cevresindeki insanlari ve montye olan yaklasimlarini goruyoruz..belkide acima duygularini..monty nin ayakta guclu gorunme cabassini..filmin sonuna saklanmis guzel bir hayal..filmin muzigi icin ayrica konusmak gerekir bence..cok etkileyici bir ritmi var..iste bu film (senaryo) basarili.. cunku basta dedigim gibi hapise girmeyi haketmis bir adamin belkide hapise girmemesini diliyoruz!!! bu yuzden arabada giderken gordugu ruyanin guzelligi bizi sevindiriyor,rüya oldugunu anladigimizda üzülüyoruz...kesinlikle izlenmesi gereken bir yapim....
edward norton un kendine has oyunculuğuyla başrolünde oynadığı, içe dönük karmaşık bir hayatı anlatan güzel bir film.Diger oyuncularında hatrı olmalıdır.Sıkılmadan izlenilecek duzeyde basarılı bir film.
geRçekten güzel bir filmdi.. Yeni izleme imkanı buldum.. ** Spoiler **abd de yaşayan göçmenlere kin-nefret kustuktan sonra tek suçlunun kendi olduğuNu kabullenerek kendine kızıyor.. Babası ile hapishaneye gidişi bence de filmin en can alıcı, akılda kalıcı sahnesiydi..** Spoiler **
Genellikle zencilerle alakalı fimler yapıp, ırkçılığı, Amerika'nın arka sokaklarını filmlere konu edinen bir yönetmen olarak tanınmıştır Spike Lee. 2000'li yıllarda duraklamaya geçen yönetmen, neyse ki ?25th Hour'u çekti ve sinemasallığından ödün vermedi. Bu filmle kariyerini dengede tutmasını da başardı.'Böyle bir hayat hiç yaşanmayacaktı... 'Film, Monty Brogan adında bir uyuşturucu satıcısının son 24 saatini anlatıyor. Monty, bu son 24 saate hayatına dair merak ettiklerini öğrenmeye ve arkadaşlarıyla görüşmeye çalışıyor. Ayrıca hapishaneye girmeyip, kaçmayı hatta intihar etmeyi bile düşünüyor. Tabii ki hayatını gözden geçirmeyi ve yaptıklarının doğruluğunu sorgulamayı da ihmal etmiyor. Monty'nin kötü hayatının yanında, arkadaşlarının iyi bir hayatı varmış gibi gözüküyor fakat; onlarınkinin de aslında pek bir farkı yok. Birisi hayatını borsaya göre yönlendiren borsacı, diğeri ise öğrencisine aşık olmakla olmamak arasında gidip gelen ruhsal çöküntü içine girmiş bir öğretmen. Filmin her karesinde 11 Eylül'ün etkilerini görebiliyoruz. 11 Eylül sonrası sosyal çalkalanma ve toplumun içinde bulunduğu ruh hali çok iyi yansıtılmış. Özellikle hafızalardan kolayca silinmeyecek ve her daim akıllarda yer edinecek bol küfürlü ve bol göndermeli ayna sahnesinde çarpıcı bir şekilde dile getiriliyor. Bunun yanı sıra filmde arkadaşlık ilişkilerine de yer verilmiş. Özellikle aralarında geçen diyaloglarda arkadaşlar arasındaki ilişki çok iyi yansıtılmış. Çevresi tarafından sevilen ve birçok arkadaşı varmış gibi gözükse de Monty'nin tek dostunun köpeği olduğunu çok geçmeden anlıyoruz. Aslında o köpeğinden başka kimseye güvenemeyecek bir halde. Ayrıca filmde baba-oğul ilişkisi de yer alıyor. Keza finaldeki baba-oğul arasında geçen diyaloglar izleyenleri derinden etkileyen cinsten. Ayrıca Monty'nin kendi hayatını mahvettiğini haykırışları ve o küfürleri yağdırdığı İngilizce konuşamayan Korelileri bile özleyeceğini anlaması. İzleyenlerin yüzüne tokat gibi çarpıyor. Tabii bunda müziklerin de etkisi büyük. Film boyunca alttan alta çalan müzikler, bizleri hiç yalnız bırakmıyor. Spike Lee'nin yönetmenliği de zirvede gibi. Farklı sahne geçişleri, kullandığı kamera açıları, flashbacler ve flashforward... Böyle özgün bir üslupla hikayesini anlatıyor Lee. Yönetmenin başarısı kadar, karakter merkezli bir film olması dolayısıyla oyuncuların başarısı da önemli. Deneyimli oyuncu Edward Norton yine harika bir oyunculuk sergiliyor. Karakteriyle bütünleşmiş her zamanki gibi. Philip Seymour Hoffman ve Barry Pepper da çok başarılı. Özellikle Pepper, diyaloglardaki başarısını film boyunca hissettiriyor. Diğer yardımcı oyuncular arasında Monty'nin sevgilisini canlandıran deneyimsiz Rosario Dawson ve yılların eskitemediği oyuncu Brian Cox yer alıyor. Dawson'a deneyimsiz dediğime bakmayın filmde birçok deneyimli oyuncu aratmayacak cinsten bir oyunculuk sergiliyor. Politik söylemleri, oyunculukları, müzikleri ve yönetmenliğiyle başarıyı yakalayan pek bir eksik yanı kalmayan bir film ?25th Hour?. Bol göndermeli, insancıl olması da her izleyenin içerisinden dersler çıkarabileceği ve kendinden bir şeyler bulacağı yapısını korumasını sağlıyor. Ayrıca film, son yılların izlenesi filmleri arasında kendisine şimdiden iyi bir yer tutmuş gibi.
filmi merakla kiraladım ama sonuna kadar bir türlü izleyemedim...partinin ortasıonda kaldım..o ana kadar film hiçte fena değildi edward norton'da gayet iyiydi..film arkadaşlık ilişkilerini de su yüzüne çıkarmış...ama onu kimin ispiuonladığını merak ettim...bu arada ayna sahnesinde aşırıya kaçılmış olasa bile bence özeleştirinin de olması gayet iyi..bu ana kadar..film8/10
Monty nin aynanın karşısında oynadığı sahne filmin yapılış amacını ortaya koyuyor ancak senaryonun çok farklı olması sebebiyle insan itiraz edemiyor. Güzel bir amerikan filmi bence. :) Edwart Norton mükemmel!!!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.