En sevdiğim film türlerinden biri olmasına rağmen beklentilerimi hiç karşılayamamış bir film..İnsanın beyin hücrelerini zorlamaktan ve yoraktan başka yaptığı pek de bir şey yok açıkcası..Geçmişteki ve gelecekteki olaylar bağlanmaya çalışıyor gibi görünsede hepsi havada kalıyor..Eğer beyninizi zorlayacak bir şeyler istiyorsanız izleyin derim ama kesinlikle bu puanı hak etmiyor Bu puanı alan diğer filmlere haksızlık yapmayalım..
hayatım boyunca izledigim hiç bir film için bu kadar pişman olmadım.o kadar zaman bana filmi sabırla izlettiren neydi bilmiyorum, sanırım bayagı bır boş vaktim varmış
Film çok karışık. ilk 15- 20 dakika sıkılabilirsiniz. Çünkü filmin başı sonuyla bağlantılı eğer başındaki olayın ne olduğunu anlamak istiyorsanız filmi sonuna kadar izlemelisiniz.
Filmde duygusallık ön planda fakat geçişler hızlı olduğu için izleyiciyi sınırlı olarak etkiliyor.
Bir yıldızın yaşamı bir insanın yaşamına benzetilmiş. Konusunda başarılı. İlginç bir film. Alışagelen filmlerden sıkılanlara öneririm.
aronofsky'nin bütün filmlerini izledim ve gerçekten sinema için de kendsi için de bambaşka bir filme imza atmış.Ancak filmde biraz anlaşılması güç kısımlar var ve bence bu kesinlikle 2 veya 3 defa izlemekle giderilecek bir sorun değil. çünkü aronofsky kendince çok şey anlatmış ama ben bunların tamamını anlayamadım. filmi izleyenlerden gözlemlediğim kadarıyla birçok kişi için durum bu. bu kapalılık giderilebilseydi daha sofistike bir film olabilirdi ama bu seferde filmin büyüsü kaçabilirdi o başka mevzu. filmin müzikleri harika yine clint mansell'in elinde çıkmış, requiem for a dream'in tadında, şu anda da dinliyorum. kısacası izlenip, üzerinde düşünülmesi gereken bir film. Ve son olarak: benzetmelere ve betimlemelere dikkat!
günümüzde yaygınlaştırılmaya çalışılan kabala ve budizm teması üzerine kurulu bir film devamlı flaşback lerle süren film vasatı aşamıyor ama bazı kesimlerin itelemesiyle kült olursa şaşırmayın
İnanılmaz güzellikte bir aşk filmi. Çok yoğun duygularla işlenmiş fantastik ve soyut bir film çalışması. Anlama konusuna gelince. Dikkatinizi verin ve ne anlıyorsanız o kadarıyla yetinin. Yönetmenin diğer filmini bir an önce izlemek için sabırsızlanıyorum.
Film bir an önce bitsin diye dua ettim.Yönetmenin ne anlatmak istediğini anlamadım.Yani bir aşk hikayesi anlatmak istediği kesindi ama bukadar kafa karıştırmaya ne gerek vardı.İlk başlarda ne oluyor ne olacak diye merak ettim fakat filim ilerledikçe bişey çıkmayacağı belli oldu ve tahmin ettiğim gibi oldu. Yada yönetmen sıradan aşk filmlerine benzemesin diye böyle yapmışta olabilir
aronofsky "pi"yi borçlanarak ve sadece 60 bin dolara çekip bize iyi bir yönetmen olduğunu ve anlatacak ciddi meselelerinin olduğunu gösterdi. "requiem for a dream" de ise sonuna kadar derin bir sarsıcı ve rahatsız edici üslupla kendine dünya çapında bir hayran kitlesi oluşturdu, dolayısıyla bu durum büyük film patronlarının dikkatini çekti ve O'na istediği fırsatı verdiler: "meydan senin, parayı düşünme." dediler ve Darren Arronofsky beyazperdeden yansıtılabilecek belki en güçlü filmi yaptı: the fountain! ilk iki filmine büyük bir beğeniyle izlemiş, çıtayı nasıl kararlı ve güçlü yükselttiğini görmüştüm ve bu adamın yapacağı yeni şeyi öylesine merak ediyordum ki, beklentilerim çok yükselmişti, hem de çoktan da çok! if ve istanbul film festivalinden sonra ankara film festiveline geldiğini duydum ve festival biletlerinin satışa çıktığı gün gidip cebimdeki tüm parayla 7 tane bilet aldım, sevdiğim herkesin bu fırsattan yararlanması için, tanıdığım herkese mail attım izlemeleri için. biraz da benim sayemdedir belki, film 2 gösterim de salonu doldurdu ve festivalin son gününde de yoğun istek üzerine bir daha göstertildi ve inanın, salondaki belki birkaç kişi hariç herkes, film bitince jeneriği, set yemeklerini yapan yemek şirketlerini öğrenene kadar izledi; requiem'de de çalıştığı clint mansell bu filmde de harika müzikler yapmış. filmin senaryosunu aday bile göstermeyen oskar jürisi kesinlikle senaryodan anlamıyor sanki-(bu arada haybeye değil, kendim de senaryo yazarlığı yapıyorum:)-. hugh jackman, rachel weisz ve ellen burstyn(requiem'deki anne) bence sıradışı bir performans koymuşlar ortaya, jackman'ın ağlama weisz'in ise gülme sahneleri öylesine gerçekçi olmuş ki duyguya kayıtsız kalmanız olanaksızlaşıyor. filmin türü için bilimkurgu-aksiyon-dram deniyor ama bence buna gerilim'i de eklemek lazım ve öyle ki, ameliyat sahnesinde ameliyat edileni dakikalare sonra gören salon adeta inledi. ele alınan konu öyle benzerini sık sık görebileceğimiz bir konu olmamakla birlikte böyle bir konuyu böyle işleyen bir film kısa sinema tarihinde emin olun "50 yılda 1" görülür. özgün ve ustaca işlenmiş, sinemaya ve insanların dünyasına çok şey katmakta olduğunu düşündüğüm "The Fountain"i Andrey Tarkovsky'nin şaheserlerinden Solyaris'e benzettim. filmi izledikten sonra kendinizle çok büyük bir hesaplaşmaya gireceksiniz ve günlerce beyninizin duvarlarında şu söz yankılanacak: finish it..."
Requiem for a dream den tanıdığımız yönetmen Darren Aronofsky anlaşılan geçen sürede sürrealizm akımları ve budizmle pek içli dışlı olup böyle bir film yapmaya karar vermiş.Ama yaptığı film Hugh Jackman ve Rachel Weisz ın başarılı oyunculuklarına rağmen vasatı aşamamış.Filmde requiem for a dream de yönetmenin birlikte çalıştığı Ellen Burstynı de görmek güzeldi...
Görüntüsel ve sanatsal temaların akışı ve efektler,zamansal geçişler ve yerinde flash back'ler ve özellikle müzikler seyretmesi keyifli bir serüven sunuyor.Özellikle Hugh Jackman'nın bu filmindeki performansına hayran olmamak elde değil.Özellikle 2 sahne ve 7 plandaki oyunculuk sunuşu takdir edilmeli.Rachel Weisz de duru güzelliği ve doğal bakışlarıyla Jacman'a iyi ayak uydurmuş.Asıl Clint Mansell ın sizi alıp başkadiyarlaragötürenmüzikleriyokmumüthiş.Özellikle "Xibalba"parçasıkafadankopmanızayeter.Resmenkeman ağlıyor."stay with me", "tree of life","last man", "together we will live forever" ve"finish it" parçalarını da meraklısına tavsiye ederim.Sırf bu müzikler için bile bu film izlenir.(10/10).
Çok güzel ve insanın içini sızlatan bir film.Filmin ilk dakikalarında sıkılabilirim diye düşünüyordum ama sonrasında film resmen içine çekiyor.Ama herkesin seveceği bir film olmayabilir anlatım tarzı olarak.Bence yönetmen bu filmde kalitesini bir kez daha gösteriyor ve seyredenin kalbine/beynine bir çentik daha atıyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.