fransızlar yine romantizmin doruklarına ulaşmayı başarmış.dünya üzerindeki en tartışılır ve cevabı belirsiz sorulardan biri olan ’’aşk nedir?’’ sorusuna kendince,ve bence kabul edilebilir,bir yaklaşım sergileyen filmin başrolünde önceden de beğendiğim canet’nin olması benim için daha bi hoş oldu.romantizmin komediyle de mükemmel harmanlanmış olduğu bu ender kaliteli yapımları kaçırmamak gerekir.
Sonunda izlemek nasip oldu; afişini belki yüzlerce kere görmüş olmama rağmen izleyememiştim neyse filme gelirsek birbirlerini küçük yaştan beri seven iki gencin yönetmenin kendi hayal dünyasına göre fantastik ögelerle şekillendirdiği hikayesini anlatıyor beğendim mi derseniz evet beğendim ama bittikten sonra sizi ne ağlatıyor ne çok güldürüyor yani ortada kalan duygular yaratıyor veya bende böyle oldu benim gözümde 7/10 lik bir film.
Bence bu filme aşk filmi demek,aşk olgusuna birazcık ihanet oluyor.Herşey bu kadar basit mi;sadece oyun..Bana hiç sıcak gelmedi bu film,açıkçası izlerken huzursuz oldum.Müziklerinin hatrına 10/6.
sonu egerdaha degişik bitseydi benden daha yüksek puan cıkardı bu filme.Yani artık o kadar zorlanmıs ki o askın efsane olması için bir süre sonra inandırıcı gelmiyor ama hollywood un yapaylıgından uzak ve hos bir filmdi ne olursa olsun 6.5/10
Zevkine oldukça güvendiğim bir arkadaşım çok övdü diye buldum izledim, şahsen aşk filmleri konusunda tam bir fikir birliğine vardığımız söylenemez ne closerı nede Issız adamı beğenmemiş onun çok beğendiği Sofia Copollonun Bir konuşabilsesinide(sofianın hiçbir filmini beğendiğimi söyleyemem ya) ben hiç beğenmemiştim neyse filme dönersek ikiside zor zamanlar yaşıyan iki küçük çocuğun arkadaşlığını, oyunlarını ve aşık olmalarını oldukça farklı ve abartılı bir şekilde anlatmaya başladı film.Buraya kadar kabul edilebilecek düzeydeyken ne zaman büyümeye başladılarki o zaman film tamamen saçmalamaya büyük mantık hataları yapmaya ve aşkı olabilecek en saçma şekilde anlatmaya başladı, özellikle her varım dedikleride tv'ye birşey fırlatmak istedim, yok canını yakarım, yok düğünde hayır de, yok on sene görüşmeyelim, bir ton saçmalıklar aptallıklar dayanma sınırını zorluyor.Hele en romantik sahnesinde (biraz kurtarcaklar derken) klişe olmamak için öyle saçma bir yola sapıyorki hemen yönetmeni mimleyip birdaha asla filmini seğretmiyeceğinize and içiyorsunuz.Bu filmi beğenen insanların nasıl bir aşk hayatları var yada aşktan ne bekliyorlar gerçekten merak ediyorum. 10/4
Çok uzun yıllar önce izlemiştim. Tam olumsuz eleştiriler yapacakken bunca sene sonra bile bir çok sahnesi hala aklımdaysa bu film kötü değil demektir. Fakat tüm tatlılığına ve çocuksuluğuna rağmen büyüdükten sonra iyice saçmalıyolar. Aşk dedikleri şey bana kesinlikle geçmedi bi tutku büyük bi aşk göremedim. Aralarında hiç bi engel yokken saçma oyunları yüzünden geçen onca yıl ve aynı oyun yüzünden pisi pisine bi son. Benlik değil ne komedi diyebiliyorum ne romantık nede aşk filmi bu. Ortaya karışık bişeyler çıkarmışlar. Eh işte...
Bu film bir aşk filmi olamaz.. Bu film bir tutku filmi.. Birbirine körü körüne bağlanmış, saplantılı iki insanı anlatıyor.. Aşktan çok daha öte bir film yani.. Ve çok orjinal bir yapımdı filmin başlarında 'bu film ne kadar da Tim Burton filmine benziyor' demekten alıkoyamadım kendimi.. :)) Kısacası izleyin derim bence pişman olmazsınız.. :)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.