En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
teomansonmez
Takipçi
365 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
27 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
Mağarada geçen canavar-yaratık filmlerinden biri Cehenneme Bir Adım.Bu konuda sayısız film yapıldı hiç kuşkusuz.İngiltere yapımı,fantastik/Korku türündeki film,Dog Soldiers'la kaydeğer bir çıkış yapmış olan yönetmen Neil Marshall'ın imzasını taşıyor.Etkileyici ve iyi çekilmiş bir kaza sahnesinden sonra film,Stanley Kubrick'in Stephen King uyarlaması The Shining'ine benzeyen kuşbakışı harika helikopter çekimleriyle önce bir göz dolduruyor.Filmdeki kahramanlarımızın hepsinin bayanlardan oluştuğunu görüyoruz sonra.Cehenneme Bir Adım fazlasıyla kanlı bir film.Yaratıkların tasarımlarının orjinal olmadıkları doğru,çok da ürkütücü görünmüyolar üstelik.Ama korkmaktan çok gülünecek bir tarafları da yok.Tek mekanda geçmesi,başarılı ışık kullanımı,karanlık bir atmosfer yaratmadaki ustalık ve elbetteki başarılı görüntü yönetmenliğiyle takdiri hakediyor Cehenneme Bir Adım.Üstelik kapana kısılmışlık,çaresizlik,bilinmezlikten gelen korku da çok iyi yansıtılmış filmde.Yer yer insanı yerinden sıçratmayı da çok iyi beceriyor.Ancak bu klişe hikaye bir yere kadar gerçekten orjinal olmayı başarırken, sonradan türünün en klişe olayını patlatıveriyor.Kadın kahramınız birden erkek kimliğine bürünüp kadınlıktan çıkıveriyor."Alien" serisindeki Ripley oluyor adeta.İşte o anda film sizden kopuyor zaten.Savaşan,cesur kadın imajıyla(biraz da aklını kaçıran)tüm büyüsünü kaybediyor film.Herkesin kendini kurtarmak için birbiriyle mücadeleye girişmesi de insanın içindeki canavarı gösteriyor sanki.Bir kaza sonucu dostlar düşman oluveriyor.Dini efsanelere göre yerin yedi kat altının cehennem olduğu söylenir.Kahramanlarımızda girdikleri bu mağarada iblislerle karşılaşıyor gibiler.Bu canavarlar nedir,ne değildir,bilinmiyor.Yönetmen finalde bize iki farklı son sunuyor.Kahramanımız mağaradan kurtuldu mu,yoksa orada kapana kısılıp ölümü mü bekliyor?.Yönetmenimiz bu iki son arasında kararasız kalmış olacak ki böyle bir finalle noktalamış filmini.Ama sonra kadın ölmüş kızını karşısında görünce ikinci finalin filmin asıl finali olduğunu anlıyoruz.Yine de benzer konulu filmlerin en iyisi bu yapım...
açıkcası yapılan yorumları okuduktan sonra kesin sağlam bişedir umuduyla oturdum başına ama kesinlikle hüsran abartılı yorumlar ve fazla puan verildigini düşünüyorum...
Film o kadar karanlık ki çoğu zaman ne olduğunu anlamıyorsunuz bile. Karanlık bir görüntü eşliğinde çıkan boğuşma sesleri çığlıklar... Bütün karanlığına rağmen zaman zaman insanı ürküten bir yapıya sahip. Piyasadaki birçok korku filminden daha sağlam olduğu da bir gerçek. Ama tabii yine çok fazla bir şey beklemeyin. 6/10
Bir önceki kült statüsüne ulaşmış, izleyenlere farklı bir korku-gerilim sunan, yönetmenin ilk filmi olan ?Dog Soldiers'tan sonra Neil Marshall korku-gerilim sinemasına daha çok ses getiren bir filmle geri dönüyor. ?The Descent? topladığı birçok önemli ödülle ve sinemaseverleri ikiye bölmesiyle tüm dikkatleri çekti. Kişisel fikrim olarak İngiliz yönetmen, son yılların en etkili korku filmini çekmiş. Pek de uzak olmadığımız bir hikayeye sahip film. Bu eksiği, yenilikçi tavrıyla kapatıyor ve film boyunca izleyenlere bunu unutturuyor. Birçok benzer türdeki filmde seks objesi olarak kullanılan bayanlar bu filmde gerektiğinde vahşileşen, ölüm kalım savaşında sadece kendilerine düşünen kişiliklere bürünüyorlar. Filmdeki karakterlerin hepsinin bayan olması ve böyle kullanılması filmin farkını ortaya koyuyor. Neil Marshall'ın film boyunca oluşturduğu klostrofobik atmosfer ve teknolojiden yardım almadan izleyenlere gerilimi sunması, filmin başarısındaki en büyük etken. Filmin görüntü yönetiminin de itinalı bir çalışmanın ürünü olduğu belli. Filmin büyük bölümünün geçtiği mağaradaki renkler ve ışık kullanımı ürkütücülüğü artırmış. Ortalarına doğru ortaya çıkan ?gollum'u andıran yaratıklar filmin korku güdüsünü daha da artırıp, filme ayrı bir renk katmış. Bu yaratıkların Yüzüklerin Efendisi serisindeki gollumu andırmasında bir çalıntı söz konusu olamaz, zira gollumun da mağaralarla alakası vardı ve J.R.R. Tolkien'in İngiliz bir yazar olması da her şeyi açıklar nitelikte. Sanıyorum, Marshall iyi bir gönderme yapmış. Filmdeki göndermeler bununla da sınırlı değil, özellikle yönetmen türün klasiklerine bol bol saygı duruşunda bulunuyor. Düz bir gerilim-korku filmi değil ?The Descent? sadece gerilimi sağlayıp biten filmlerden değil. Karakterlerin bilinçaltına bolca yolculuk yaptırıyor ve aralarındaki rekabete oldukça yakından tanık oluyoruz. Filmin anlatımı, sorunlar yaşadığından arkadaşlarının mağara gezisinin sorunlarına bire bir geleceğini düşündüğü Sarah'ın üzerinden gidiyor. Kapana sıkışmışlık hissinin bu karakterin üzerine yoğunlaşılması filmin gerilim dozajını gelebilecek en yükseğe taşıyor. Marshall, özellikle final kısmındaki sürpriz ile son dönemin en etkileyici filmlerinden birine imza attığını perçinliyor. Bir korku-gerilim filmine göre oldukça başarılı oyunculuklara da sahip ?The Descent.? Karakterlerine oturmuş oyuncu seçimi ve de başarılı oyunculukların olması son yılların en etkili korku-gerilim filmi diye tabir ettiğimiz bir film için de fazla şaşırılmayacak olsa gerek. Görmeye alışık olduğumuz bir hikayeyi üstün sinemasallıkla, ustaca kotarmış Neil Marshall. Ve karşımıza daha şimdiden kült film tanımına uyacak son yılların en etkili korku filmi çıkmış. Belki de uzun yıllardır kana boyanmış biri bu kadar hoşumuza gitmemişti.
Son dönemin en çarpıcı korku filmlerinden biri belki de birincisi.Mağarada klastrofobik atmosferden bolca yararlanıp sinemanın gördüğü en korkunç ve ölümcül yaratıklarla ölümüne hayatta kalma mücadelesini işleyen yapım izleyeni soluksuz bırakıyor.Daha önce izlemediğime yandım.Bu sene devamı niteliğinde ikincisi gösterime giriyor.İzlemeye değer.8/10
Kesinlikle zamanla değeri katlanarak artacak bir korku filmi.Hatta bir korku klasiği olması ise kaçınılmaz.The descent kapalı yer korkusunu o kadar etkileyici bir şekilde yaşatıyorki koltuğunuzda diken üstünde oturuyorsunuz ve bir sonraki sahnede sizi nelerin beklediğini merak ediyorsunuz.Bir korku filminde olması gereken en önemli şeyi başarıyor the descent seyircisini korkutuyor ama bunu yarattığı atmosfer ile başarıyor ses efektleri sadece yardımcı oluyor buna.Olumsuzluklar zinciri sonucu sinemada izleyemediğim için pişman olduğum ender filmlerden...Bir seri haline gelmesinide çok isterim doğrusu...Arşivlerinizde yerini şimdiden hazırlayın.Ben yaptım...
filmin büyük bir bölümü mağarada geçiyor başrolllerin hepsi kadın ve bu nedenden dolayı da kadınlar arasındaki kııskançlık bu filmde de var, vay sen benim erkeğimi nasıl seversin onunla beraber nasıl beraber olursun sonra kadının kafasına sert bir cisimle vurur öldürür (bol kanlı olarak) pekte geren bir sahnesi yoktu açıkçası başroldeki kadının hastanede çıplak ayaklarla yürümesi ve ışıkların sırasıyla kapanması çoğu korku filminde olduğu gibi bu filmde de unutulmamış(emily rose) ve yine canavarlar mutasyon geçirmiştir mağara şartlarına alışmıştır o bakımdan gözleri görmez ama çok iyi duyarlar aman sessiz olalım vb... korku filmlerinin bu filmde nasıl harmanlandığını çok iyi bir şekilde görebilirsiniz
Filmin yaşattığı ortam mükemmel. Gerçekten de buna sadece bir yaratık filmi diye bakılmamalı. Filmin vermek istediği mesaj çok daha farklı, yaratıklar ise o mesajı vermek için seçilmiş bir ayrıntı sadece. İzlediğim en iyi gerilim filmlerinden biriydi. Hafızamda yer etti. İzlenmesini kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle testere serisini beğenmiş arkadaşlar izlesin, beğeneceklerdir bence.
Yanii...çok basit bi film, korkutuyo, bu bi geçek ama,..ben bu tür şeyleri sevmem neymiş efendim, yeni bir türmüş...saçma yaa...ama korku filmi bakmından bakarsak gerçekten korku filmi olduğu için 7 verdim...
güzel filmdi. korku filmlerinde kıtlık olan bir zamanda izlenilebilir bir film. filmin sonu devamı olacakmış gibi bitiyor. saw 4 hostel 2, cehenneme ikinci adım yani sizin anlayacağınız. filmin en etkili yanı insandaki korkunun belli bir süre sonra cesarete dönüşmesi.
çok etkilendim açıkçası... karanlık fobisi,sıkışma fobisi,dar alanlar dışında bir anda beliren olaylar ve innaılmaz bir dehşet... belli yerlerde midemi zorladım açıkçası ama kimi zaman geldi sıçradım,kimi zaman geldi gözümü kapadım.. beğendim filmi.. tavsiyede ederim....
Hayatımda izlediğim en saçma en komik ve en karanlık korku filmi..korkmak yerine insanın içi kapanıyor:)zaten yaratıklı korku filmlerini oldum olası sevmemişimdir.Bir arkadaşından yazdığı gibi bu yaratıklar nerden var olmuşlar kimin nesi kimin fesiler filmde hiçbir açıklama yok:))Korku gerilim filmi dediğin;Amerikan Büyüsü,Şeytan Çarpması,Testere serisi,Diğerleri,Altıncı His gibi vurucu olmalı hep akılda kalmalı aklına geldikçe ürkmeli insan yoksa böyle 2 yaratık çıktı 2 ısırık attı tadında filmler bence komik olmaktan öteye gidemiyor..Harcadığım zamana acıyorum gerçekten!!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.