En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
walkabout-2
Takipçi
107 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
31 Temmuz 2003 tarihinde eklendi
oscar ödüllerinde yılın daha erken dönemlerinden filmlerin de aday olması sık rastlanan, hatta istenen bir durumdur. Oscar yarışı hiçbir zaman sadece kasım-aralık ayında vizyona giren filmler arasında geçmemiştir. 2000 yılında The Sixth Sense; 2001 yılında Gladiator ve Erin Brokovich; 2002 yılında Moulin Rouge! gibi. Bu yıl herhalde uzun süredir gördüğümüz tek istisnaydı, tüm en iyi film adaylarının yılın son kısmında vizyona giren filmler arasında çıkmasından dolayı. Ama yine de 6 dalda aday gösterilmiş bir Road To Perdition’ı unutmamak gerek. Seabiscuit’in birçoklarının beklediğinden daha iyi bir açılış yapması ve seyircinin büyük ölçüde filmi beğenmiş gözükmesi sonucunda muhtemelen blockbuster düzeyine çıkacak olması, Akademi’nin yılın erken dönemlerinden seçeceği aday olması ihtimalini iyice yükseltiyor. Şu ana kadar ciddi oscar potansiyeli taşıyan hiçbir filmin çıkmadığından şikayet edildiği düşünülürse, Seabiscuit bu eksikliği giderecek gibi...Benim tahminim, tıpkı 6-7 ay önce ilk fragmanı izlediğimde olduğu gibi, filmin bu yıl En İyi Film adayı olacağı yönünde. Yönetmen adaylığı da muhtemel bana göre. Bunun dışında Yardımcı Erkek Oyuncu (Bridges), Uyarlama Senaryo, Kurgu, Görüntü Yönetimi, Özgün Müzik, Sanat Yönetimi, Kostüm Tasarım ve olasılıkla Ses dallarında aday gösterilecektir.
En etkilendiğim filmlerden biridir Zafer Yolu. Çok güzel anlatılmış bir hikayesi var. Hayatın size verdiği ikinci şansları iyi değerlendirin. Hayata dair ders veren bir film.
bir yarış atıyla bir halkın bütünleşmesinin öyküsünü anlatan mükemmel bir dram örneği olmuş,oscara aday olan ama alamayan bu film bence oscarı hakediyor puanım 10
film gerçek bir hikayeden alınıp biraz süsklenmiş o belli lakin yine de gerçek. daha önemlisi bazen değişik gruplarda olan insanların birbirine ön yargısız ve güvenerek yaklaştğnda yani zengin fakir çirkin güzel gbi kavramları atıp insan olduğunu gördğnüzde ve herkesin yetenekleri birleştirdğinde nasıl güzel şeylerin ortaya çıkacağını anlatıyor. ama yinede filmin özü şuu.....küçük bir kusur için tüm bir hayatı harcamayalım... sevgiler..
filmi cok begendim, kurgusu cok hoş, atlar ve diğer bikaç sey bişeyleri simgeliyor aslında, mesela seabiscuit ile baska bi at -ki bu atın sahibi elit tabakadan biri- yarıştırılıor, tabiki kazanan fakir ama gururlu seabiscuit, e burdan da dersimizi hemen alıoruz. filmin renkleri cok güzeldi, aydınlık ve yumusak... sonraaa; yarış anında bu jokeyleri bu atları nası cekmişler acaba die düşünüodum ki kamara arkası görüntülerinde gördüm, bikaç at ve bikaç maket kullanılmış, elinizdeyse dvd sini izleyin derim. ii seyirler
Sırf görüntü yönetmenliğini çok merak ettiğim için filmi izledim diyebilirim. fragmanda gördüğüm at yarışı sahnelerine hayran kalmıştım. gerçekten de filmin en şık ve eğlenceli olan bölümleri bu sahneler. Filme değil ama dediğim gibi filmdeki mükemmel çekimleri- görüntülere hayran kalmamak mümkün değil. Bu film at sürmek gibi bir şey olsa gerek.Şunu da söylemek gerek bu film kesinlikle ortalamanın üstünde. oyuncuların performansları da tatmin edici. son olarak Seabiscuit’i kadraj öyle bir sokmuşlar ki, sanki görüntüdeki bir hayvan değil de filmde oynayan bir oyuncu insa gibi. daha önce hiçbir hayvanlı filmde böyle bir şey hissetmemiştim. örneğin sinirlendiğinde atı öyle değişik açılardan çekmişler ki, onun karşısındaki insan hakkındaki düşüncelerini açığa çıkarıyor gibi. ve bu aslında atın baş rolde(ya da baş rollerden birinde) olduğunu vurguluyor adeta.
Küçük olanlar ve farkında olmayanlar bazen büyük işler başarabilir :))))) bu aklıma ilk gelen replik ve bunun gibi 10 larca var ne diyebilirimki hergün bir daha seyrediyorum ve yine doyamıyorum.. Hayatta herkesin ikinci bir şansa ihtiyacı vardır yeterki arkanızda size güvenen insanlar olsun .. Filmin sonlarına doğru kaza geçiren jokey yine at binmek ister ve atın sahibi ona sakat kalabilirsin dediğinde jokey red polard ( toby ) ben hayatım boyunca sakattım zaten o beni iyileştirdi der :))) cinderella man ve seabiscuit aynı dönemin iki kahramanı .. Hayatta hepimiz sendeliyoruz önemli olan tekrar ayağa kalkmak ve savaşa devam etmek ... Mutlaka izleyin arkadaşlar :)))
öncelikle chris cooper,tobey maguire ve jeff bridges’ın birbirleriyle çok uyumlu oldukarını düşünüyorum.(Charles’ın da dediği gibi;yaşlı at eğiticisi-iri yarı jokey ve bunların arasındaki farkı göremeyen at sahibi :) sadece charles’ın sonradan evlendiği kadın karakterinin filme biraz zayıflık getirdiğini düşünüyorum,herhalde bu kadar erkeğin içine bi bayan katmalıyız dediler,birde charles’ın atlarla olan ilgisini başlatmanın bir yolu lazımdı tabii... filmdeki atların hepsi birbirinden güzeldi,atlar ve oyunculuklar için izlenmeli bence.
ben bu filmi nedense hiç öyle güsel bulmadım.eskiden trt de çıkan aile filmlerine benziyo.sıradan bi konu.kötü de değil ama harika da değil yani.idare eder
gerçekten harıka bır filim dunyanın en akıllı hayvanı atın insanla nasıl bır butun oluşturduğunu bir kez dah gördum tuylerım diken diken oldu hele o son virajda seabiscuit'in amıralın gözlerine bakması ve bırak gıtsın kelımelerı muhtesem bır hayat hıkayesı tabandan zırveye muhtesemdi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.