En güzel azim ve kararlılık öykülerinden birisi. Yeterince eğlenceli ve dünyanın en güzel hayvanlarından olan atlarla ilgili yapılmış en duygusal filmlerden. 'At,avrat,silah' düsturu ile yoğrulmuş halkım insanını da 'at' kısmı hususunda yeterince memnun edecek bir film.Ayrıca atın üzerinde olduğu bir sahnede örümcek ısırıyormuş Tobey Maguireyi.Daha sonrası için 'bkz:Attan inip örümceğe binmek' 'Şanssız jokeyi at üstünde örümcek ısırması' :)
Seabiscuıt son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birisi.Filme gitmeden önce filmin amerikan propogandası yaptığı yönünde eleştiriler duymuştum ayrıca aynı eleştiriyi yapanlar filmin bir yarış atının öyküsünden çok amerikanın iç sorunlarıyla ilgilendiğini iddia ediyorlardı...Gördüğüm kadarıyla film bu eleştirileri pekde hak etmiyor gibi.Amerikayı yansıttığı bir gercek ama bu filmin bazı filmlerden farkı amerikayı dünyaya hakim bir devlet olarak göstermiyor.Sadece her ülkede yaşanan ekonomik buhran ve bunun getirdiği olumsuzluklarla nasıl başa çıktıklarını anlatıyor.Diğer bir yandan imkansızı başaran seabiscuıt...Her filmde bir başrol vardır bu filmde başrol seabıscuıt.Seabıscuıt insanların yaşamını değiştirdi.Film aynı zamanda biribirinden yetenekli usta oyuncuları barındırıyor.Chris cooper her filmi birbirinden başarılı, onun için ne söylesem az.Tobey Maguire yerinde olsam kendimi bu tarz filmlere yönlendiririm örümcek adamdada cok iyi ama bir oyuncu kendini ancak bu tarz filmlerde ispat edebilir.Yani tobey beklediğimden daha başarılı.Jef brighes o da cok iyi.Film anlattığı dönemi en iyi yansıtan ender filmlerden.Sanat yönetimi pek iyi olmasada görüntü yönetimi, kostüm ve müzükleri cok başarılıydı.Sade, abartısız izleyiciyi hüzünlendiren aynı zamanda güven duygusunu perçinleyen mükemmel bir film...
oscar ödüllerinde yılın daha erken dönemlerinden filmlerin de aday olması sık rastlanan, hatta istenen bir durumdur. Oscar yarışı hiçbir zaman sadece kasım-aralık ayında vizyona giren filmler arasında geçmemiştir. 2000 yılında The Sixth Sense; 2001 yılında Gladiator ve Erin Brokovich; 2002 yılında Moulin Rouge! gibi. Bu yıl herhalde uzun süredir gördüğümüz tek istisnaydı, tüm en iyi film adaylarının yılın son kısmında vizyona giren filmler arasında çıkmasından dolayı. Ama yine de 6 dalda aday gösterilmiş bir Road To Perdition’ı unutmamak gerek. Seabiscuit’in birçoklarının beklediğinden daha iyi bir açılış yapması ve seyircinin büyük ölçüde filmi beğenmiş gözükmesi sonucunda muhtemelen blockbuster düzeyine çıkacak olması, Akademi’nin yılın erken dönemlerinden seçeceği aday olması ihtimalini iyice yükseltiyor. Şu ana kadar ciddi oscar potansiyeli taşıyan hiçbir filmin çıkmadığından şikayet edildiği düşünülürse, Seabiscuit bu eksikliği giderecek gibi...Benim tahminim, tıpkı 6-7 ay önce ilk fragmanı izlediğimde olduğu gibi, filmin bu yıl En İyi Film adayı olacağı yönünde. Yönetmen adaylığı da muhtemel bana göre. Bunun dışında Yardımcı Erkek Oyuncu (Bridges), Uyarlama Senaryo, Kurgu, Görüntü Yönetimi, Özgün Müzik, Sanat Yönetimi, Kostüm Tasarım ve olasılıkla Ses dallarında aday gösterilecektir.
En etkilendiğim filmlerden biridir Zafer Yolu. Çok güzel anlatılmış bir hikayesi var. Hayatın size verdiği ikinci şansları iyi değerlendirin. Hayata dair ders veren bir film.
film gerçek bir hikayeden alınıp biraz süsklenmiş o belli lakin yine de gerçek. daha önemlisi bazen değişik gruplarda olan insanların birbirine ön yargısız ve güvenerek yaklaştğnda yani zengin fakir çirkin güzel gbi kavramları atıp insan olduğunu gördğnüzde ve herkesin yetenekleri birleştirdğinde nasıl güzel şeylerin ortaya çıkacağını anlatıyor. ama yinede filmin özü şuu.....küçük bir kusur için tüm bir hayatı harcamayalım... sevgiler..
filmi cok begendim, kurgusu cok hoş, atlar ve diğer bikaç sey bişeyleri simgeliyor aslında, mesela seabiscuit ile baska bi at -ki bu atın sahibi elit tabakadan biri- yarıştırılıor, tabiki kazanan fakir ama gururlu seabiscuit, e burdan da dersimizi hemen alıoruz. filmin renkleri cok güzeldi, aydınlık ve yumusak... sonraaa; yarış anında bu jokeyleri bu atları nası cekmişler acaba die düşünüodum ki kamara arkası görüntülerinde gördüm, bikaç at ve bikaç maket kullanılmış, elinizdeyse dvd sini izleyin derim. ii seyirler
Küçük olanlar ve farkında olmayanlar bazen büyük işler başarabilir :))))) bu aklıma ilk gelen replik ve bunun gibi 10 larca var ne diyebilirimki hergün bir daha seyrediyorum ve yine doyamıyorum.. Hayatta herkesin ikinci bir şansa ihtiyacı vardır yeterki arkanızda size güvenen insanlar olsun .. Filmin sonlarına doğru kaza geçiren jokey yine at binmek ister ve atın sahibi ona sakat kalabilirsin dediğinde jokey red polard ( toby ) ben hayatım boyunca sakattım zaten o beni iyileştirdi der :))) cinderella man ve seabiscuit aynı dönemin iki kahramanı .. Hayatta hepimiz sendeliyoruz önemli olan tekrar ayağa kalkmak ve savaşa devam etmek ... Mutlaka izleyin arkadaşlar :)))
öncelikle chris cooper,tobey maguire ve jeff bridges’ın birbirleriyle çok uyumlu oldukarını düşünüyorum.(Charles’ın da dediği gibi;yaşlı at eğiticisi-iri yarı jokey ve bunların arasındaki farkı göremeyen at sahibi :) sadece charles’ın sonradan evlendiği kadın karakterinin filme biraz zayıflık getirdiğini düşünüyorum,herhalde bu kadar erkeğin içine bi bayan katmalıyız dediler,birde charles’ın atlarla olan ilgisini başlatmanın bir yolu lazımdı tabii... filmdeki atların hepsi birbirinden güzeldi,atlar ve oyunculuklar için izlenmeli bence.
gerçekten harıka bır filim dunyanın en akıllı hayvanı atın insanla nasıl bır butun oluşturduğunu bir kez dah gördum tuylerım diken diken oldu hele o son virajda seabiscuit'in amıralın gözlerine bakması ve bırak gıtsın kelımelerı muhtesem bır hayat hıkayesı tabandan zırveye muhtesemdi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.