En etkilendiğim filmlerden biridir Zafer Yolu. Çok güzel anlatılmış bir hikayesi var. Hayatın size verdiği ikinci şansları iyi değerlendirin. Hayata dair ders veren bir film.
... Oscar'larda sinematografisi dışında pek başarılı olabileceğini sanmıyorum açıkçası. Maguire, Bridges ve Cooper'ın baştan sona sürükledikleri film (her ne kadar onları izlemek keyifli olsa da ortaya unutulmayacak performanslar koydukları söylenemez) 2.5 saatlik süresine rağmen, seyircisini hiç sıkmıyor. Ancak anlattığı hikayenin bazı klişelere takılması da tatsız bir durum açıkçası. Sonuçta keyifli fakat unutulmaz değil... (6/10)
Bu film hakkında bilgim chinatownda nicholsanın elindeki gazetede yazan efsanevi seabiscuit yazısından fazla değil gibi ancak toby bi dramda başarılı olacaktır bence....
en iyi film dahil hemen hemen tüm oscarlara aday. ben ne iş anlamadım. kill bill'ler, dogville'ler, last samurai'ler oscarda sallanmazken bu filmde bu kadar ne bulmuşlar anlayamıyorum. konusu da çok klişe ve itici gibi. ama o kadar da önyargılı olmayayım tabi izlemek gerek. en kısa zamanda izliyecem öyle yorum yapıcam..
bu arada filmin kunyesinde tum malvarligini kaybeden eski milyoner deniliyor howard icin....yok oyle birsey, adam hala milyoner ve kaybettigi teksey ise oglu...arti, pollard boksorlukten jokeylige gecis yasamiyor zaten jokey sadece arada sirada dovusuyor, ailesi hatta onu bir seyisin yanina evlatlik veriyor.bu film tanitimlarini yazarken lutfen biraz daha dikkat
Seabiscuıt son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birisi.Filme gitmeden önce filmin amerikan propogandası yaptığı yönünde eleştiriler duymuştum ayrıca aynı eleştiriyi yapanlar filmin bir yarış atının öyküsünden çok amerikanın iç sorunlarıyla ilgilendiğini iddia ediyorlardı...Gördüğüm kadarıyla film bu eleştirileri pekde hak etmiyor gibi.Amerikayı yansıttığı bir gercek ama bu filmin bazı filmlerden farkı amerikayı dünyaya hakim bir devlet olarak göstermiyor.Sadece her ülkede yaşanan ekonomik buhran ve bunun getirdiği olumsuzluklarla nasıl başa çıktıklarını anlatıyor.Diğer bir yandan imkansızı başaran seabiscuıt...Her filmde bir başrol vardır bu filmde başrol seabıscuıt.Seabıscuıt insanların yaşamını değiştirdi.Film aynı zamanda biribirinden yetenekli usta oyuncuları barındırıyor.Chris cooper her filmi birbirinden başarılı, onun için ne söylesem az.Tobey Maguire yerinde olsam kendimi bu tarz filmlere yönlendiririm örümcek adamdada cok iyi ama bir oyuncu kendini ancak bu tarz filmlerde ispat edebilir.Yani tobey beklediğimden daha başarılı.Jef brighes o da cok iyi.Film anlattığı dönemi en iyi yansıtan ender filmlerden.Sanat yönetimi pek iyi olmasada görüntü yönetimi, kostüm ve müzükleri cok başarılıydı.Sade, abartısız izleyiciyi hüzünlendiren aynı zamanda güven duygusunu perçinleyen mükemmel bir film...
Sırf görüntü yönetmenliğini çok merak ettiğim için filmi izledim diyebilirim. fragmanda gördüğüm at yarışı sahnelerine hayran kalmıştım. gerçekten de filmin en şık ve eğlenceli olan bölümleri bu sahneler. Filme değil ama dediğim gibi filmdeki mükemmel çekimleri- görüntülere hayran kalmamak mümkün değil. Bu film at sürmek gibi bir şey olsa gerek.Şunu da söylemek gerek bu film kesinlikle ortalamanın üstünde. oyuncuların performansları da tatmin edici. son olarak Seabiscuit’i kadraj öyle bir sokmuşlar ki, sanki görüntüdeki bir hayvan değil de filmde oynayan bir oyuncu insa gibi. daha önce hiçbir hayvanlı filmde böyle bir şey hissetmemiştim. örneğin sinirlendiğinde atı öyle değişik açılardan çekmişler ki, onun karşısındaki insan hakkındaki düşüncelerini açığa çıkarıyor gibi. ve bu aslında atın baş rolde(ya da baş rollerden birinde) olduğunu vurguluyor adeta.
İyimserlik denilen şeyin sınırlarını zorlasa da bu tarzda yapılan iyi bir film. Sevgiden başka felsefesi olmayan bir seyirlik. Sıkıcı değil. İzlenebilir...(6/10)
oscar ödüllerinde yılın daha erken dönemlerinden filmlerin de aday olması sık rastlanan, hatta istenen bir durumdur. Oscar yarışı hiçbir zaman sadece kasım-aralık ayında vizyona giren filmler arasında geçmemiştir. 2000 yılında The Sixth Sense; 2001 yılında Gladiator ve Erin Brokovich; 2002 yılında Moulin Rouge! gibi. Bu yıl herhalde uzun süredir gördüğümüz tek istisnaydı, tüm en iyi film adaylarının yılın son kısmında vizyona giren filmler arasında çıkmasından dolayı. Ama yine de 6 dalda aday gösterilmiş bir Road To Perdition’ı unutmamak gerek. Seabiscuit’in birçoklarının beklediğinden daha iyi bir açılış yapması ve seyircinin büyük ölçüde filmi beğenmiş gözükmesi sonucunda muhtemelen blockbuster düzeyine çıkacak olması, Akademi’nin yılın erken dönemlerinden seçeceği aday olması ihtimalini iyice yükseltiyor. Şu ana kadar ciddi oscar potansiyeli taşıyan hiçbir filmin çıkmadığından şikayet edildiği düşünülürse, Seabiscuit bu eksikliği giderecek gibi...Benim tahminim, tıpkı 6-7 ay önce ilk fragmanı izlediğimde olduğu gibi, filmin bu yıl En İyi Film adayı olacağı yönünde. Yönetmen adaylığı da muhtemel bana göre. Bunun dışında Yardımcı Erkek Oyuncu (Bridges), Uyarlama Senaryo, Kurgu, Görüntü Yönetimi, Özgün Müzik, Sanat Yönetimi, Kostüm Tasarım ve olasılıkla Ses dallarında aday gösterilecektir.
bir yarış atıyla bir halkın bütünleşmesinin öyküsünü anlatan mükemmel bir dram örneği olmuş,oscara aday olan ama alamayan bu film bence oscarı hakediyor puanım 10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.