En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
walkabout-2
Takipçi
107 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
9 Mart 2003 tarihinde eklendi
Sekreter, toplumsal normların dışında kaldığı söylenebilecek iki karakterin ilişkisi üzerine bir film. Mazoşist bir genç kız ile sadist patronu. Fiziksel ve psikolojik acı temeli üzerine kurulmuş bir ilişki bu. Mehmet Açar'ın TRT 2'de yayınlanan ?Beyazperde? programında ifade ettiği gibi, iki karakterin tuhaf bir yoldan da olsa aşkı bulduğu bu film, sonunda tipik bir Amerikan ailesi görünümüne kavuştuklarında, ?Aslında aile kurumunun altında ne karanlık öyküler yatmakta? sonuca ulaşmakta belki. İlk kez Sekreter adlı filmde dile getirilmiş olmayan bu çıkarım, kesinlikle filmin son birkaç dakikasından çıkarılabilecek olan anlam. Ancak kişisel olarak sempatiyle yaklaşsam da bana kalırsa Sekreter'in ulaşması için yanlış bir son söz bu. Marjinal olarak nitelendirilecek eğilimleri olan bir adam ve bir kadın, başkalarının açıkça ayıplayacağı ve hatta tepki göstereceği sularda bir ilişki yaşıyorlar. Bu hikaye elbette herhangi bir kadın-erkek ilişkisinin alegorisi olarak da okunabilir. Ancak yüzeyde, bu iki karakterin toplum tarafından ?hastalık? olarak kabul edilen eğilimleri var. Bu durumda, filmin son kertede bu ilişkiyi diğer heteroseksüel ilişkilerin bir benzerine çevirmesi haksızlık değil mi?Filmin son kısmında, Edward'ın Lee'yi banyoya taşıyıp elleriyle yıkadığı sahne gerçekten dokunaklı. Bütün iniş çıkışların sonunda, geçtikleri acı yolu onları şefkate götürüyor. Herkes gibi bu iki yalnız insanın da tek istediği sevmek ve sevilmek. Sadece izledikleri yol biraz dolambaçlı. Çünkü bedenlerinin fiziksel ve duygusal talepleri farklı. Film ise hiçbir noktada onları yargılamıyor. Tam tersine, çevrelerindeki karakterleri ve evlilikleri de tuhaf ve sorunlu olarak çiziyor. Peki filmde birbirlerine duydukları aşkı bir şekilde ifade etmeyi başarabilen yegane çift olan Edward ve Lee'yi de sonunda aynı kurumun bir parçası yapıp normalleştirmek, geri bir adım değil mi? Kimi zaman absürd kimi zaman ise gerçek-üstü sınırlarda gidip gelen bu filmden aynı çizgide bir son beklerdim. Bu haliyle, final kısmı filmin bütününün taşıdığı orjinallikten oldukça uzak. Bu arada, yukarda bahsettiğim banyo sahnesi dışında bahse değer bir sahne daha var. Bütün karakterlerin teker teker açlık grevindeki Lee'nin karşısına geçip yorumlar yaptıkları sekansta (ki geneli itibarı ile başarısız buluyorum çünkü edilen laflar filmin o ana kadar pekala anlatabildiği şeyleri tekrarlamaktan öteye gitmezken; esas işlevi olan, medyanın ilgisi yoluyla Edward'ın süreci takip edip sonunda Lee'ye dönmeye karar vermesini anlatmak noktasında ise yetersiz kalıyor) tek bir karakterin sözlerini hatırlatmak istiyorum. Babasının Lee'ye İncil'den okuduğu parça o sekansta edilen bütün laflardan daha etkili ve filmin genel ahlaki tavrıyla da çok daha iyi örtüşüyor. Filmin en etkili anlarından biri olduğunu söylemeliyim. Shainberg'in oyuncu yönetimi konusunda başarılı olduğu muhakkak. Hikayesini anlatmak için seçtiği başarılı yollar da var. Ancak kimi basit, teknik acemilikler göstermekten de kurtulamıyor. Ayrıca sonlara doğru lafını fazlaca dolandıran ve kendisini tekrarlayan filmin ritmi de düşüyor. Seyircisini kaybetmeye başlıyor. Sonuçta elbette çok ilginç bir film Sekreter. Başarısız olduğunu söylemek haksızlık olur. Ahlaki tavrı dolayısıyla da sempatiyle anacağım bir film. Çok da eğlenceli. Ancak Maggie Gyllenhaal'un müthiş performansının dışında akılda kalacak olanlar sadece James Spader, Angelo Badalamenti'nin müzikleri ve ilginç bir öykü.
KÖTÜ BİR FİLM.OYUNCULUKLAR HARİÇ FİLMDE GÖZE BATAN HİÇBİRŞEY YOK.TİCARİ AMAÇLI AFİŞİNDENDE ANLAŞILIYO ZATEN FİLMİN KÖTÜ OLDUÐU.BU FİLMİ İZLEYEN ZAMAN ÖLDÜRMÜŞ OLUR.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.