izmirli arkadaşlar, ben de istanbul'da yaşayan bir izmirliyim. izmir'deyken bu filmlerin hiç birini göremezdik. Maalesef ki 5 yıl önce İzmir'i bıraktığımdan beri de hiç bir şey değişmedi. Gidin sinemalardan isteyin arkadaşlar. Bazı sinemaların internet siteleri, anket kutuları, filan var, oralara bu taleplerimizi iletelim. Hiç biri yoksa müdüriyetlere filan gidip "şu şu filmleri izlemek istiyoruz ama neden gelmiyor" diye sorun. Biz istemeden bize bir şey vermeyecek bunlar arkadaşlar! Mutlaka taleplermizi iletelim...
Gerçekten Japon sinemasına özgü bir film... Diyalog yok, hareketlilik yok... Bir karakterin yürüyüşü 5 dakka boyunca gösteriliyor, özetle fazla durgun ve düz gelişen bi film... ama bunun yanında aşk, sevgi, bağlılık, oyun gücüyle ve renklerle mükemmel ifade edilmiş... Hikayeler arası geçiş de gerçekten çok güzel... sırf görsel bi şölen için bile izlenebilecek ama trajik hikayeleri fazla düz olsa da oldukça farklı yorumlamasıyla görülmesi gerekn bir film...
Minimalist sinemanın kendimce en iyi ve ender örneklerinden. 3 farklı paralize yasamlar tek bir meseleden mustarip bir dram, askın tarifinde gidilmis o yalın ve saf yol. Bu filmi izlemeden ask filmleri üzerine yorum yapmayın diyor, 9 notu bıraktıktan sonra iyi seyirler diliyorum.
Bu filmdeki goruntu yonetmenliği calismasi mukemmel . Filmedeki her kare üzerinde uzun süre calisildiği belli eger tablolardan olusan bir film olurmu diye dusunuyorsanız bu filmi mutlaka izleyin derim ...
modern sinema anlayışına yeni pencereler açan özgün bir usluba sahip olan kitano bu filmindede alışılagelmemişi denemişti.filmde aşkın yanısıra pişmanlıkta ağır basan duygulardan biriydi. mutsuz ilişkiler ve obsesive kişiliklerden beslenen senaryo buram buram trajedi koksada olayların reel hayattan uzak oluşu izleyiciyi heyecanlandırmıyor. her karede kafanızı kurcalayan küçük ayrıntılar filmi akıcı bir hale getirmiş. ayrıca sakin bir kameraya sahip olan filmde manzaraların ve bitkilerin güzelliği göz alıyor...
2 yıılık kız arkadaşından yeni ayrılmış biri olarak filmi hatırlamak biraz canımı yakıyor. aşk yoktur modundayım o yüzden sağlıklı değerlendiremeyeceğim kanısındayım. ilk izlediğim de -ki o zamanlar aşık ve mutluydum- bir gün bu duruma düşmem inşallah demiştim. sanırım şimdi ''bağlı dilenciler''den biriyim.
bu film başımı döndürdü.aslında BU FİLMİ daa önce izlicektm ama arkadaşlrm çok sıkıcı bi film oldunu söleyp wazgeçrmşlerdi beni.tv de izledm dün gece bu sefer kaçırmadm izledime çok memnun oldm kesinlkle kaçırılmıcak bi baş yapıt.renkler can alıcıydı
Bence bu filmde yönetmen üç aşk hikayesini anlatarak aşkın üç halini anlatmak istemiş seyirciye; 1-Uzun bir yolculuğa çıkan nişanlı çiftin hikayesinde,elindekinin kıymetini bilemeyip onu kaybettikten sonra yaşanılan pişamnlığı anlatmış yani Loser aşkı, 2-Yakuza çiftin hikayesinde elde edememenin verdiği özlem yaşamak isteyipte hep dışında kalacağımız bir aşkı istemeyi anlatmış yani olmayanı dileyenlerin hikayesi Wish aşkı, 3-Pop stara duyulan aşka gelince bence aşkta fedakarlık anlatılmış çünkü daima bir taraf vericidir yani her zaman için fedakarlık yapan birisi daha fazladır yani self-sacrifice aşkı... Tabi bunlar sadece benim fikrim ama filmi izleyipte film üzerine ve de aşk üzerinde düşündüğümde bu kanıya varmıştım
bu yönetmenin izlediğim ilk filmiydi. ama sanırım bundan sonra ilk işim tüm filmelerini bulup izlemek olacak. Sıradışı bir üç aşk hikayesini sıradışı yöntemle anlatan ilginç ve güzel bir film. mutlaka izlenilmeli
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.