En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
KaliteTAKİP
Takipçi
899 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
22 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Christian Bale Christian Bale Christian Bale bu adam inanilmaz arkadaslar film cok iyi olmasina karsin eger bas rolde baska birisi olsa bu kadar iyi olmazdi Christian Bale oyunculuk resitali sunmus bu adamin her filmi bir baska bu tarz film severler icin super film siddetle tavsiye ederim
Bipolar kişilk bozukluğu ver beraberinde gelen sanrıları işleyen bu film çok etkileyici olmamakla beraber alanında yılına göre iyi bu zamana göre ise basit kaçıyor.Yinede film içerisinde sanrılarda suçluluk hissi veren gerçek benliğinden görüntüler görmesi hoş bir detay olmuş.Bu tür filmlere aşina olan birisi iseniz olay daha ilk dakikalarında sizin için çözülmüş oluyor.Yani bir beyin yanması için izlenecek çok daha iyi filmler var.İdare eder.İyi seyirler..Dipnot:kafam fahişeye takıldı kaldı
Oyuncu filmin hakkını vermiş. Bale bu film için bu kadar kilo kaybetmeye değeceğini düşünmüş. Çok da iyi oynamış. Sıkmayan bir senaryo ve güzel bir final. Drama yönü daha ağır basıyor.
Son dönemlerde ardı ardına çekilmiş şizofreni içerikli filmler izleyicilerde bir doygunluk yarattı artık. İlk zamanlar izleyiciyi hayli şaşırtan, sarsan ve etkileyen bu filmler zamanla, artık başından anlaşılır duruma geldi. Bu tarz filmleri çok izlememiş biri elbetteki bu filmden zevk alacaktır. Ama bu filmleri artık yutmuş olanlar için bir yenilik sunmuyor. Yalnız film sadece Christian Balein muhteşem oyunculuğu için bile izlenir.
OYUNCULUK OLARAK ZİRVE BİR FİLM The Machinist; iyi kurgulanmış dahası iyi resmedilmiş ve psikolojik gerilim türünün içinde öne çıkan bir film . Brad Anderson'un başarılı yönetmenliği ve Christian Bale'in başroldeki muazzam performansıyla kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. 2004 yılı yapımı bir İspanyol filmi olsa da ve çekimleri İspanya’da tamamlansa da, oyuncular Amerikalı ve filmin dili de İngilizcedir. Fight club, Memento, gibi filmleri çağrıştıran kısımları olsa bile olayların bağlanması itibariyle özgünlüğünü tutturabilmiştir kanımca zira diğer filmlere göre daha psikoloji ağırlıklıdır.Zaten bu üç filmin kıyaslanmasını hiç anlamam. bence Makinist'in tek talihsizliği, tarih olarak Fight Club ve Memento'dan daha sonra çekilmiş olması bir de Christopher Nolan veya David Fincher gibi "çok ünlü" yönetmenlerin elinden çıkmamış olması var tabi yine de kıyaslayacak olursak elbette Fight Club ve Memento başarı olarak da The machinist'ten ÇOOOK önce gelir ama "taklit" deyip de Makinist'i küçümsememek gerek. The machinist filmi başlıyor ve öncelikle filmin rengine vuruluyorsunuz birden. Filmin gri ile mavi’nin ortasında bir rengi var. Ağır ve donuk bir film modunda başlasa da kesinlikle sıkıcı olmayan, daima gri bir havada devam etse de boğmayan bir film. Filmin geneline hakim olan psikolojik-gerilim, tansiyonu hiç düşürmeden tek solukta izleyebilme olanağı tanıyor seyirciye.Film boyunca hakim olan karanlık-gri sahneler filmin sonundaki psikolojik rahatlamayla yerini justice brothers tişörtüyle beyaz sahnelere veriyor. Film boyunca filmin seyircide hissettirdigi tek bir duygu var, ruhsal bir rahatsizlik, ki film bunu basariyla yapiyor. rahatsizliktan kastim kesinlikle filmi elestirmek degil bilhakis, donuk gri renklerin ve beyaz neon isiklarin hakim oldugu filmde yonetmenin amacida buyuk bir ihtimalle seyircide film boyunca bir rahatsizlik hissi uyandirmak ki, bunu da yonetmen mukkemmel bir basariyla yapmis. Yönetmenin karakter yaratmadaki yetenegi; Christian Bale'in uyumu gözden kacmamali. Diger tüm oyuncular da özenle secilmis gibi. Filmin havasi, renkleri, müzikleri, gerilimi isleyis tarzi ayrica dikkatli izlendiginde, hatta birden fazla izlendiginde yerli yerine oturacak detaylarI filmi ucsuz kiliyor ve Dostoyevski hayranı birilerinin elinden çıkma olduğunu düşündürecek derecede göndermelerle dolu. Yani Kafka ve Dostoyevski'ye çok şık bir saygı duruşunda bulunmuş, gayet güzel bir yapım. Bir yıla yakın süredir uyumayan,hatırlama mekanizması tökezlemiş fabrkianın tekinde makine operatörü işçisi Trevor Reznik'in gözünden ilerliyor film. Christian Bale, Trevor Reznik karakterine can verdiği film için, oyunculuk adına çok şey yapıyor. insomnia hastası, hızla kilo kaybeden Trevor Reznik gibi Bale de 28 kilo vererek bu alanda bir rekor kırıyor. Kişilik bölünmesi, insomnia, paranoya etkilerini çok başarılı sergiliyor. Reznik ucubeleşmiş bedeni ve davranışlarıyla bu sıkıntılı temaya oldukça ait gözüküyor. Filmin içine çekilmemizi sağlayanın, Christian Bale’in verdiği kilolar olduğunu ve o taraftan bakmadan bu filmin anlaşılamayacağını düşünüyorum. Yani sadece zayıflamamış Bale, neredeyse insan dışı bir forma bürünmüş. Yalnızlığı,sürü psikolojisini,affetmeyi,affolmayı derleyen sahneler mevcut.Garip olmanın yabancılılaştırıcılığını,sürünün suçluya galeyanla yargılayıcı dışlayıcı tutumunu,sevginin tutarsızlığını akıp giden sahnelerin içinde gözlemleyeceksiniz. Türlü türlü aksiyon filmlerinin ve film uzunluğundaki günümüz Türk dizilerinin izleyicilerine ve yapımcılarına bir film,bir dizi nasıl olmalıdır sorusunun cevabı niteliğinde izlettirilmesi gereken bir film.
Film o kadar sıkıcı ve karmaşık ki finale kadar zor sabrediyorsunuz.Ama finalde bütün o sıkıcı karmaşıklığın nedenini gördüğünüzde hak veriyorsunuz.Ana karakterin yaşadığı bütün o travmayı bir anlamda sizde onunla yaşıyorsunuz.Christian Bale gerçekten muhteşem bir oyuncu bu rol için kendini ne hale getirdiğini görünce ona saygı duymamak mümkün değil.Bizim takma bıyık-sakallı oyuncularımız! onu görünce ne düşünüyor acaba?Sonuç itibari ile ölmeden önce mutlaka izlemeniz gereken filmlerden biri,hemde vakit kaybetmeden..Çünkü bu filmde hayatınızı değiştirebilecek şeyler var.Gerçek bir sanat eseri..gerçekten
film abartıldığı kadar güzel değil.filmde akıcılık yok sonra senaryo ve final zayıf ama oyunculuk güzel christian bale gerçekten güzel oynamış filmde.psikolojik gerilim sevenler için güzel bir film olabilir ama bana biraz sıkıcı geldi.10/5
Öncelikle insanın kafasını karıştıran bir film olduğunu söyleyebilirim.Bazen insanın vicdanı onu asla terkedemez ve her zaman bir suçluluk duyar insanoğlu.Ben her zaman insanları vicdanlarına terkederim.Christian Bale den iyi bir performans izledim.Bu yapımada 10 üzerinden 8 puan veriyorum.
dövüş kulübünün neredeyse kopyası.bu kopya kelimesini kötü anlamda kullanmadım,makinist de özellike christian bale gibi bir insan sebebiyle çok ayrı bir yerde duruyor tabii ki,fakat şunu kabul etmek gerek ki sinema tarihinin başyapıtlarından fight clubın bir uyarlaması gibi duruyor.çoğu şeyiyle.bazı yorumlarda fight clubtan daha derin vs. denmiş ona kesinlikle katılmıyorum,karşılaştırma yapmak gerekirse oldukça yetersiz kalıyor makinist.bence filmin en önemli olayı christian balein yanılmıyorsam 28 civarı kilo vererek bir film için en fazla kilo verme rekorunu elinde bulundurmasıdır,sağlığı tehlikeye girmişti zira.kısaca filmin başı sonu belli,ne olacağı belli,kimin kim olduğu belli,aradaki küçük bir iki ayrıntı dışında,fakat bu bir iki ayrıntı da filmi fazla yüceltemiyor ve beni şaşırtmıyor.daha iyi bir film beklerdim bu kadar övgüye bakılırsa.bir nebze hayalkırıklığı oldu diyebilirim.fakat izlense de bir şey kaybedilmez,fena olmaz.
Bunun yerine şunları izleyin diyerek bir yığın film sayanları anlamak güç.Yolundan gittiği filmleri alenen hem de başarısız bir şekilde taklit eden o yapımlardan değil Makinist.Sağı solu sarkmıyor en azından,iyi bir atmosferi,etkileyici ve anlamlı bir sonu,müthiş bir Christian Bale ve Jennifer Jason Leigh i var.
Balenin İ hali. Tek kelime ile mükemmel bir film. Sürekli olarak ertelediğim bir filmdi. Nihayetinde izleme zorunluluğu nerden doğduysa... Arşivdeki nadide bir dvd olacağı muhakkak. Zaman kaybı demek film için mecazi anlamda doğru :D yani kaybedilen bir zamana dönüş. Sağlam kafayla izleyin derim. Zaten sonra kafa sıyırıyor :D 10/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.