Uzun planlar, fotoğraf tadında görüntüler, perdede sanki rol yapmayan kendini oynayan oyucular... En sonda söylenmesi gerekeni en başta söyleyeyim istiyorum. 'Uzak' herkese göre değil. Özelliklede amerikan sinema kütltürü ile büyümüş nesile. Uzak’ın bambaşka bir tadı var. Bambaşka bir film. Nuri Bilge Ceylan’ı bu filmle tanıdım. Çok radikal tarzı olan bir yönetmen. Sinemadan değişik lezzetler almak isteyenlere öneriyorum.
Değişik bir film normal bir sinema filmi bekleyenler sanatsal filmlere rağbet etmeyenler için çekilmez. Ama bu tarz filmler izleyen biri olarak beni de ne çok etkiledi ne de çok baydı. Yine de iii film.
nuri bilge ceylanın bu başyapıtını dün yani 26 sında izledim nefis bir film görsellik harika kadrajlar enfes sinema budur minimalizm ve melankolik yapı harmanlanır bence tabi film 9/10
Eski türk filmlerinden ve Duvara karşıdan sonra hiçbir türk filmini beğenmez oldum.Film çok kötü.Beğenenleri saygı duyuyorum.Onlarda bize duysunlar.Bizi sinema kültüründen anlamayan ve hollywood delisi sanmasınlar.Filmin tek artısı Görüntüleri çok iyi olması.
yok abı ya ya ben fılımden anlamıorum yada bu yabancılar genelde hep yanlıs fılımlere rol werıolar hıcbır cazıbesı yok anlamadım gonul ısterdıkııyı sey yazayım ınan gelmıor..son donemde ızledıgım vasat fılımlerden..
Biraz geç izleme imkanı bulabildim filmi.Gerçekten iki farklı hayatın ortak bir paydada birleştiği tam bir yalnızlık filmi Uzak. Karlar altındaki kasvetli İstanbul görüntülerinden , diyaloglara , Filmin durağan temposundan , yönetmenin yalın ve minimal müzik kullanımına kadar filmin her anına bu yalnızlık duygusu işlenmiş.Öyleki Köy - kent çatışması , etnik göç vb. gibi filmde işlenen diğer temalar bile bu yalnızlık duygusundan sadece arka plan okumaları olarak nasibini alabilmişler.
*bazı arkadaşlar bu filmin durgunluğundan ve bir türlü bir şeyin olmayışından yakınmışlar şunu söylemeliyim ki durgun diye bi film kötü olmaz ayrıca bir filmde bir şey olacak diye bir şeyde yoktur nuri bilge ceylan bizlere iki kuzenin yabancılaşma dolayısıyla çatışmalarını insanların yabancılaşmasını hayallerin bazen o kadar da kolay olamayacağını çok iyi bir şekilde anlatmış yabancı bir sinema eleştirmeninin yada bir derginin di sanırım yaptığı bir araştırma sonucu uzak kesinlikle izlenmesi gereken 100 film arasına girmişti zaten cannes film festivalinde de altın palmiyeyi aldı ayrıca başrol oyuncuları da çok iyi oynamışlar (zaten onlarda cannes dan en iyi erkek oyuncuyu ödülünü birlikte aldılar) aslında bu filmi jim jarmusch un stranger than paradise filmiyle kıyaslıyorum biraz gerçi jarmusch un filmi biraz daha hareketliydi ama olsun.yani sözün özü nuri bilge ceylan dan müthiş bir film kesinlikle izleyin hele de türkseniz kesinlikle izleyin ve bu yurdum insanıyla gurur duyun*
Bu filmi çok beğenenlere süper diyenlere sorsan, ne anladın diye.Ne cevap vereceklerine çok şaşırıyorum.Valla açıkcası ben birşey anlamadım ama emeğe saygım var.İsteyen izlesin ama ben bir daha aslaa.....
filmde kullanılan kareler çok başarılı olmakla birlikte anlatılan insanların birbirlerinden uzak hayatları beni çok etkiledi.filmin sadeligi,düşük bütçeyle yapılışı nuri bilge ceylanın başarısının bir kanıtı olsa gerek.diger filmlerini sabırsızlıkla beklemekteyim.
46 yaşındayım ağır filmleri severim, festival filmlerini severim ,Ahlat ağacında bir hafta düşüncelere daldım, kış uykusunda günlerce ailecek tartışmalar yaptık ama bu film çok kötü. Bu film nasıl Cannes'da ödül almış hayretler içerisindeyim. Konu bize bırakılmış derinlik yok.. Final desen final değil.. Vakit kaybı. Bence usta şu en kendi filmini tekrar izlese beğenmeyecektir. Hele baş rolündeki oyuncu .Adamda mimik yok. Dramdan ziyade komedi suratı var İnandırıcılık yok.
Ceylan’ın Kış Uykusu ve Üç Maymun’dan sonra en iyi filmi! “Mayıs Sıkıntısı”nda memleketine ve topraklarına bağlı kalamayan, kalmak istemeyen Mahmut, “Uzak”ta, kendine çevresine iyiden iyiye yabancılaşmıştır… Filmin başlarında göreceğimiz üzere annesini bile aramakta zorlanmakta, çünkü ailesine de topraklarına da hiçbir bağlılık hissetmemektedir. Yusuf memleketinden “ne iş olsa yaparım” düşüncesiyle, akrabası Mahmut’un yanına yerleşirken, Mahmut istemeye istemeye bu misafiri kabul eder bir an önce başından savmanın yollarını arar. Mahmut’un akrabasına olan tahammülsüzlüğü git gide artar ve onu sürekli kendinden aşağı görür. Hatta Yusuf’u hırsızlıkla bile suçlar. Filmin ana temasını çok iyi işleyen Ceylan, kendindeki yabancılaşmanın, en yakınındaki bireylere nasıl yansıdığını anlatır. Ceylan bu filmde, Anadolu kültürüyle büyümüş ve o özlerle yaşayan Yusuf ve şehirde büyürken değerlerini, özünü unutan, memleketindeki hiç kimseyle bağ kurmak istemeyen, aslında yaptığı işte de çok başarılı olamayan Mahmut’un içsel yolculuğuna çıkarıyor bizi… Kent köy ayrımında Ceylan, fare örneklemesinde iki karakterin tepkisini ve vicdanını sorgulamaktadır. Uzak’ta, geldiği yerlere yabancılaşan, şehirleşmeyle birlikte değerlerini kaybeden, kadına meta olarak yaklaşan ve tüm bunlarla mutlu da olamayan Mahmut karakteri ile memleketinden işsizlik yüzünden ayrılmak zorunda kalan, binbir umutla akrabası Mahmut’un yanına sığınan ve umutları tükenince geldiği “uzaklara” geri dönen Yusuf karakterini izliyoruz. Bu iki karakterin kendi dünyalarındaki yolculuğu bizleri de içsel bir sorgulamaya itiyor...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.