Uzak
Ortalama puan
3,8
519 Puanlama

104 Kullanıcı yorumları

5
15 Eleştiri
4
41 Eleştiri
3
17 Eleştiri
2
12 Eleştiri
1
11 Eleştiri
0
8 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
sahinnnn21
sahinnnn21

8 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
2 Mayıs 2008 tarihinde eklendi
Arkadaşlar herkes bu filmi sevemez çünkü çok yavaş bir film, filmi gece 4 te izledim.Bence çok harika bir film, filmi izlerken kendi hayatımı olmasada başka insanların hayatını gördüm ,belkide ilerde benimde başıma yusufun başına geldiği olaylar gibi olaylar gelebilir , bu yüzden işte film budur dedim izlerken , izleyiciye hayattan süper bir kesit vermiş izleyenlere zaten daha en başında filmin yavaş ilerleyeceğini belli etmiş yönetmen....Yanlız filmin en sonunda biraz zorlandım anlayamadım hemen beyazperdeye girip olan biten ne? diye bir bakayım dedim.....bence en sonunda olan olayda yönetmen birazda bizim düşünmemizi ve nasıl istersek öğle bağlamamızı istemiş. Bu film izlediğim en iyi türk filmi...evet mutluluktan bile iyi..
prospero82
prospero82

77 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
7 Ocak 2008 tarihinde eklendi
her sahnesi fotoğraf karesi gibi olan film..filmde ki iki karakterinde kaderleri bir anlamda aynı yola cıkmaktadır, sonunun cok carpıcı olduğnu düsündüğüm kısık bütceye rağmen olağanüstü teknik kaliteyi yakalayabilmis, aldığı bütün iyi elestirileri hakkeden oldukca basarılı bir film. tüm bunlara rağmen filmi sıkıcı bulanları da anlayabiliyorum
denizilke2
denizilke2

116 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
16 Kasım 2007 tarihinde eklendi
filmi çoğu kişi izlediğinde anlamsızlklardan başka bir sey bulamadığını söylüyor, ama yanılıyorlar tam tersi hiç süslenmeden hiç yapmacıklaşmadan sade ve gerçek olan seylerden sıradnllıktan bahsediyor, ben çok beğendim 7/10
semravi
semravi

9 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Eylül 2007 tarihinde eklendi
Çok akıcı bir film olduğu söylenemez belki ama kesinlikle izlenmeye değer. Mükemmel bir fotoğrafçı olan Ceylan'ın elinden çıkmış olduğundan olsa gerek sinematografik olarak olağanüstü! Doğal oyunculuklar ve senaryonun da etkisiyle kendinizi öykünün içinde bulmak da, uyuya kalmak da mümkün.. Ben özellikle, fotoğraf çekmek için gittiklerinde arabada geçen sahneye, genç adamın ayakkabılarını sinirlenerek dolaba "tıkarkenki" ve alakalı-alakasız birçok ıvır-zıvırın toplandığı çekmece sahnelerine bayıldım.. :) Bu bir tip kitap okurken de yaşanan "baktığımız yerde aynı şeyi görmüşüz,yaşamışız" sendromu,sevinci.. o anki ruh halimden midir bilemiyorum ama filmin genel fotoğrafındaki o hüznü hiç yakalayamadım ama keyiflik, arşivlik...
aranel-namo
aranel-namo

6 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
kusursuzz güzelliğinin kanıtı gibi ist. bu film özellkle kış ayında çekmek oldukça yaratıcı sonuç olarak 10/10 bi film
hero8282
hero8282

36 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Mart 2007 tarihinde eklendi
bence kendisine takdim edilmiş ödülü sonuna kadar hakeden bir film, yönetmen fotoğrafçı da olduğu için seyir zevki çok yüksek ve afişi de insanı uzaklara götürüyor. ' yak bi gemici cigarası '
The-Director
The-Director

Takipçi 43 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Mart 2007 tarihinde eklendi
N. B. Ceylan’ın sinemasal anlatım yönünde olgunlaştığının göstergesi fakat görüntünün soğuduğu , Ceylan’ın kamera gözünü kaybettiği gibi yorumlara insanı sürükleyebilecek türde bir film.Film sırasında düşünmeden edemedim.Bu adam köyde , doğal mekanlarda görüntü konusunda devleşiyor fakat metropole , teknolojinin soğuk havasını içine çektiği mekanlarda alelade bir dizi çeker gibi hava oluşturmaya başlıyor.Hikayenin gidişatını pek fazla etkilemese de bu ayrıntı çoğu zaman insanı rahatsız edebiliyor.Ayrıntılara fazla takılmadan meramını anlatmaya çalışan Ceylan , yan hikayelere de pek fazla önem vermeden seyirciye sunmaya çalışıyor ve nitekim bu da pek fazla gözü yormuyor.Köyde görüp tanıdığımız iki karakter , filmin temelini oluşturuyor ve hikaye onların üzerinde işlemeye başlıyor.Bir nevi Mayıs Sıkıntısı’nın devamı niteliğine bürünüyor.Mehmet Emin Toprak’ın canlandırdığı karakter köyünden ’uzak’lara gidiyor ve İstanbul’a geliyor.Burada ideallerinden ’uzak’laşmış tanıdığının yanına geliyor.Birbirlerine ’uzak’ iki insan mecburi bir yakınlaşma yaşamak zorunda kalıyorlar fakat ne demiş şair ’’En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir.’’.Bunun sonucunda kıvrılan , bükülen hayatlar , zoraki hayati değişimler kaçınılması zor sonlardan bazıları haline geliveriyor.Köyünden ’uzak’ bir insanın ülke sınırları içinde bile olsa aslında ne kadar da uzak yerlerin havasını soluduğunu anlaması , hayatını değiştireceği , ona yön vereceği şeyler her ne kadar gözünün önünde bile olsa aslında ona ne kadar uzakta olduğunu görmesi , belki de eğer üçlemeye komple bir bakış atacak olursak , metropol hayatının ne kadar zor , köy hayatının ne kadar zor ve aslında her çeşit hayatın ve her yerdeki hayatın zor ve anlaşılması güç olduğunun farkına varılması , tüm hayallerin sonuçta bir hayal ve her sıkıntının sonuçta bir sıkıntı olduğunun bilinmesi adına yapılmış en önemli yapıtlar bütününü oluşturduğu için aslında Ceylan için ne söylesek şu durumda belki de dönüp dolaşıp aslında kifayetsizlik sınırlarına dayanacağımız bir film.
haylan-18
haylan-18

Takipçi 146 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
16 Ocak 2007 tarihinde eklendi
"uzak" yanımızdaki dünyada yaşıyan ama o dünyadan uzak olan insanların öyküsü..sözlerden çok görüntülerin konuştuğu duyguların anlatıldığı bir dünya..her karesi her saniyesi başka dünyalara alıp götüren uzağı yakına getirmeyen aksine bizide uzaklara götüren bir film..N.B. Ceylan pek çoklarını memnun etmiyecek bir film yapmış yine..yine kendi dünyasını yine kendi öyküsünü perdeye yansıtmış..ne hasılat için bir televole yüzü nede isim yapsın diye filmle ilgili bir yaygara koparmamış..öyleki kendi filmiyle ilgili konuşmaya gelen gazetecilere bile " bana sormayın gidip filmi seyredip istediğinizi yazın" diye bilecek kadar popülist bir insan.. o halkı için film çekmiyor..yada türk sinemasını kurtarmak için..o tamamen kendisi için film çekiyor..çünkü bu işten zevk alıyor..para kazanmak umrunda bile değil..kasaba ve mayıs sıkıntısın dan sonra serinin son filmi uzak'ta yine herşeyi en amatörce bir okadarda profesyenelce bizlere anlatıyor..zeki demirkubuz ve n.b. ceylan kendi filmlerini yapmaya devam edecekler yine..ve yine 3-5 bin seyirciye oynayacaklar..bu kimin umrunda..onlar türk sinemasının şu anki en iyi yönetmenleri..ve türk sinemasının en iyi filmlerine imza atmaya devam edicekler.. "uzak" filminin finalindeki gibi ansızın giden m.emin toprak'ta hafızalarımızda gördüğümüz en iyi amatör oyuncu olarak yer edicek..

Uzak türk sinemasının en iyi filmlerinden biri..eğer hala görmediyseniz çok şey kaçırdığınızı en azından türk sinemasının nerelere geldiğini görmeniz açısından iyi bir deneyim olacağını bilmelisiniz..
tolstoyevski
tolstoyevski

Takipçi 76 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
10 Aralık 2006 tarihinde eklendi
’’Gençliğinin yalnızlığın karanlık zindanlarında geçtiğini’’birçok roportajında ifşa eden Nuri Bilge Ceylan içini kemiren o ürpertici yalnızlığa ’’uzak’’filmiyle ’sessiz’ çareler arasa da senaryodan çok kameraya yaslanan sinema anlayışıyla eksik bir tat bırakıyor nedense...Özünde içe dönük hikayeleri,yalnızlığı temel alan kişiye odaklı mizansen anlayışını fazlasıyla önemserim.Theo Angeleupulos’da,Tarkovsky’de,Bergman’da gördüğümüz bu yaklaşım kişisel alana yoğunlaşarak Mehmet Rauf’un tıpkı’’Eylül’’adlı kitabında olduğu gibi bir türlü akmayan sinir bozucu bir psikolojik kulvara sürüklese de bizleri anlatılanlar kişinin kendisiyle yüzleşmesinde ve dış dünya ile kurduğu kişisel bağı tekrar gözden geçirmede aracı rol oynar... ’’Uzak’’tam da bu bağlamda değerlendirilmesi gereken bir film...Mahmut,insanlar ile sosyal ilişkisini minumuma indirmiş,bir tür suçluluk duygusuyla yakınlarından ’’uzak’’laşmış soğuk bir kişilik.Akrabası Yusuf’un beklenmedik ziyaretiyle huysuzluk emareleri iyice ayyuka çıkıyor,özgürlük alanına yapılan bu müdaheleyi pek kaldıramıyor.O herkese ’uzak’ yaşamı içerisinde örneğin annesinin hastalığına kayıtsız kalabiyor.Kız kardeşiyle ilişkisi de olması gereken düzeyde değil.Eski karısı Nazan da bu ilgisizlikten payını alanlar arasında.Ayrıldıkları sırada hamile olduğu için kürtaj yaptıran ve sonraki evliliğine ’çocuksuz’devam eden eski karısına da meramını açmaktan ’’uzak’’bir görüntü çiziyor Mahmut.Kentli-aydın kimliğine karşın eski ideallerinden ’’uzak’’laşmış bu orta sınıf üyesi küçük burjuva ile, taşralı Yusuf arasındaki çatışma filmin en güçlü gerilim hattını oluşturuyor.Yusuf kent kültürüne adapte olmaya çalışan,hayat karşısında fazlasıyla donanımsız görüntüsü içerisinde ’taşra’lılığın getirdiği çocuksu bir saflığı da üzerinde taşıyor.Mahmut’a nazaran insanlara daha çok yaklaşmaya çalışan,gemilerde kendine sürekli iş arayan,yoksul balıkçı kahvelerini mekan edinen,yoksunluğun ortaya çıkardığı engelleri Mahmut’dan yardım dilenerek göğüslemeye çalışan bir prototip.İş noktasında Mahmut’tan torpil dilendiği bir sahnede ’taşralı’’lığı en acımasız şekilde yüzüne vurulan filmin diğer ’’kaybedeni’’. Mahmut cinsel ihtiyaçlarını yer yer evine davet ettiği kız arkadaşı olması muhtemel kişiyle, yer yer de videoya yerleştirdiği ’’porno filmlerle’’kapatmaya çalışırken,Yusuf da karşıt cinse olan ilgisini değişik mekanlarda ortaya koyuyor. (metroda,kitapçılarda hatta apartman dairesinde).Yusuf’u aşağılamayı sürdüren Mahmut, kaybolan bir gümüş saati bahane ederek(kalmakta direnen Yusuf’ta adeta bir suçluluk duygusu uyandırarak) inceden ’’hırsızlıkla’’itham ettiği Yusuftan sonunda kurtulmayı başarabiliyor.Yusuf’un odayı boşalttığını anlayan ,yatağın üzerinde o ’içilmez’ dediği Samsun sigarayı bulan Mahmut eşsiz bir şehir görüntüsü altında Yusuf’dan kalan sigarayı tellendirirken belki de içindeki ’’uzak’’la da yüzleşme yoluna gitmiş oluyor... Nuri Bilge Ceylan Tarkovskyivari uzun planlarla duru bir görsellik yakalasa da bir filmde olmazsa olmaz olarak gördüğüm ’’senaryo’’ayağını çok iyi biçimleyememiş kanımca.Ben bu noktada tiradlar olmalıydı demiyorum ,ama en azından dramatik doku asgari düzeyde de olsa diyaloglarla desteklenmeliydi diyorum.(10dakika konuşulmadı bir sahnede)Sadece kameraya ve görselliğe yaslanan bir minimalist sinema anlayışı bu nedenle bana ’’uzak’’.Ben bir filmde alt metinlerin gümbür gümbür çağlaması gerektiğini düşünüyorum.Uzak bizlere nicedir ’’uzak’’ olduğumuz evrensel ölçekteki bir başarıyı(cannes film festivali)getirmiş olsa da bu haliyle bu filmin ’’eğreti’’bir yanının olduğunu düşünüyorum.Bu ise tamamen kişisel tercihlerle ilgili bir durum;son noktada NBC’nin -nesnel bir yaklaşımla-Fransız orjinli minimalist sinema anlayışının Türkiye’deki en büyük temsilcilerinden biri olduğu yadsınamaz bir gerçek...
ffergan
ffergan

117 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
24 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Teşekkürler Nuri Ceylan,insanın insana yabancılaştığı,hayattaki konuşmaların aslında anlamsız olduğunu gösteren en iyi film!
dragonfly23
dragonfly23

39 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Kasım 2006 tarihinde eklendi
2 günde izleyebildiğim sıkıcı ama sinema adına ilginç bir film.diyaloglar az hayatın çok içinden bir fil sonunu anlamak biraz zor.10/8 bence
nonself
nonself

Takipçi 27 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
11 Kasım 2006 tarihinde eklendi
NBC kamerası, renkli görme yeteneğine sahip bir çift canlı gözü hizasındadır. Akıp giden şeritteki şarki ağıradımlık ve ürperten çıplaklık için başka bir ifade bulamadım. Bakmak, görmek gibi laf ebeliklerine girmeyeceğim. Bakan bir çift göz için film başlıyor:HikayeYusuf (M.Emin Toprak) genel geçim sıkıntısı, işten çıkarılma gibi örtülü nedenlerle kasabadan ayrılıp İstanbula gelir.(aslında kasabada hayal kurmaktan bıkmıştır, gemisine kavuşup, özgürlüğe ve cep dolusu paraya kavuşmak ister) Hısımı Mahmutla (Muzaffer Özdemir) geliş günüde sözleşmişlerdir ancak Mahmut bunu hatırlamaz bile. Yusufun biricik hayalini kurduğu şeyin ilk adımını Mahmut hatırlamaz bile. Böylece film ilk gözünü atar izleyiciye.Filmin devamını izleyici kurgulamaya başlar yavaş yavaş... Olsun, Nuri Bilge ustanın umurunda olmaz bu durum.Film, Yönetmenin fotoğrafçılık yanına yaslanmıştır az biraz; apartman dairesine vizörden bakar bu filmi izleyenler...Çıplak gözle!MahmutModern birey kimdir? El cevap: Kendisini bir apartıman dairesine kilitlemiş, sözüm ona kendisini tamamlamış?! Tüm dışarıdakilere duvarlarını örmüş, sevenlerini, dostane bir gülümsemeyi yakıp yıkmış ilaahir hilkat garibesi kişidir. Pekiyi bu kendini tamalama işi nasıl cereyan ediyor? Anlatayım: Taşradan kalkıp elinizde bir tahta bavulla büyükşehire geliyorsunuz; açlık... sefalet... Gel zaman yüksek tahsilinizi sanat alanında yapmış buluyorsunuz kendinizi, kaderin cilvesine bakın... Yürlü ayak oyunlarını, kumpasları alt edip, türlü hakaret ve zilleti nefse çekip teşbihte hata olmaz; adeta hayatınızı kazıyorsunuz tırnaklarınızla (bu arada kininiz tırmanıyor) ... İşinizin sahibisiniz artık, kalın kitaplar okuyorsunuz durmadan, hayatı okuyor, yüzleri çiziyorsunuz bakmadan...Banklara yalnız oturuyor, uzaklara bakıyorsunuz... Kendi mesabenizden üçü beşi geçmeyen arkadaşlarınızla barda, şurda burda bir araya geliyorsunuz. Bir iki artistik mevzu hakkında avamın anlayamayacağı dilde kelam ettikten sonra asıl konu olan karı kız mevzusuna giriyorsunuz...Eve dönüyorsunuz, yalnızsınız... Derken beş on dakika boyunca tek kelam işitemeyen seyirciyi, o güzelim çekingeliğiyle telesekreter??!! e konuşan bir ’Anne’nin bıraktığı hüzün dolduruyor. Annenizin sesi dibinizdeki ahizede ve siz davranıp konuşmuyorsunuz onla. Yapmayın efendi! Yapmayalım lütfen! Filme geriden, telesekreter imgesiyle girilmesi bu açıdan manidar. (imgesel diyorum çünkü N.B. Ceylan filmi Bergman, Tarkovski ekseninde imgeseldir).
ygoven
ygoven

Takipçi 11 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
6 Kasım 2006 tarihinde eklendi
bence çok etkileyici bi film. kimilerine göre filmde söz yok kimilerine göre çok sıkıcı bi film ama gerçekten çok sevdiğim bi film.
aabb76
aabb76

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
22 Ağustos 2006 tarihinde eklendi
uzak türk sinema tarihinde bir dönüm noktası bence.:)nuri bilge ceylan sineması türk sinemasında ayrıca incelenmesi gereken ve belli bir yeri olması gereken bir proje ve araştırma konusu.
uzak çok yalın,abartısız ve sanatını konuşturan bir film...nuri bilge ceylan hep bu çizgide devam etmeli bence...
pnrsevincik
pnrsevincik

6 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
17 Mart 2006 tarihinde eklendi
uzak bence izlenmesi gereken bir film.çoktandır aklımdaydı ama yeni izleme fırsatı buldum. evet film sıkıcı ama anlatmak istediği şeyi direk olarak seyirciye vermediği için sıkıcı. filmi izlerken kendinizi biraz olsun o hayatı yaşıyormuş gibi hayal ederseniz sanırım sıkılmazsınız.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler