Yuh diyorum, başka bir şey demiyorum. İnsan bu kadar da naza çekmez ki canım. Bulunmaz hint kumaşı oldu sanki. Lütfedecekler de aralıkta gösterime sokacaklar... Ayıp yahu.
Bir ferzan özpetek hayranı olarak size şunu söyleyebilirim. benim en güzel filmi bu filimdir. kesinlikle tavsiye ediyorum. müzikte film kadar etkleyici
öncelikle parachutes..düzeyli ve mantıklı yorumların için kendi adıma çok teşekkür ediyorum. karşı pencereyi beğenmedim..böyle samimiyetten uzak,insanları etkilemesi garantili yöntemlerin profesyonelce kullanıldığı filmleri beğenmemeye devam edicem.filmin tam olarak neyi anlatmak istediğini anlayamadım ama bu bazı yorumların aksine benim algılama problemlerimle ilgili diil,sevgili ferzan özpetek in tam olarak neyi anlatmak istediğine karar verememesinin bir sonucu..biraz 2.dünya savaşı zamanları ve yahudiler,biraz eşcinsellik teması,bir miktar aşk olduğu iddia edilen bişiler,üzerine de tatlı niyetine muhteşem pastalar...hepsi güzelce karıştırılır,ama hiçbirinden yeterince verilmez çünkü herkesi eşit derecede mutlu etmek lazım ki filmde herkes kendinden bişiler bulabilsin,eee muhteşem müzikler ve sağlam bi oyunculukla yoğrulursa bu malzemeler kötü olmayan ama iyi de olamayan bir film ortaya konabilir..müzikler çok başarılı,özellikle giovanna mezzogiorno ve massimo giottini noyunculuklarının tadı gerçekten damağınızda kalıyor..ferzan özpetek in iyi yönetmenliğine ya da iyi bişiler yapmak için çabalıyo olmasına dair de hiçbi sözüm yok..am olmamış..olmamış...ben tıpkı parachutes gibi ne kadınla adamın aşkının samimiyetine inanabildim,ne davidenin yaptığı seçimle canevimden vuruldum,ne bu koskoca bi film dolduran hikayenin,sonunda giovannanın ne işine yaradığını anlayabildim..(hayatında yaptığı radikal değişiklikle pastacı olamaya karar vermesinin dışında!).....vs...vs.... ve küçücük bir not! herkes sizin beğendiğiniz filmleri beğenmek zorunda diil ya da tam tersi de mümkün diil..birileri filmi beğenmemesine tahammül edemiyen sevgili arkadaşlarımızın bi anda olayı eşcinsellik tartışmasına dönüştürerek farklı yargılamalara girmiş olmalarını hayretle ve eğlenerek izliyorum.. hepimize sinemayla dolu bir hayat!!!!!
Filmi vizyona girdiği ilk gün izlemiş ve çok beğenmiştim, akşam televizyonda bir kez daha izledim ve bende yine aynı etkiyi yarattı ...Karşı apartmanın penceresinden kendi hayatıma(pencereme) bakmak istedim birden...Giovanna nın merdivenlerden inerken ellerinden un tozlarının döküldüğünü farkedememiştim ilk izlediğimde...Filmin eşçinselliğe bu kadar naif bir yorum getirmesi de ayrı bir konu...
"Öyle bir şey yapıyorum ki politikaya değinmeden değinmiş oluyorum. Belki de filmin gücü buradan geliyor. Buranın bugünkü politikasına, dünkü politikalarla ve duygularla yaklaşıyorum." Ferzan Özpetek
"Cahil Periler"in ardından seyirciyi bir kez daha kalbinden yakalamaya çalışan, İtalya'da yaşayan haklı gururumuz yönetmen Ferzan Özpetek, "Karşı Pencere" si için bu kelimeleri dile getiriyor. Bu seferki filminde anlatmak istediği şeyler, iki dünya arasında gidip gelen bir 'bellek' ve bu iki dünyanın köprülüğünü yapan, bir zamanlar unutulmuş fakat şimdi yeniden elde edinilmeye çalışan 'tutkusunu yitirmemiş insanlık durumu'ndan ibaret. Sözünü ettiğim bu iki dünya arasındaki köprü, bir ayağını '43 faşizmi yıllarına, diğer ayağını ise günümüze uzatıyor. İki dünya arasındaki gidiş-gelişler, bu 'köprü' aracılığıyla imkanlı bir hale geliyor. Bu iki dünya ise, Massimo ile Giovanna'nın dünyası. Günün birinde sokakta yolunu kaybetmiş, kim ve nerede olduğunu hatırlamayan yaşlı bir adamla -Massimo- , tutkularını yitirmiş Giovanna'nın, birbirlerini tanıdıkça farkına varacakları bir takım değerler, bu iki insanın birbirleri arasındaki duygusal köprüyü oluşturacak. Giovanna'nın yitirdiği tutkularını, karşı komşusuna açtığı penceresi ile hatırlatan kişi Massimo olacak. Massimo geçmişi hatırlayacak, Giovanna'yı bu pencerenin içine taşıyacak, meğer bu kadının hep beklediği 'cahil perisi' olacak, ona hissetmek istediği duygularını hissettirecek. Ferzan Özpetek bunları yaparken dediği gibi suya sabuna dokunmadan elini yıkamış, politikaya dokunmadan dokunmuş olacak. Yönetmen bu sefer de kanatlarını unutulmamış bir gerçeğe ve unutulmuş duygulara açan bir pencereden baktıracak seyircilerini, pastalarından eliyle birer dilim yeme zevkini yaşatarak. Bunu yaptırırken de fona tüyleri diken diken eden bir müzik yerleştirecek, Giovanna'nın oyunculuğunu izleme keyfini yaşatarak. Bu film bize unuttuğumuz tutkuları yeniden hatırlamamız için gerekli gücü yerecek. Benim için artık pek bir şey söylemek gereği kalmayacak, bu insanı filmleriyle yaşantımı sinemasal anlamda değiştiren bir cahil peri ilan ettikten sonra...
ferzan özpetek den muazzam bir film daha... başka ne denebilir ki? bende filmi dün akşam t.v de ikinci defa izledim. ferzan özpetek avrupadaki gururumuz gerçekten. çok ciddi işler yapıyor ve mutlaka desteklenmesi gerekir...
Bu filmin müziği mükemmel. Film için aynı şey söylenemez. Ferzan Özpetek'in iyi bir yönetmen olduğunu düşünümüyorum ancak başroldeki bayan oyuncu seçimleri harika.
Film tek bir öykü anlatmaya başlayı yolunu çiziyor sonra başka bir yöne sapıyor. Artık her filmde karşımıza çıka çıka manasını yitirdiğini düşündürten bir soykırım öyküsü de var. Sanki başka kırımlar olmamış gibi, her yerde her şekilde karşımızda acı çekmiş yahudiler..başka insanlar acı çekmedi mi kardeşim bu dünyada? Bir tek onlar mı soykırıma uğratıldı?
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.