Epeydir bu filmi bekliyordum ve sonunda izleme şansına sahip oldum;kesinlikle güzel bir yapım,ama bir klasik olduğunu söyleyemeyeceğim,öncelikle o oyuncular o performansaları vermese idi,acaba bu filmi kaç kişi izlerdi?Evet izlenirdi ama enfes doğa görüntülerinin ardında akıllarında konu namına pek birşey kalmazdı,senaryo gayet dengeli olmasına rağmen,bir türlü beklenen anları veremiyor,örneğin Jack'in akıbatinin öğrenildiği sahne çok daha incelikli yazılabilirmiş,ya da ikilinin ilişkisi daha detaylandırılabilirmiş,en azından arada bir yerde "seni seviyorum"lafının geçmesi gerekirdi,her ne kadar kısacık bir hikayeden böylesi bir senaryo çıkarmak büyük ustalık ve maharet de istese,aldığı oscarı sonuna kadar hak da etse bazı noktalardaki bu küçük eksiklikler göze çarpıyor ne yazık ki,ama elbet bunu da beğenenler vardır,olabilir,herkesin zevki kendine.Bunun dışında filmin yönetmenlik,müzik ve görüntü çalışması birbiriyle o kadar organik bağlarla bağlanmış ki,birinden bir parça eksik olsa bu hissedilirdi,o derece uyumlu ve filme hizmet eden bir çalışma ortaya konmuş,özellikle Ang Lee'nin yönetmen egosunu tamamen bir kenara bırakabilmiş olması,gerçekten alkışlanılası bir durum,o denli sade ve incelikli bir bir yönetim sözkonusu.Ve oyuncular;nerden başlasam bilemiyorum,Heath Ledger'ın unutulmaz ve son derece duru performansını mı övsem,Jake abinin beklenmedik anlardaki patlamaları ile süslediği ve "yaşadığı"karakterini mi?Ben kısaca tüm kadro "sadeliğin ihtişamını"taşıyor diyeyim,siz anlayın.Film son derece hassas ve kaygan bir zeminde son derece artistik hareketler yaparak meselesini anlatıyor ve ne duygu sömürüsüne,ne de bir taraf tutmaya yer veriyor,en azından eşcinsellikten taraf olmadığı bir gerçek,fakat bunun karşısında film çok daha yüce bir duygudan,"aşk"tan,hem de kayıtsız şartsız aşktan,sevgiden yana taraf tutuyor ki böylesi tehlikeli sularda yüzüyorsanız,bundan doğrusu da olamazdı herhalde.Yani buradaki eşcinsel ilişki aslında içinde saf dostluğu ve sevgiyi barındıran bir kabuktan başka birşey değil,sadece kız ve erkek yerine erkek ve erkek kombinasyonu geçerli,cesur sahnelerle de bu ilişkini sadece romantik olmadığı,cinselliği de içerdiğinin altı çizilmiş,ve ikilinin arasındaki ilişkinin inandırıcılığı arttırılmış,keza İskender filminin de inandırıcılıktan yoksun olduğu konu tam da buydu,Brokeback ise bu sıcak sahnelerde bile asla abartıya kaçmadan,olayı tüm doğallığı ile sunarak ve bunu yaparken de izleyiciyi iğrendirmeyerek(ki bu çok zordur)alkışı hak ediyor.Ama tekrar etmek gerekir ki,film bir eşcinsellere hoşgörü filmi değil,onları kötü göstermek gibi bir amacı da yok,onun asıl anlatmak istediği iki adam arasındaki katıksız dostluğun dolambaçlı yollarının bir haritasını çizmeye çalışmak ve aşkın nelere kadir olduğunu bir kez daha göstermek.Ve bunları da çoğunlukla başardığını söyleyebiliriz 8/10.Saygılar.