En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
erdemmarasli
Takipçi
130 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
18 Mayıs 2007 tarihinde eklendi
Gayet hoş bir filmdi. Sırf gayleri konu aldığı için izlemeyen insanlar var ama aynı ilişki iki kadın arasında olsa kimse ses çıkarmayacak belki de. Bu kadar duygusal oacağını tahmin etmemiştim. Ginali de çok iyi olmuş. Uzak doğulu yönetmeni tebrik ederim...
senaryosu bakımından çok cesur bir film.başrol oyuncularınıda kutlamak lazım çünkü her oyuncu böyle bir rolde oynamak istemez.film bittikten sonra acayip duygusallaştım.ağlatan nadir filmlerden .belli bir kesimede seslendiği için herkesin bu filmi beyenmesi beklenemez.
İlk seyrettiğimde bu kadar dokunaklı ve tutkulu bir aşkın neden daha çok vurgulanmadığını kendi kendime sormuş ve bunun filmin bir eksiği olarak yorumlamıştım. Ancak filmi ikinci kez seyrettiğimde ne kadar yanıldığımı da görmüş oldum. Ang Lee ayrıntıyı bakışlara ve anlamlı birkaç söze bırakmış? Filmin ilerde unutulmayacaklar aşk filmleri arasına girmesine sebep olacak olan da sanırım filmdeki bu nüans? Jack Gyllenhaal, filmdeki tutkuyu ve aşkı perdeye o kadar etkili yansıtmış ki Ang Lee'yi bu seçimi için kutlamak gerekir. Jack Twist karakteri, Jack Gyllenhaal ile bir gerçeklik kazanmış nerdeyse, Jack'in bakışları sözlerle anlatılamayacak olan her şeyi o kadar güzel vurguluyor ki? Heath Ledger'ı genelde çok beğenmememe ve soğuk bulmama rağmen Enis Del Mar karakterinde oldukça başarılı bir performans sergilemiş. İçine kapanık soğuk ve mesefali olan Ennis'in gerçekte Jack'e karşı hissettiği aşkın büyüklüğünü Heath'in başarılı oyunculuğunda görmemek neredeyse olanaksız?İkilinin aşkının toplumun kurallarına ve önyargılarına yenik düşmesi ise filmin vurguladığı en can alıcı nokta ? Evet Brokeback Dağı hüzünlü, tutkulu, sert ve bir o kadar da dramatik bir aşkı anlatıyor? Bu aşkı gözyaşlarınız boğazınızda düğümlenerek izliyorsunuz. Sonunda ise keşke sözcüğü dilinizde dolanmaya başlıyor? İşte bu noktada da Ang Lee, yarattığı bu karakterlerle toplumda eşcinsellere bakışın değişmesi için bir ışık yakıyor. Umarım bu ışığı herkes görür?
Filmi izledikten sonra kendi kendi sordum "Bu filmde gerçekten kim mutlu?". Toplum normları yüzünden yalan hayatlar yaşamak zorunda olan Jack ve Ennis mi? Güzel bir evlilik ve yaşam umuduyla Jack ve Ennisle evlenen kadınlar mı? Ya da o evlilikten doğan çocuklar mı? Bu soruların cevabı koca bir "KİMSE." Kimse mutlu değil. Peki bu mutsuzluk kimin suçu? Bence asıl sorulması gereken soru bu. Bu mutsuzluk kimsenin suçu değil. Ne Jack'in ne Ennis'in ne de onların karılarının. Bu suç toplumun. Böyle gördük böyle devam eder zihniyetinden çıkamamış, dar görüşlü insan topluluğunun birden fazla hayatı mahvetmesinin filmi bu. Diğer insanların hayatlarına karışmayı bir hak gibi gören yüzsüz insanlar yüzünden çıkan mutsuzluğun filmi bu. Sınırların sadece insanların bilinmeyenden korkmaması için oluşturulduğunun ve gerçek aşkın sadece beden ile sınırlı değil ruha da taşan bir güzellik olduğunu göstermeyi başarmış, çok kaliteli bir film.
Sinema adına başarılı bir örnek olabilir.Ancak, yeri geldikçe de yazıyorum, Aşk, karşı cinsler arasında yaşanan bir olaydır.Hemcinsler arasındaki Aşk’ı, kişisel özgürlükler anlamında yadırgamamaya çalışsam da, kesinlikle doğal gelmiyor bana.Haliyle bunu anlatan filmleri de başarılı bulmuyorum.Kötü bir film bence...
Bu filmi uzun süredir bekliyordum.İnsan burdaki yorumları okuyunca bir başyapıt izleyeceğini sanıp beklentisini çok yüksek tutuyor ve izlediği film de beklentisinin altında kalıyor haliyle.Bu kadar abartılacak bir duygusallık ve aşk göremedim ben bu filmde.Sonlara doğru iyice sıkıldım, biraz fazla uzatılmış geldi.Daha iyi işlenebilirdi,birşeyler eksik kalmıştı sanki.
gerçekten çok güsel bi film..oyunculuk ynetmen we müzikler harika..konu da güzeldi..sonunda aglamamk için kendinizi zor tutuosunuz..2 erkeğin aşkını anlatıo..olamaz demeyin.bu filmi izlemedn önce buna karar wermeyin..keşke herkes bunu anlayabilse.. sadece gay filmi deil dostluğun arkadaşlığın birbirine muhtaçlığın sewginin we en önemlisi 2 kişinin birbirini anlamasını çok ii gösteren bi film.. kesinlikle izleyin diyorum we şiddetle tawsiye ediyorum!!!!!
Ben bu filmi biraz farklı değerlendireceğim. İlk önce şunu belirteyim, bu filmi sinema eleştirmenlerinin filmi seyredikten sonra farklı tanıtması yahut seyircileri yanlış yönlendirmesi, bu filme ne katkı sağlar nede kayba uğratır. Bana Türkiye’de eleştirmenler sırf film anormal derecede seyirci düşüklüğü yaşamasın diye bazı gerçekleri farklı yansıtmışlar. Filmdeki karakterlerin ilk kez eşçinsel temasa geçtiği an, bir öpüşme sahnesi yok aksine iki karakter resmen seyircilerin önünde ters ilişkiye giriyor, bunu böyle yazsanız filme insanlar ona göre gitse olmaz mı. Haa, şimdi ben burada kesinlikle filmi değil aksine bizim gazetecileri eleştiriyorum, doğru yazmaktan çekinmeyin. Ancak burada Ang Lee cesaretin dolayı kutlamak gerekiyor, zira sinmelarda sürüyle eşcinsel temalı filmler daha önce gösterildi, ancak ne hikmetse Lezbiyen temalı filmlerde Lezbiyen çiftin sevişme sahneleri gösterilirken, Gay temalı filmlerde asla ve katiyen Gay ikilinin bırakın sevişme sahnesi öpüşme sahnesi bile gösterilemezdi, hatta Oscar’ı 94 yılında sürklase eden Philadelphia filminde bile. Ben hatta kendime sormuşumdur, niye Lezbiyen cinsel ilişkisi gösteriliyor filmlerde ancak Gaylerin öpüşmesi bile gösterilmiyor diye, ilk defa bir yönetmen bunu becerdi. İğrençte bulsak, tasvip etmesek de. Filmin doğa görüntüleri ise bir harika hakikaten bir filmde bu kadar görüntülerden etkilenmemiştim. Ancak bu saydığım iki güzelliğe rağmen, bunu önyargısız belirtiyorum, ben filmi son derece vasat, sıkıcı, çok uzun (gereksiz uzunlukta) ve maalesef itici buldum. İticiliği, ikilinin gay ilişkilerinden ziyade, bu filmin daha ağır tonlarda daha dramatik olacağını düşündüğümden dolayı. Bir Philadelphia filmi hayranı olarak, defalarca izlemişimdir, paralel konu işlemesine rağmen bu filmde Philadelphia filmindeki zerafeti duygusallığı bulamadım. İnanın bana görüntü yönetmenliği hariç hiç bir ödülü hak etmiyor açıkçası, belki sadece cesaretin dolayı Lee’yi kutlamak gerekir o kadar. 5/10.
oldukça ağır bir konu var ve bu konuyu işlemek hiçte kolay değil.etkili bir film değildi bana göre.açıkçası ben tek başıma ilediğim halde bile rahatsız oldum... 10/7
Sonunda izledim ve neden bunca sene izlemedim diye kendime kızdım. Basit bir eşcinsel içerikli film değil. Gayet romantik ve dramatik çok yönlü bir yapım. Oyuncular her anlamda kendilerini zorlamışlar, cüretkar sahnelerde kendilerini çok iyi ortaya koymuşlar, Ennis ve Jackin yasak ilişkisini anlatan yapıma bayıldım. Gerçekten harika bir romantik filmdi, final öyle mükemmeldi ki bu satırları yazarken bile etkisinden kurtulamadım, ennis ve jackin ayrılıklarını yaşadıkları sahneler yada tutkularını dile getirdikleri sahne olsun gerçekten mükemmel bir romantizm, kesinlikle izlenmesi gerekiyor diyorum... Puanım: 10/8.
bir aşk senelere bölünerek ancak bu kadar güzel yaşanır..7 kez izleyip 7 kezde ağladığım bu baş yapıt..ayakta alkışlanır..öylede olmadı mı zaten..ayakta alkışlanmadı mı..20 yılı aşkın yaşanan bir aşkta siz ölesiye sevdiğinizi yılda sadece bir iki defa görseydiniz..ve sevmediğiniz kişilerle sadece toplumda baskı göreceğiniz için evlenseydiniz..böyle bir özleme nasıl dayanırdınız..jake de dayanamamıştı filmin bi karesinde ennis seni o kadar çok özlüyorum ki demişti ennisin gözlerinin içine bakarak bu özleme dayanamıyorum diye bitirmişti cümlesini..öyle bir aşktı ki anlatılan üzerinde sadece onun kanı var die 20 yıl bir duvar aralığında saklanmış gömlek bile yetiyordu bu aşkın derinliğini anlatmaya..ve ennis dolabının kapağını açıp içiçe asılı duran gömleği koklayıp düğmelerini iliklerken gözlerindeki yaşları öyle bir batırıyordu ki yüreğimize yemin ederken unutmayacağına dair jake..o an tabularını yıkamamış insanların anlayamayacağı o büyük aşkın karşısında gözyaşlarımızı tutamayıp bizde ennısle birlikte ağlıyorduk..
bu filme giderken kafamdaki düşünce "evet evet çok beğenicem kesin çok duygulanıcm hatta bence ben ağlarım be!"gibi birşeydi.amma velakin gel gör ki büyük bir AŞK görmeyi beklediğim yerde aşktan başka herşeyi gördüm.aralarındaki şey aşk diil de dağda aç kalmış iki adamın cinsel dürtülerine yenik düşerek birbirlerinin üstüne atlaması ve bunu dewam ettirip,zamanla da aralarındaki bu sırrın büyüklüğünün altında ezilmeleri sonucu birbirlerine duydukları gönül borcu...aralarındaki kuvvetli çekimde aslında nerdeyse tamamen cinsellikten ibaret.tamam bu da aşkın önemli bir parçası ama ben belki daha fazla şey bekledim,amerikada filmle ilgili yapılan yorumları falan okuyunca ciddi anlamda sarsacak beni diye düşündüm ki daimi merak konusu olan kimilerince çarpık kimilerince normal olan olan eşcinsel ilişkiyi bir de duygusal bir yönden ve iyi oyuncular tarafından yorumlanmış şekilde izlemek ve anlamaya çalışmak istedim.ama bu dileğim boynu bükük kaldı,olmadı,sindiremedim,sorun cinsellik değil aşksızlıktı ve çok rahatsız etti bu da beni,gerçi oyuncular ne yapsın yönetmen almış başını gitmiş güzelim senaryoya bence yazık etmiş...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.