En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
beck31
Takipçi
1.383 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
17 Mart 2011 tarihinde eklendi
Kaç kez izlediğimi bilmiyorum. Tam anlamıyla kuşkusuzca bir romance filmi Brokeback Mountain. Ang Lee nin harika adaptasyonu ve unutulmaz sahneler ve eksik olmayan gözyaşı. Gerçekten bu filmde duygulanmayan bir insan için ne denmeli bilmiyorum. Bu bir zevk meselesi değil, anormallik meselesi ise hiç değil, Heath Ledger ve Jake Gyllenhaal unutulmaz performanslar. Heath ah gitmeseydi...
Biraz geç oldu ama nihayet izledim. Tek kelimeyle mükemmel bir film. Yönetmen Ang Lee deyim yerindeyse döktürmüş. Yahu bu ne yönetmenlik? Karakterlerin öyküsü, işlenişi, diyaloglar müthiş. Aldığı oscar ödülleri ve oscar adaylıkları boşa değilmiş bunu anladım. Yönetmen aşk, sevgi ve tutku bağını öylesine güzel işlemiş ki senaristin hakkını vermiş. Kurgu keza çok başarılı çünkü aksiyon olmamasına rağmen haddinden fazla olan sahneleri güzel biçimde sunmuş. Görüntü yönetmeninin enfes doğa çekimleri sayesinde keyif alarak da seyrediyorsunuz. Brokeback dağı ABD'nin wyoming eyaletinde bulunuyormuş. Gerçekten de orada hissetmemeniz elde değil. Atmosfer süper, kostümler mesela kimse belirtmemiş ama o dönemi çok güzel yansıtıyordu ve harikaydı. Kovboy teması yoğun biçimde sergilenmiş. Özellikle şapkaların güzelliğine dikkat diyorum. Kısacası sanatsal ağırlığının da yüksek olduğu bir film. Gelelim bu eşcinsellik mevzusuna. Sinemanın hayatın bir parçası olduğu ve sanatında buna hizmet ettiği açık biçimde ortadayken kalkıp da lut kavminden vs bahsederek nefret edici biçimde sözler sarfetmek insani değil bir kere. Moulin Rouge filminde bir replik vardı: "Hayatta öğrenebileceğin en önemli şey; sevmek ve karşılığında sevilmektir" diye. Bu söz bu filmde öylesine tutkulu ve etkileyici biçimde aktarılmış ki gerek hemcinsle gerek karşı cinsle olan cinsel ve duygusal ilişkiler mükemmel yansıtılmış. 2008'de vefat eden ve bu filmde de Ennis Del Mar karakterini canlandıran Heath Ledger'ı hollywood çok arayacak. Jake Gyllenhaal ile birlikte en iyi performanslarını sergilemişler. Bırakın böyle önyargı ve nefretle filmlere seyretmeyi. Yönetmen Ang Lee'yi kutlamak gerek. İzleyin. 8/10
...Ang Lee cok cesitli turlerde filmlere imzasini atmis ve hemen hepsinin altindan basariyla kalkmis, son yillarin en onemli yonetmenlerinden biri kuskusuz. Ennis Del Mar ve Jack Twist adli 2 kovboyun, 20'li yaslarinin basinda bir sure suru guderek birlikte calistiklari sirada yasadiklari iliski ve bu iliskinin yaklasik bir 20 yila yayilan hikayesi, ve bu surec icerisinde gizliden gizliye yasadiklari aski Lee oylesine guzel bir anlatimla seyircisine sunuyor ki filmin escinsel yonu rahatsiz etmedigi gibi hikayenin akisini da oldukca iyi dengeliyor. Iki asik kovboyun yillar icerisindeki fiziksel degisimleri kusursuz bir sekilde aktarilirken Ang Lee, hikayesini cok iyi kurgulayarak zaman icerisindeki atlamalarda cok dengeli bir anlatim tutturuyor. Rodrigo Prieto'nun essiz guzellikteki kadrajlari, Gustavo Santaolalla'nin seyirciyi duygulandirmaya yeten tinilari, sesiyle cok iyi oynayarak parildayan Ledger ile Gyllenhaal'in dengeli performanslari biraraya gelince 134 dakikalik suresi boyunca seyircisini alip kendi dunyasina ceken bir film cikmis ortaya. Hele bir de akillardan cikmayacak o son plan yok mu...(8/10)
yorumlardan biri filmin ne kadar ağır aksak gittiği olmuş. ang lee sinemasını bilmeyen biri ancak brokeback dağı'nı bu şekilde yargılayabilir. algılamaya ve ayrıntılara bu kadar çok önem veren ve sıradan, bildik bir öyküyü ayrıntılarda görülmeyenle anlattığı için çok iyidir ang lee filmleri. bu konuda kaleme alınmış Yeşim Tabak yazısı mutlaka görülmeli diyorum. Bkz.: 25 Mart 2006, Radikal Cumartesi eki. Ayrıca filmdeki aşkın yeterince anlatılamdığı söylenmiş. hasret kelimesini bu kadar güzel vurgulayan ve imkansız aşk kavramını eşcinsel politikayla bütünleştiren kaç film var söyler misiniz? ayrıca beyazperde'nin şu haberine bakınız lütfen: http://www.beyazperde.com/haber/7623 ang lee'nin sözlerine özellikle vurgu yapmak isterim.
film cok guzeldı ancak duygular ıyı anlatılamamıstı mesela ıkı asık yılda ıkı yada 3 kere bulusuyor olsa ortada bır hasret ozlem olur ve bu ozlem sevgılıye hıssttırılır yanyana geldıklerınde sarılırlar elele gozgoze olurlar ıllakı sevısmek gerekmıyor ancak o ozlemı sevgıyı daha ıyı yansıtabılırlerdı.ama ennıs ve jack'te bu durum yoktu ozlem hasret ve tutku pek yoktu
filmi iki kez izledim ve ilkinde beyendeğimi ikincisinde ise hayran kaldığımı farkettim... her yönüyle mükemmle bir film bence... beni en çok etkileyen de zamanın insanlar üzerindeki etkisini çok güzel anlatması oldu, zaman filmde o kadar çabuk geçiyor ki, sonunda da jack twist'in o gençliğinden kalma odasına da girdiğimizde (küçük bir yatak, rafları boş bir komidin, küçük bir tabure pencerenin önünde...) işte o anda zamanın insanlara neler getirdiğini anlıyoruz, harika bir anlatım, müthiş ötesi müzikler, inanılmaz performanslar hepsi biraraya gelip mükemmel bir iş çıkarıyorlar... ben ang lee'yi ayakta alkışlıyorum, ayrıca en iyi film oscarını kaçırdığı için şimdi daha da fazla üzülüyorum, önyargısız herkesin izlemesi gereken bir film bence en azından müthiş görüntüleri görmek ve harika müziği dinlemek için bile... 10/10
Konu hiç şüphesiz aşk, bir kadin ve bir erkek arasında da geçebilir bu, iki erkek ya da iki kadın arasında da bunun hiçbir önemi yok. Önemli olan, gelenekler kısıtlamalar toplumun kuralları arasında sıkışıp kalmış iki tutku dolu kişinin yıllara yayılan hikayesi. Bu hikaye o kadar iyi anlatılmış ki, bu aşk ve aslında sonu başından belli hikaye o kadar duyarlı ifade edilmiş ki film bittiğinde boğazınızda sadece bir düğüm kalıyor, bu iki kovboyun eşcinsel olması bizi hiç ilgilendirmiyor. Hayatınızdaki en önemli kişiyi kaybetmenin, yalnızlığın, kuralların arasında sıkışıp kalmanın, hayatını yaşayamamanın, hayatını kuramamanın anlatılmış en güzel biçimi bence Brokeback Mountain. Önyargılarınızdan arının ve kusursuz bir aşk hikayesi izlemeye gidin.
senaryosu bakımından çok cesur bir film.başrol oyuncularınıda kutlamak lazım çünkü her oyuncu böyle bir rolde oynamak istemez.film bittikten sonra acayip duygusallaştım.ağlatan nadir filmlerden .belli bir kesimede seslendiği için herkesin bu filmi beyenmesi beklenemez.
Filmi izledikten sonra kendi kendi sordum "Bu filmde gerçekten kim mutlu?". Toplum normları yüzünden yalan hayatlar yaşamak zorunda olan Jack ve Ennis mi? Güzel bir evlilik ve yaşam umuduyla Jack ve Ennisle evlenen kadınlar mı? Ya da o evlilikten doğan çocuklar mı? Bu soruların cevabı koca bir "KİMSE." Kimse mutlu değil. Peki bu mutsuzluk kimin suçu? Bence asıl sorulması gereken soru bu. Bu mutsuzluk kimsenin suçu değil. Ne Jack'in ne Ennis'in ne de onların karılarının. Bu suç toplumun. Böyle gördük böyle devam eder zihniyetinden çıkamamış, dar görüşlü insan topluluğunun birden fazla hayatı mahvetmesinin filmi bu. Diğer insanların hayatlarına karışmayı bir hak gibi gören yüzsüz insanlar yüzünden çıkan mutsuzluğun filmi bu. Sınırların sadece insanların bilinmeyenden korkmaması için oluşturulduğunun ve gerçek aşkın sadece beden ile sınırlı değil ruha da taşan bir güzellik olduğunu göstermeyi başarmış, çok kaliteli bir film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.