En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
cemertem
Takipçi
55 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
4 Kasım 2014 tarihinde eklendi
Biraz geç oldu ama nihayet izledim. Tek kelimeyle mükemmel bir film. Yönetmen Ang Lee deyim yerindeyse döktürmüş. Yahu bu ne yönetmenlik? Karakterlerin öyküsü, işlenişi, diyaloglar müthiş. Aldığı oscar ödülleri ve oscar adaylıkları boşa değilmiş bunu anladım. Yönetmen aşk, sevgi ve tutku bağını öylesine güzel işlemiş ki senaristin hakkını vermiş. Kurgu keza çok başarılı çünkü aksiyon olmamasına rağmen haddinden fazla olan sahneleri güzel biçimde sunmuş. Görüntü yönetmeninin enfes doğa çekimleri sayesinde keyif alarak da seyrediyorsunuz. Brokeback dağı ABD'nin wyoming eyaletinde bulunuyormuş. Gerçekten de orada hissetmemeniz elde değil. Atmosfer süper, kostümler mesela kimse belirtmemiş ama o dönemi çok güzel yansıtıyordu ve harikaydı. Kovboy teması yoğun biçimde sergilenmiş. Özellikle şapkaların güzelliğine dikkat diyorum. Kısacası sanatsal ağırlığının da yüksek olduğu bir film. Gelelim bu eşcinsellik mevzusuna. Sinemanın hayatın bir parçası olduğu ve sanatında buna hizmet ettiği açık biçimde ortadayken kalkıp da lut kavminden vs bahsederek nefret edici biçimde sözler sarfetmek insani değil bir kere. Moulin Rouge filminde bir replik vardı: "Hayatta öğrenebileceğin en önemli şey; sevmek ve karşılığında sevilmektir" diye. Bu söz bu filmde öylesine tutkulu ve etkileyici biçimde aktarılmış ki gerek hemcinsle gerek karşı cinsle olan cinsel ve duygusal ilişkiler mükemmel yansıtılmış. 2008'de vefat eden ve bu filmde de Ennis Del Mar karakterini canlandıran Heath Ledger'ı hollywood çok arayacak. Jake Gyllenhaal ile birlikte en iyi performanslarını sergilemişler. Bırakın böyle önyargı ve nefretle filmlere seyretmeyi. Yönetmen Ang Lee'yi kutlamak gerek. İzleyin. 8/10
Yorumuma yönetmen Ang Lee 'nin ödülünü sonuna kadar hakettiğini yazarak başlamak istiyorum.Konusu itibariyle yabancısı olduğumuz bir film ama bu kadar beğeneceğimi tahmin etmemiştim.Konu sadece ve sadece iki kişinin üzerine yoğunlaşmasına rağmen hiç sıkılmadım.Oyuncular,senaryo,kullanılan mekanlar, konu harikaydı.Henüz izlememiş olan arkadaşlara tavsiye ederim. Tüm sinemaseverlere selamlar...
burdakı bazı arkdaslar fılm gay ıkı askı anlatıyor dıye dırekt sılıp atmıs hıc bır ayrıntıyı dusunmeden, filmin muzigi, manzarasi,oyunculuklar kesinlikle superdi ve film kesinlikle cok duygusal illa ask filmi farkli cins arasindaki ask mi duygusal olur bu tabulari yakiyor film zatenkac dalda oscar gosterilmis..kesinlikle super gozyaslarinizi zor tutuyorsunuz ikisinin caresizlgi ekrana cok gusel yansitilmis bence 10 ustunden 10 bir film!
Ang Lee çok iyi bir yönetmendi. Buz Fırtınası harika bir filmdi mesela.
Brobeback Dağı ise sinema yapmayı güzel doğa ve insan manzarası göstermeye indirgemiş bir film. karakterle tamamen basit çizildiği gibi hikaye de pek inandırıcı olamıyor. Bence bol oscar alacak elbette; çünkü tamamen görselliğe dayalı ve eşcinseller için bir manada bir zirve haline gelmiş. Öyle ki filmdeki gömlekler inanılmaz fiyatlara alıcı bulurken eşcinseller brokeback dağı diye bir yerin gerçekten varolduğunu sanıyorlarmış.
Herkes gerçeğin ve hakikatin peşinde olmak zorunda değil. Ang Lee çokduygusal bir film yapmış tabii ama gerçek değil. Çok inc ince süslenmiş ayarlanmış bir film bu. Nasıl demeli? Müşterisini çok çok iyi bilen ve ona göre kendini konuşlandırmış cin gibi çok zeki bir film.
The Day After Tomorrow'dan çıkıp,bir başka yapım olan Brokeback Mountain'ın setlerinde boy göstermek...Bir insan farklı karakterleri ancak bu kadar iyi oynayabilir dedirttiriyor kendisi için şu Jake..Bu kadar mı rolüne kendini verir ve bir başka adam olup çıkar,ve bunu da bu kadar mı iyi yapalır,onun örneğini gösteriyor Jake Gyllenhaal,bu filmde de çok farklı bir karakter canlandırıyor olmasına karşın,adapte olabilmiş ve tam bir profesyonel..Geleceği çok parlak ve adından da bir çok proje aracılığla söz ettirecek...
Her yönetmen cesaret edemez bu konuya değinmeye veya bu tarz film çekmeye. İlk tebrik edilmesi gereken kesinlikle yönetmen Lee. Filmi bir eşcinsel filmi diyerek bir kenara atmayı düşünüyorsanız çok yanlış yoldasınızdır. Sanatta tabular olamaz, sanatta asla ama asla toplumsal sınırlar olamaz, olmamalı. Birbirine aşık olan iki insanın muhteşem doğa çekimleriyle, kusursuz diyaloglarıyla ve en önemlisi de hüznü ve dramı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir aşkı konu alıyor. Filmde birçok küçük ayrıntılara dikkat ederseniz filmin sonunda da bir o kadar hüzünlenirsiniz. Oyunculuklar da üst düzey olan bu filme puanım 9,7/10
kovboyların hayatına yeni bir boyut getirmiş film.yer yer dram dozu artan yönetmeni ve oyunculuklarıylada adından sözettiren kayda değer bir sinema örneği...
bu filme giderken kafamdaki düşünce "evet evet çok beğenicem kesin çok duygulanıcm hatta bence ben ağlarım be!"gibi birşeydi.amma velakin gel gör ki büyük bir AŞK görmeyi beklediğim yerde aşktan başka herşeyi gördüm.aralarındaki şey aşk diil de dağda aç kalmış iki adamın cinsel dürtülerine yenik düşerek birbirlerinin üstüne atlaması ve bunu dewam ettirip,zamanla da aralarındaki bu sırrın büyüklüğünün altında ezilmeleri sonucu birbirlerine duydukları gönül borcu...aralarındaki kuvvetli çekimde aslında nerdeyse tamamen cinsellikten ibaret.tamam bu da aşkın önemli bir parçası ama ben belki daha fazla şey bekledim,amerikada filmle ilgili yapılan yorumları falan okuyunca ciddi anlamda sarsacak beni diye düşündüm ki daimi merak konusu olan kimilerince çarpık kimilerince normal olan olan eşcinsel ilişkiyi bir de duygusal bir yönden ve iyi oyuncular tarafından yorumlanmış şekilde izlemek ve anlamaya çalışmak istedim.ama bu dileğim boynu bükük kaldı,olmadı,sindiremedim,sorun cinsellik değil aşksızlıktı ve çok rahatsız etti bu da beni,gerçi oyuncular ne yapsın yönetmen almış başını gitmiş güzelim senaryoya bence yazık etmiş...
Sabırsızlıkla ve merakla beklediğim bir filmdi senaryo yönetmen ve oyuncular oldukça dikkat çekici fakat bu filmle birlikte birşeyi öğrenmiş oldum ne olursa olsun bir filme çok güzel olduğuna dair bir beklentiyle gidilmemeli, bence bu konu çok daha güzel hale gelebilirdi ve arkadaşlar film gerçekten vasat ortada bildiğiniz bir aşk var ama yansıtılamıyor yani eşlerinden kaçıp buluşuyorlar 2-3 dialog aşkı yaşadıklarını bile hissedemiyorsunuz o kadar her seferinde böyle çok manasız bir hal alıyor.Bir veya iki sahnede etkilenebilirsiniz ama filmde göreceğiniz doğa manzaraları dışında malesef pek etkileyici tarafı yok, en iyi film ödülünü alamayınca üzülmüştüm ama kesinlikle yerinde bir kararmış bu kadar oscar alması bile şaşırtıcı...
Filmi izledikten sonra kendi kendi sordum "Bu filmde gerçekten kim mutlu?". Toplum normları yüzünden yalan hayatlar yaşamak zorunda olan Jack ve Ennis mi? Güzel bir evlilik ve yaşam umuduyla Jack ve Ennisle evlenen kadınlar mı? Ya da o evlilikten doğan çocuklar mı? Bu soruların cevabı koca bir "KİMSE." Kimse mutlu değil. Peki bu mutsuzluk kimin suçu? Bence asıl sorulması gereken soru bu. Bu mutsuzluk kimsenin suçu değil. Ne Jack'in ne Ennis'in ne de onların karılarının. Bu suç toplumun. Böyle gördük böyle devam eder zihniyetinden çıkamamış, dar görüşlü insan topluluğunun birden fazla hayatı mahvetmesinin filmi bu. Diğer insanların hayatlarına karışmayı bir hak gibi gören yüzsüz insanlar yüzünden çıkan mutsuzluğun filmi bu. Sınırların sadece insanların bilinmeyenden korkmaması için oluşturulduğunun ve gerçek aşkın sadece beden ile sınırlı değil ruha da taşan bir güzellik olduğunu göstermeyi başarmış, çok kaliteli bir film.
Eşcinsel ilişkiye karşı bir insan değilim.Bana zararı olmadığı sürece isteyen istediği cinsiyetle beraber olabilir.İki erkek arasında aşk da olabilir,bu da mümkün.
Ama Brokeback Mountain filminde"aşk"var diyenler hayatı boyunca gerçek aşkı tatmamış olmalı herhalde.
Bu filmde ben aşk adına tek bir sahne bile göremedim.Tek gördüğüm, cinsel açlık çeken eşcinsel bir kovboyun başka bir kovboyun üzerine saldırması,bunun diğer kovboyun da hoşuna gitmesi ve bunu yıllarca sürdürmeleri,hepsi bu....
Hem de bu o kadar belliki adam bir kez reddedilince hemen Meksika'ya gidip başka bir erkekle beraber oluyor.Bunun adı da bazı arkadaşlara göre"aşk"oluyor.Garip bir durum....
tabii ki yine bir Ang Lee eseri demekten geçiyor yol.filmin önce dvdsini seyrettim sonra sinemada seyrettim ve dvd'de 7.sahnede durdurup tekrar tekrar seyrettim,bi öpüşmeyi bu kadar tutkul kıldığına inanamadım Ang Lee'nin ve sonunda takdier ettim.bi dergide röportajını görünce iyice etkilendim,"sizden çok bi kadınla erkek arasında olabilecek tutkudan daha fazlasını istiyorum,bunu gösterin" demiş Lee ve sonuç basit: nerdeyse jake'in burnu kırılıyormuş.geçrekten ele gelir dozda tutku ve aşk var burda.film inanılmaz güsel,keşke en iyi film oscarını da alabilseydi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.