Aslında çok abartılacak bir filim değil. Ama sanatsal açıdan harika. Size o ortamın havasını veriyor. Aslında konusu da ilginç. Herşeyin kokusunu çok iyi irdeleyen bir kişi kendisinin kokusu olmadığı için farkedilmediğini düşünüyor ve sonunda kendisini farkettirmek için değişik yöntemler uyguluyor. 10/7 lik.
konu edindiği dönemi çok iyi yansıtan atmosferi sürükleyicii kurgusuyla güzel bifilm son sahnelleri tatmin sizlik hisi uyandırabilir..ama sonuna kdr merak duygusunuzu kybetmiyoduuz izlerken emek verilmişş bir film
başarılı bir yapım bence. binlerce film yapılmış bugüne dek ve artık konu bulmak hakikaten zor. eskisi gibi kaliteli filmler ve konular bulamıyoruz çünkü her konu kullanıldı neredeyse. burada daha önce işlenmemiş güzel bir konu bulunmuş ve güzel işlenmiş. 7-8 puan alır benden.
pek beğendiğim söylenemez ama orjinal konular her zaman hoşuma gitmiştir..filmde fazla mantık aramak yanlış olur sanırım ama izlenebilir bir film...sonu ise ayrı bir hadise ve gerektiğinden fazla orjinal olmuş...dustin hoffman kısa görünmesine rağmen çok iyi bir oyunculuk sergilemiş ve ben de zaten onun için izlemiştim filmi...7 verdim ben ama izlenmesi gerekn iyi bir film fantastik bir hikaye...
Perfume: The Story of a Murderer (Koku: Bir Katilin Hikayesi) Patrick Süskindin kitabından sinemaya uyarlanmış bir film. Kitabı okumadığım için kitap & film diğer bir deyişle edebiyat & sinema kıyaslaması yapmam mümkün değil. Ancak tek başına filmle ilfili yorum yazacağım o yüzden...Yazılan tüm yorum ve eleştirlerden anladığım kadarıyla, kitabı okumamış olsam da, kitapta kokunun insan davranışları üzerindeki etkisi anlatılmakta. Bunu göz önünde bulundurarak diyebilirim ki filmin kitapla örtüştüğünü söylemk güç. Gerçekten de Jean-Baptiste Grenouillenin (Ben Whishaw) hareketlerini, örneğin cinayetlerini, koku üzerine işlediği anlaşılmıyor filmde. Jean-Baptiste daha çok bir çeşit sapık gibi anlatılıyor veya öyle görünüyor. Ayrıca filmin Jean-Baptiste Paristen ayrıldıktan sonraki kısmı bir hayli hızlı ilerliyor geri kalanına göre...Filmde oyunculuklara sanırım söylenecek bir söz olamaz. Genel olarak oyunculuk performansları gayet başarılı. Kitabı uyarlama konusunda bir hayli eleştirilmiş olsa da, yönetmen Tom Tykwer görsellik açısından gayet başarılı bence...Eğer ki kitabı okumadan filmi izleyenlerdenseniz (benim gibi), filmi muhtemelen beğeneceksiniz. ANcak kitabı okuduysanız, anladığım kadarıyla, filmde birtakım eksiklikler bulmanız olası...
Film, ortalama üstü hatta bir köpek burnundan bile daha kuvvetli burna sahip öksüz bir kölenin hayatını anlatıyor. spoiler: Jean-Baptiste Grenouille bir şekilde kölelikten kurtulur ve bir parfüm ustasının yanında çalışmaya başlar, kokuyu hapsetme tutkusunu ustasının yanında gerçekleştiremez ve kokuyu hapsetmek için şuanki ustasının bile bilmediği bir tekniği öğrenmeye uzak diyarlara yönelir. Film ortamları ve renkleri ile bana hafif Agora'yı anımsattı, spoiler: ustasından koku ile ilgili aldığı temel koku efsanesi ve sonrasında tüm kokuları tamamlaması, bu kokuların insanlarda üst düzey hayranlık duygusu oluşturması örtüştürülebilir bir durum. Lakin Papa'nın Jean-Baptiste'ın herkesi büyülemesi sırasında ''bu bir melek'' diye bağırması, karıştırılan kokuların arasında bebek kokusu olmadıkça pek açıklanabilir değil.
Jean-Baptiste'ın çarmıha gerileceği sahnede, kokunun etkisi ile herkesin soyunması ve sevişmeye başlaması, şuana kadar gördüğümen hoş cinsel, seks içerikli sahne olabilir garip bir biçimde çok estetikti.
Baptiste'ın kendi kokusunun olmasığını fark ettiği sahne, herkesi etkilemesi ve sonunda kaybettiği kokudan kaynaklı bir vicdan azabı ile doğdu çöplüğe gidip kendisini cinsel bir açlıkla, yapay bir sevgi ile ölüme teslim etmesi, bu filmi ortalama bir film olmaktan kurtarıyor.
Müzikleri, çekim açıları, oyunculukları dahi ortalama hatta bazıları ortalama altı, bu filmi güzel bir film yapan 2 şey var estetik oluşu ve kurgusu. 7/10 demek istemediğim ama 8/10'luk ta olmayan bi film
belki çok seyirciye göre beklentileri karşılayacak derecede iyi bir film olabilir, emek verilmiş,yüksek bir bütçeyle çekilmiş, detaylara özen gösterilmiş, akıcı ve farklı. buraya kadar her şey güzel ancak filmin finali bana saçma geldi. fazlasıyla sürrealist. bu yorumumun kitabı okumamamdan kaynaklandığını düşündüm.koku’yu maalesef can yayınları’nın almancadan rezalet tercümesi yüzünden okumak mümkün değil. kitabı okuyanlar filmden daha etkileyici olduğunu söylüyorlar ama benim o çeviriden etkilenmeyeceğim daha 3. sayfadan belliydi. ancak okuduğum eleştirilere göre, kitapta jean’ın kokusunun olmaması asıl vurgulanan noktaymış. kitapta kokusu olmayan varlık yoktur düşüncesi vurgulanıyormuş ve meğer jean’ın kokusu olmadığı için hiç kimse de onu fark etmiyormuş. bu yüzden de elini kolunu sallaya sallaya o cinayetleri işliyormuş. ve aslında jean’ın verdiği savaş 'varolma' savaşıymış.bu bilgiler ışığında jean’ın varolmak, gerçek bir insan olmak adına gösterdiği çaba, bu konuda duyduğu eksiklik ve finaldeki olaylar son derece mantıklı görünüyor. ancak kitabı okumayanlar takdir edecektir ki filmden bu detaylar hiç ama hiç anlaşılmıyor. film kitaptaki anadüşünceyi iletemediği için meramını da seyirciye doğru bir biçimde aktaramıyor. filmde jean kendi kokusu olmadığını fark ediyor, daha sonra da bir sürü cinayet işleyip adeta bir koku koleksiyoncusuna dönüşüyor. ancak jean’ın bu sırada duyduğu hırs neyin hırsı? işte film tam da kitapta anlatılan bu ana düşünceye odaklanmalıydı.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.