film hakkındaki yorumum olayların geçtiği 18 inci yüzyılı atmosfer olarak mükemmel yansıtan oyunculukların tavan yaptığı ve filmin sonunu merakla beklediğiniz sıradışı bir film izleyin kesinlikle hayran kalacaksınız ayrıca önemli bir not hakettiği değeri görmeyen ender filmlerden bir tanesi benim görüşüm bu tabikide Filmde olaylar 18. Yüzyıl da Fransada geçmektedir. Sefalet, açlık ve pislik içersinde yüzen Paris halkının içersinden alınan kesitlerle başlar olaylar. Jean-Baptiste Grenouille bir balık satıcısı kadının oğlu olarak tezgah arkasında çöplerin arasında doğar. Annesi ölü doğumlar konusunda sabıkalı olduğu için onu da ölecek sanarak çöplerin arasına atmışdır. Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür. Güçlü bir koku alma yeteneği olduğunu çok geçmeden farkeder.Gençlik döneminde tabakhanede çalışmaya başlayan Jean şehire indiği günlerden birinde güzel bir genç kızın kokusunun büyüsüne kapılır ve onu takip eder. Bir süre sonra kıza ulaştığında kız korkar ve çığlık atar. Çevrenin onu duymasından endişelenen Jean da panik içinde onun ağzını elleriye kapar. Ne var ki bu durum kızın boğularak ölmesine yol açar. Jean burada kızın her yerini koklayarak güzelliğin ve ölümün kokusunu içine sindirir. Ben Whishaw filmin çekimindeParisin o dönemki parfüm endüstrisi liderlerinden Giuseppe Baldini diğer üreticilerle rekabet içindedir. Jean onun dükkânını görmüş ve bu koku imparatorluğuna hayran kalmıştır. Bir gün tabaklanmış derileri Baldiniye getiren Jean ona Parisin en iyi burnunun kendisi olduğunu söyler. Baldini önce inanmaz ancak Jean rakip üreticinin mamulünü kısa bir sürede üretince şaşırır. Bir süre sonra da Jean ona mükemmel kokular üreterek yanında çalışmaya başlar.Ancak Jeanın artık bir hedefi vardır. Herşeyin kokusunu esir edebilmek. Baldiniden bunu ona öğretmesini ister. Güllerden imbiklerle koku üretimini gören Jean her şeyin kokusunu bu sayede çıkarabileceğini düşünür. Lakin işler umduğu gibi gitmez. İmbikte kaynatıp damıtmayı denediği cam ve kedinin kokusunu alamaz.Baldini o sırada ona koku konusunda efsaneyle karışık bilgiler vermiştir. 12 ana kokudan, bunların vereceği hissiyattdan ve birleşecekleri 13. koku ile oluşturacakları mükemmeliyetden bahsetmektedir. Bu konuşma Jeana yeni amacını gösterir. Güzelliğin o kokusunu yakalamak. LauraBaldininin yanında onun teknikleri ile bu kokuları elde edemeyeceğini anlayan Jean ondan Grassede ki çiçekleme tekniğini öğrenir ve oraya gitmek üzere yola çıkar. Grassede çalışmaya başlayan Jean için ilk deneyini yapma vakti gelmiştir. Bulduğu ilk kadını içine attığı imbikden de herhangi bir koku elde edemez. Bunun üzerine tekniğini değiştirir ve onları önce hayvansal yağla kaplayarak sonra bu yağı damıtma yoluna gider. İkinci cinayeti sonrası tekniği verimini verir. İnsanın kokusunu elde etmiştir. Artık 12 şişeyi tamamlamaktadır sıra.Cinayetler peş peşe başlar. Bu arada kent halkında da panik başlar. Kentin önde gelen kişilerinden Antoine Richisin kızı Laure Jeanın yeni gözdesidir. On üçüncü şise için onun güzelliğini seçer. On iki cinayet tamamlanınca bulunan yanlış katiller nedeni ile Jean işini rahatlıkla götürür. Ancak sıra Lauraya gelince babası bir şekilde kızının başına geleceği hissetmiş ve onu şehir dışına kaçırmıştır.Jean için şehir dışı da olsa Laurayı bulmak zor olmaz. İstenmeyen ama beklenen olur ve Laurada damıtılmış 13. şişede yerini alır. Aynı anda Jeanın çalıştığı eski yerde eski kurbanlara ait giysi ve saçlar bulunmuş ve onu bulumak üzere yola koyulunmuştur.Jean iksiri tamamladığı anda yakalanır. İşkence ve ölüme mahkûm edilir. Şehir meydanında işkence platformu hazırlanır. Meydana gelen Jean iksirini sürdüğü an bir anda öfkeli kalabalık yerini bir sevgi kalabalığına bırakır. Lauranın babası dahi onu affeder. Koku gücünü göstermiştir.Ancak Jean yalnızdır. Parise geri döner, kokuyu üzerine boca eder ve halkın sevgi dolu saldırıları arasında yok olur gider
Filmi izlemeden çok öncesinde kitabını okuduğumdan filmin seyrini sürekli erteledim durdum. Sebebi de kitapta hissetiğim zevki ve şaşkınlığı bulamayacağımdandı. Fakat filmi izlerken kitaptan adlığım zevki birebir buldum desem abartılı olmayacaktır.Fakat puanını görünce zevk-renk-kek meselesi diyorum. Ve BP duayenlerini anlayamıyorum bu punda bırakmanızın çok iştahlı bir izzahatının olması lazım.Ben Whishaw çok ama çok harika bir oyunculuk çıkartmış ve Dustin Hoffman her zamanki gibi. ve mutlaka ama mutlaka izleyin derim.10/10
Filmin sonu (çok kötü olsada, büyük hayal kırıklığı yaşatsada, hadi l*n ordan dedirtsede, saç baş yoldursada)... bence çok kaliteli ve güzel film.. mutlaka izleyin... Zaten ilk 5 dakikasına bakın bırakamıyacaksınız...
kesinlikle bir başyapıt beyazperdeye yansıtılması en zor olan duyu organıyla ilgili bie film ancak bu kadar güzel yansıtlabilirdi kubrickin bile bu film çekilemez demesi bunun ne kadar zor bir iş olduğüunun göstergesi o dönemi müthiş yansıtan balık kokularını burnumuza sokan müthiş bir görsel şölen zaten tüm dünyada bestseller olmuş milyonlar satmış bir klasiğin uyarlaması olduğu için konusu mükemmel başrol için seçilen çocuk tanınmamasına rağmen mükemmel bir oyuncu
ben kitabı okumadım ama filmi sinemada izledim ve tam anlamıyla büyülendim diyebilirim final bence harika olmuş bunu anlamayan arkadaşlar kesin bu filmi beğenmediler zaten orumlardan da anlaşılıyor bu film bence ileride kült niteliğine gelebilir demedi demeyin .
filmde kusur bulacak birşey yok bence. gayet düzgün, fantastik bir kitaptan esinlenerek yapılmış masalsı bir film, gerçekçilik ararsak sonunu anlayamayız. sinemaya bazen gerçekçi yaklaşmamak gerekir. çok şey kaçırırız. sonunu anlamayanları da anlamadım. filmi dikkatli izlemiyorlar heralde, sinema sanattır, onu anlamak da sanattır. Saygılarımla Cüneyt..
öncelikle film için denecek tek kelime var o da mükemmel olması. iki saat yirmi dakikalık bir film başlangıcından sonuna kadar bir an olsun bile mi insanı sıkmaz. filmin başlangıcı mükemmel bir doğum sahnesiyle başlıyor ve insan afallıyor.sonu ise ayrı bir güzellikte. bence filmin değişik bir yönü var kendi toplumuna ve tarihine çok cesurca göndermelerde bulunuyor. kalıplaşmış ve seri üretime geçmiş Amerikan filmlerinden bıktıysanız bu film size sinemanın ne demek olduğunu tekrar hatırlatacak. oyunculuk ve makanlarda çok iyiydi. şimdiden iyi seyirler.
Kitabı uzun zaman önce okumuştum , filmi izleyince kare kare kitabı okuyormuş gibi oldum.. Kitabı okurken sıkılmıştım ama film müthiş tadında olmuş .. Çok ilginç bir konu ve final sahnesi var .. Film kitaba sadık ilerliyor , bazı sahnelerde kitabı okumayanlar için boşluklar olabilir ..Yine de akılda kalacak , keyifli bir film ..10/9,5..
Bir film bir kitaptan ancak bu kadar güzel çekilebilirdi.Şunu da belirtmek istiyorum ki kitaptaki her ayrıntı elbette filme geçemez.İki saat buna yetmez.Oysa yönetmen sadece önemli olayların üstünde durmuş , filmi çok başarılı buldum , harika!
ben bu filmi çok beğendim... bu filmi izledikten sonra 'patrick suskind'in yaratıcılığını bir kez daha takdir ettim... yönetmeni de tebrik etmek lazım bence film çok kaliteli ve kitaptan güzel uyarlamış...bence film düşkünleri bu filmi kaçırmamalı!!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.