"Filmde Fransa ve Belçika sanki iyiymiş gibi gösterilmiş ama gerçekte Fransa Hutulara yani devlete Tutsileri katletmeleri için silah yardımı yapmıştır. Belirli bir bölgenin etrafını çevirmiştir, içeriye Tutsi milislerinin girmesini engellemiş ve Hutu katliamını sadece seyretmiştir. Kısacası her zaman yaptıkları gibi pasif soykırıma devam etmişlerdir. Birleşmiş Milletler ordusu 10 askeri öldüğü için bunu bahane ederek gücünün %90'ını geri çağırmıştır. 600 bin kişi ölmesine rağmen soykırım olduğunu kabul etmemiş ve sadece gözlem yapmıştır. İlk gününde bütün herşeyi bitirebilecekken 1 milyon insanın ölmesine göz yummuştur. Belçika ilk defa sömürgecilik faaliyetleri için geldiklerinde halkı sadece dış görünüşlerine göre gruplara ayırarak birbirlerine girmelerine sebep olmuştur. Yani bu olayların olmasının bir numaralı sebebi Belçika'dır. Her zamanki gibi böl ve yönet taktiği işe yaramış, 1 milyon insan hayatını kaybetmiş, batılı devletler ceplerini doldurmuştur. Devlet başkanının uçağı kesinlikle Fransa tarafından düşürülmüştür, ülkede iç karışıklığın olmasına sebep olunmuştur. Zaten Çin'den milyonlarca pala ithal edilmesi ve Fransa'nın BM'de ısrarla Hutuların(Devletin) desteklenmesini ve isyanın bu şekilde bitirilmesini istemesi bunun kanıtıdır. Paul Rusesabagina'nın, ülkesinin insanlarını dış görünüşlerine göre ayıran, bilerek ve isteyerek ülkesinde iç savaş çıkmasına ve 1 milyon insan ölmesine sebep olan soykırımcı Belçika'da yaşamaya devam etmesi de apayrı bir saçmalıktır. 1268 insanı kurtardıktan sonra(iddia) 1 milyon vatandaşının ölümüne sebep olan bir ülkede yaşamak, sözde özgürlükler ülkesi soykırımcı amerika'nın başkanından ABD başkanlığı özgürlük madalyasını kabul etmesi de aslında bu işin altında bambaşka bir hikaye olduğunu düşündürmektedir. Gerçekten iyi bir insanın vicdanı bu kadar şerefsizliği kabul etmez diye düşünüyorum. Eğer yazıyı sonuna kadar okuduysanız size tavsiyem asla ve asla batılı ülkelerin tarih filmlerini konu hakkında fikriniz olmadan izlemeyin. Bu ülkede, diğer afrika ülkelerinde ve ortadoğudaki soykırımın ve katliamın tek sebebi bu ülkelerdir."
Karşımızda gerçekten çok sağlam bir film var.Filmi dün dvd de izledim.İzlemeyen arkadaşlara dvd sini tavsiye ediyorum.Çünkü ekstralarında gerçek Paul Resesabagina ile yapılmış röportaj var.Ve Rwanda ya dönüş adlı bir bölüm var.Bu bölümde Paul ve ailesi Rwanda ya dönüp gerçek Milles Collins otelinde olayları anlatıyor.Ailesini nerelerde sakladığını otelde o anları tekrar yaşarmışçasına anlatıyor.
Hotel Ruanda'yı izledim..Fantezi değil gerçek..Sadece 10 yıl önce Orta Afrika'da tüm dünyanın sadece seyirci kaldığı, insanlık suçu işlediği bir katliamı konu alıyor. Ruanda'daki Hutuların 1 milyon Tutsiye uyguladığı soykırımı.. 1994 yılı nisan ayında..Ben dershaneye gidiyodum..O yıl Tv ve gazetelerin verdiği kadarıyla bu katliamı 3 ay boyunca takip etmiştim..Ve ben de o yıl hem Türklerin hem de diğer dünyalıların nasıl bu kadar duyarsız kaldıklarını anlayamamıştım..Sadece 100 günde 1 milyon insan öldürülmüştü..(Bir çoğu da çin malı satırla..Fakir ruandada yeteri kadar kurşun yoktu) Bu süre içinde hep bu katliamın bi gün beyazperdeye yansıyacağını biliyodum.. Sonunda oldu..Geçen yıl ki Oscar'larda adı geçtiğinden beri bu filmi merakla bekliyodum..İstanbul film festivalinde yer bulamadım..ama nihayet izleyebildim.. Filmin sonunda benim olduğum salondaki seyirciler, bitiş jeneriğinde geçen "Arkalarında 1 milyon ölü bıraktılar" cümlesini görünce, ilk kez duymuş tepkisi verdi..Cık cık...sesleri eşliğinde... Eğer siz de, daha henüz 10 yıl önce, yani Tarkan'ın megastar olduğu, çarkıfelek'in döndüğü, Reha Muhtar'ın ekranları parsellediği yıllar kadar yakın bir tarihte yaşanan bu soykırım hakkında gerçekleri görmek istiyorsanız bu filmi izleyin..Ve yüzyıl başlarında yapıldığı iddia edilen ermeni soykırımı için tüm güçlerini seferber eden Fransa gibi ülkelerin, daha 10 yıl önce 1 milyon insanın ölümünde nasıl parmağı olduğuna şahitlik edin. Ne demiş M.akif : "Medeniyet dediğin, tek dişi kalmış canavar"..
Çok eski değil,10 yıl önce yaşanan korkunç olayların anlatıldığı "Hotel Rwanda"yı,büyük bir gerginlikle izledim.Söz konusu olaylar gerçek,ölenlerin herbiri masum insanlar ve dünya ülkeleri kılını kıpırdatmıyor.Beni,filmi izlerken çıldırma noktasına getiren işte buydu...
gösterime girdiği yıl en iyi erkek oyuncu adayı olan ancak heykelciği forest whitaker'a kaptıran don cheadle, müthiş bir performans sergilemiş...filmin gerçek olaylardan aktarılması çok acı bir olay...bir milyona yakın insanın ölümle sonuçlanması... bu filmden hemen önce yine aynı konuyu ele alan yani ruwanda daki katliamı filme aktaran sometimes in april adlı yapıt ta yer alan şu söz iki filmi özetler nitelikte: ne petrolümüz ne elmasımız ne de altınımız var batı neden yardım etsin ki: batı hiç bir zaman buraya gelmeyecek...gerçekten de öyle oldu bütün dünya bu katliamı izledi; hotel rwanda daki gazetecinin(jouqain phoenix) dediği gibi:bence insanlar bu görüntüleri gördüklerinde Ah tanrım ne korkunç diyecekler ve yemeklerini yemeye devam edecekler...
Bır yorum da bazı yorum yapanların hıç aksıyon yoktu daha heyecanlı beklıyordum demelerıne...Arkadaslar sınema=aksıyon demek değildir!Arada farklı fılmlerı de ızleyıp fıkır edının en azından bakıs acınız değişsin...Bu arada herkes ıcın BM cok buyuk "guven" teskıl eder ama asıl amaclarının kendılerını korumak ya da kurtarmak olduğunu bı fılm cok guzel gozumuze sokuyor.
arkadaslar kesin izleyin.bir kez daha her seyin ne kadar kotu oldugunu gorun.bu saate kadar neden bu filmin medyada o kadar yer almadıgı cok daha anlasilır oluyo.o zamanlarda bu olayları keske daha yakindan takip edebilseymisim.yazik.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.