En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
VcdSamimiyeti
Takipçi
283 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
16 Eylül 2010 tarihinde eklendi
Böylesine basit bir hikayeye böylesine ustaca bir işleyiş..Hayata tutunma çabası iki karakterin yaşadıklarından anlatılıyor,film başlarda komedi kıvamında ilerlesede ilerki sahnelerde melonkolik bir atmosfer var.Ama etkileyiciliğinden hiçbir şey kaybetmiyor.Dünyayı değiştirmiyorsan,dünyanı değiştir.8/10
Ödülleri fazlasıyla haketmiş.. Birol Ünel'i kamera önünde daha sık görebiliriz umarım.. Sibel Kekilli'de bazı sahnelerde tecrübesini konuşturmuş.. beklentilerimin üstüne çıktı.. bu filme gidin.. paranızın karşılığını alırsınız.. beğenmezseniz belki hava nemlidir, belki ozon tabakası delinmiştir, belki su çok yüksektir, belki de hava çok derindir ama filmden kaynaklanmıyordur..
fatih akın'a böyle bir film çektiği için teşekkürler... film, aslında cahit'in hayatındaki dönüşümü anlatıyor esasen ama bu sırada sibel üzerinden almanya'daki türk-alman ortak kayıp kuşağımızın resmini çiziyor.resmini çiziyor ama üzerine fazla yorum yapmıyor.yan karakterler de klasik sayılır ama iyi.bu arada bence güven kıraçın oynadığı karakter çok fazla küfrediyor yani filmde küfre karşı olduğum için söylemiyorum , aşırıya kaçtığı için yapmacık kalmış diye düşünüyorum.bir de sibelin annesi çok kötü rol yapıyor.ama bunlar çok küçük detaylar olduğu için nazar boncuğu sayılabilir filmin.cahit ile sibelin aşkı bana "natural born killers"daki farklı aşkı hatırlattı.zaten en güzel yanı da bence bu.yani sırtında bunca malzeme taşımasına ve bunu başarıyla yapmasına karşın temelinde çok iyi bir aşk filmi olması...
film izledigim en iyi türk filmleri içerinde kesinlikle ilk 10à girer...bu filmi bence daha fazla duyurmaliyiz..donnie darko gibi indie filmler dünya capinda olay oluyorsa en azindan bu filmin amerikada izlenmesini saglamaliyiz.. filmdeki iki loser insan1n hikayesinden cok etkilendim ve film icimde ne kadar olumsuz duygu varsa hepsini uyandirdi film boyunca..bu da filmin basarisini gösteriyor bence. cünkü filmde anlatilanlara kayitsiz kalmak imkansiz..filmi izleyip çiktigimda hala etkisindeydim
Duvara karşı 'Alamancı' kavramını ölümüne irdeleyen bir film. almanyada yaşayan insanımızın içler acısı halini beyazperdeye yansıtan bir 'Alamancı' yönetmen Fatih Akın’ı tebirk ediyorumFatih Akın ismini ilk defa iki sene önceki festivalin programında görmüş ve 'way be Almanyada yaşayan kaliteli Türk yönetmen de varmış' diye düşünmeden edememiştim. Çünkü Almanyaya Türkiyeden giden insanlar (genellikle) Türkiye’nin küçük illerinden iş problemi yaşayan insanlardı. Almanyada hadise önce 'Osmanlılar bize yardıma geliyor' mülahazasıyla medyada yansırken gelen insanların cahilliğine ve göreli bir ifade olsa da görgüsüzlüğüne şaşırmamaları da bu sebepten imkansızdı. Ama Türkiye nasıl depremle yaşamaya alıştıysa Alamanya da aynen Türk insanıyla yaşamaya alıştı.Arabesk 'bilhassa yanık arabesk'in köyden kente göçen insanın kültür kırılmasına tercüman olduğunu söyler sosyologlar. Hak vermemek mümkün değil .Aynen öyle de köyden Almanya’ya gelen insanın kültür kırılması daha bir şiddetli olmuştur. Alamancı göçmenlerden dinine bağlı olanlar daha bir 'dinine bağlı' olmuştur (Bkz. kaplanlar). Bağlı olmayan da kolayca çözülüp giden bağlarla sudan çıkmış balık misali ne yapacağını bilememiş acayip takıntılar çirkinlikler kucağına düşmüş. Dolayısıyla Almanya insanımızı (genellikle) bozmuş vizyonu dar hedeflerinden kopuk ve kafasıyla gönlü küsmüş bireyler haline getirmiş.Neden sosyolojik çözümlemeye girdiğimi filmi izleyenler anlayacaktır.Duvara karşı filmi işte bu insanların yaşamını anlatıyor ve bunda da çok başarılı. Açıkçası en az 6-7 saat sürecek bir konferansla tanıtılabilen külli Alamancı figürü 2 saate çok muhteşem bir biçimde sığdırılmış. Mütevaziliğiyle de dikkatimi çeken Akın alnından öpülesi bir yönetmenlik sergilemiş. Oyunculuklar da yerli yerinde abartıya kaçan yakışıksız oyunculuk yok kanımca.Ama bence filmin en güzel yanı aralara serpiştirlen boğaz manzarası önündeki sanat müziği konseri(Türk sanat musikisine ve istanbul’a aşık olduğum için taraflı davranıyor olabilirim tabi...). Yani kısacası Altın Ayıyı hakediyor mu bilemem ama duvara karşı 'Güzel bir film' . Eksik yanı 2 saate sığdırılmaya çalışılan filmin senaryosundaki aksaklıklar olsa gerek. Duyguları bile tam yansıtmaya muvaffak olamadığı çok fazla karesi var filmin filmin başyapıt olmasını bu engelliyor. Dün şener şenle birlikte izledik filmi çıkışta da Allah’ın işi işte Yavuz Turgul’u gördüm. Her neyse kaçırmayın Bol sinemalı günler
Övgüleri , ödülleri tamamen hakeden bir film.Çok iyi olmuş.Günümüz toplum değerlerine de eleştirel bir bakış atıyor.Ne yaparsanız yapın eninde sonunda duvara çarpıyorsunuz
duygularını, diyalogsuz bölümlerde dahi, seyirciye birebir geçirebilen oyuncuların müthiş oyunculuklarıyla ve tabii müzikleriyle çarpan, sersemleten, akıldan çıkmayacak milyonlarca kes izleyeyim dedirten fatih akın mükemmeliyeti ben çok severim kendilerini... film bir melodram, hemde birçok türk filminde görebileceğiniz cinsten ama hiçbiri bu kadar, iyi kurgulanmamisti. bizim kusagin yonetmeni, bizim kusagin sevdigi filmleri severek yonetmen olmus. bir yandan trainspotting bir yandan kırık bir aşk hikayesi, 'sevişirsek karı koca oluruz' diyor sibel... bu film güzeldi, bu film, film hakkında birşeyler yazdırmayıp yukarıdaki satırları yazdırdığı için güzeldi. bu film, film içinde sürekli şaşkınlığa düşürdüğü için güzeldi. ve sizi en alışılmadık sonuçlara ısındırıp dururken, mersin otobusunde doğduğu yere giden 'punk ölmedi' cahit’i izleyerek bitirdiği için güzeldi.
Ödüllü filmleri seyretmek büyük bir beklentiyi getirdi bana herzaman bu filmi izlemeden önce hiç bir beklentim olmadan izledim ve film baş rolleriyle yan rolleriyle müzikleriyle herşeyiyle izlenmeye değer bir film,bir kere birol ünel inanılmaz ötesi bir performans sergilemiş gerçektende insan üstü bir oyunculuk ben çok beğendim açıkcası hayran kalmamak imkansız,sibel kekillide beklenmeik bir şekilde iyi rol yapıyor,filmde insanı dibe vurucu çok sahne var ama beni en çok etkileyen taxim arka sokaklarında geçen sibelin inatla dayak yediği sahne,bu arada fatih akın cannes film festivalinde en iyi seneryo aldı Yaşamın kıyısında adlı filmde tebrikler fatik akın:)8/10 iyi seyirler.
öncelikle çok güzel bi film harika bi başyapıt biraz karışık ama sıkmıo sürükleyici herkez izlemeli oyunculuklar çok etkileyici bu yorumu yazmadan önce yazılan diğer yorumlara da baktım şu ilgimi çekti hiç bu filmin ortası bulunmamış ya çok beğenmişler ya da hiç beğenmemişler... bazısı Türkleri yalnış tanıtmış falan demiş neticede bi film bu kurgu işte Türkleri tanıyan tanır zaten ayrıca cinsellik üzerine kurulmuş demişler bunu söylüyene şunu demek istiyorum realist sanat diye bişey var bence bi Türk yönetmeni olduğu için gurur duymalıyız, bu kadar:)
dün akşam izledim. müthiş bir film. herkese tavsiye etmem tabii, hazmı biraz zor filmlerden... ama fatih akın gerçekten çok sağlam bir film yapmış. bu porno muhabbetine, filmin esas gücü olan Birol Ünel’in olağanüstü performansı yeterince takdir edilmiyor sanırım. Adam gerçekten inanılmayacak denli güçlü ve etkileyici bir performans vermiş...
Türk aile yapısına ters düşüyor diyen arkadaşlar bir noktayı gözden kaçırıyorlar. Bu filmdeki insanlar Türkiye'de yaşamıyorlar. Adam da kız da Almanya'daki Türklerin tersine işleyen kültürle bizim kültürümüz arasında sıkışmış, oraya kendini kaptırmış kişiler. Yani ikisi de kendi kültürlerini yabancı bir ülkede yitirmişler. Filmin Türk düşmanlığı yaptığı fikrine de katılmıyorum. Hangi yurtdışına açılmış bir filmde kendi müziklerimizi, kendi halkımıza özgü adetleri, İstanbul'un güzelliklerini görebiliyoruz? Fatih Akın, filmi izleyenlere bence Türkiye'yi de övüyor.
Sonuç itibariyle her film de kelimesi kelimesine doğruları yansıtmak zorunda değildir, bu yönetmenin elinde olan birşey. O kendisi olayları nasıl görüyorsa, daha önemlisi nasıl bir hikaye anlatmak istiyorsa anlatır, bunu da kendi istediği şekilde yapar. Filmi izleyip herkes farklı bir tat alabilir. Veya çok saçma bulabilir ama kimsenin çıkıp burda veya başka bir yerde sen nasıl bu filmden hoşlanırsın, veya sen filmden ne anlarsın, bu filmden herkes hoşlanmalı gibi bir bir laf edemez bence. Herkes sadece filmle ilgili fikrini yazar, ama filmi beğenip beğenmeme konusunda birbirini suçlayamaz. Bunu yapanlar insanlar da sonra çıkıp ben medeni ve demokratik bir insanım diye ortada dolaşamaz. Çünkü fikirlere saygı bu saydıklarımın öncü maddesidir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.