En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
alici-utku
Takipçi
164 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
5 Eylül 2005 tarihinde eklendi
paris favori şehirlerimden biri değildi hala değil.ama bu film sonrasında görmek istediğim şehirler arasında.filmdeki az sayıdaki görüntüden değil bu 2 gencin hikayesini tam 9 yıl bekledikten sonra paris'te bulduğumuz için.bu tür diyaloğa dayanan filmler arasında en önemli film bence.ilkinden belki daha güzel değil ama 9 yıl boyunca bekleyince buna aldırış etmeyip filmi bağrınıza basıyorsunuz.bu nedenle de film ilk filmden daha çekici oluyor.film altyazılı izlenince bence daha şık oluyor.çünkü julia deep'in sesi bir harika....
Sadece aynı insanların film boyunca sokakta gezerek konuşmalarıyla filmi doldurmuş senarist ve yönetmen öyleki hiç sıkılmıyor ne hakkında konuşuyorlarsa görüş belirtmek istiyorsunuz. Tatlı muhabbetleriyle filmi bıraktıkları yerden öyle güzel baglamışlar ki hemen 3.sü çekilsin istedim.Biraz Brezilya dizileri tutkunları gibi olacak ama kavussunlar diye heyecanla bekliorum Bitmesin bu film böyle.Karakterler süper kahramanlar diller belki ama öyle sade ve öyle dogal insanlar ki filmin tadı damagınızda kalıyor.
ilk filmin sonunu daha bi heyecanla bitiriyosunuz çünkü biliosunuz ki devamı gelecek (= ama bunda beklediğim gibi olmadı,sonu daha anlamlı olsaydı keşke )= yine de filmi ilki kdr beğendimmm :DD
before sunrise’a göre zayıf kalan yönleri olsa da yine de başarılı bir film before sunset. filmin çekim aşamasında yaşanan talihsizliklerin bir şekilde filmin kaderi olduğu düşünülerek senaryoya aktarılması güzel bir nokta. ilk yarıdaki diyaloglar biraz zayıf kalmış ama ikinci yarı durumu toparlıyor. insanların mevcut ilişkilerinde yaşadıkları mutsuzluklar,aslında hiç bir ilişkinin mükemmel olmaması ve insanın aşk ve sevgi bağını hayatta ancak bir kişiyle kurabileceği vurgulanmış tekrar tekrar. vurgu önemli bir özellik olsa da biraz abartıldığını düşünüyorum. filmin sonu diğer bütün sahnelerine göre daha başarılı ve iyi düşünülmüş. insanın yüzünde ister istemez bir gülümse ve içinde bir rahatlık uyandırıyor ekran kararırken...
Bol ve dolu dolu olan diyaloglar içeren, içinizi ısıtan, gerçek aşkın varlığını anlatan keşke bitmeseydi diyeceğiniz ve devam filmlerinin kaderini taşımayan yani gerçekten iyi olan bir yapım.
bir filmi ayak üstü başlatma ve bitirmek kadar saçma bişey olamaz,ilk filmini izlemedim ama bu şekil "önceyi izle" koşullu filmlerden haz etmem..devamı niteliğinde olsa bile yeni seyirciye de hitap eden bir film olmalıydı..bekleyenlerin gözü aydın.. ;)
Bu kadar sade bir filmin sırıtarak izlettirmesi inanılmaz. Tıpkı ilk film gibi yine çok doğal, çok tutkulu. O kadar doğal diyaloglar var ki herhalde senaryo filan yazmamışlar da bu iki kişi zaten birbirlerine aşık ve gerçekten sohbet ediyorlar gibi hissettiriyor. İlk film Viyana turu yapmıştık, bu filmde Paris'i gezdik. Sokaklardaki mimari, kültürel ve sanatsal ögelerin filmin aralarına bir baharat gibi serpiştirilmesi bana büyük bir haz veriyor. Anlatılan aşkın hissiyatını da bir o kadar destekliyor. Diyalogdan oluşan bu eserin her cümlesi beni çok heyecanlandırıyor. Sadece konuşma ve mimiklerle de şehvet dolu bir aşkın yaşanabileceğini düşündürüyor. Aşkın kaç türü var bilmem ama buradaki gibi sohbetin bitmeden oradan oraya zıpladığı versiyonu beni en fazla heyecanlandıranı. Kadının farklı ilişkiler yaşayıp hiçbirini tam unutamaması, aşk hayatımıza ne kadar temkinli yaklaşmamız gerektiği mesajını bende uyandırıyor. Hele de fiziksel boyuta geçildiğinde daha kalıcı izler bırakılıp daha sonrasında daha kalıcı sosyal hasarlar verilebiliyor. Aralarındaki yarı felsefi konuşmalar sanki Aristo ile Socrates tartışıyormuş izlenimi veriyor. Bir taraf gerçekçiliğin pençesinden kurtulamamanın zihninde yarattığı kavgalardan bahsederken diğer taraf hayatın mucizevi yanlarını kabullenip arzularını kovalamanın peşine düşmüş vaziyette. Elbette genel çerçevedeki durumda örfi olarak değişebilecek bir takım etik tartışmalar da var. spoiler: Aradan dokuz yıl geçmiş ve biri evli, çocuklu; diğerinin sevgilisi var. Yine de birbirlerinde seneler önce bıraktıkları duygu tohumlarının acısını; aynı zamanda buruk hazzını yaşıyorlar. En nihayetinde de yine küçük bir şehir turu ve aşk kokan lezzetli diyalogların ardından film ''Hayır, istediğinizi size vermeyeceğim'' dercesine bitiveriyor. 3. Filmde neler olacak acaba, hemen izlemeliyim. İyi seyirler...
Kesinlikle başlangıç sahnesinden bile 2 puan kıracağım bir devam filmi. Bir tek bana mı anormal geldi bilmiyorum ama yıllar sonra karşılaştıklarında sanki sürekli birbirini gören insan enerjisi vermeleri aşırı anlamsız değil miydi? Aradan dokuz sene geçiyor ve sen bu sürede bu aşkın zihninde bıraktığı o tatlı anıları ile bir kitap yazmaya karar veriyorsun ve hatta iyi bir kitleye ulaştırmayı da başarıyorsun, sonra bir gün imza gününde bu kız karşında beliriyor ve kapıdan çıktığınızda ilkokul arkadaşınla "İş-güç nasıl gidiyor?" minvalinden bir sohbet yapıyorsunuz. Burada kesinlikle bir enerji eksikliği göze çarpıyor.
Garip bir şekilde ilk filmde canlandırdığı karakter olarak pek ısınamadığım erkek başrole bu filmde daha ısındım. Daha olgun bir görüntü çizdi ancak başrol kadın sanki bıraktığımız noktada duruyordu. Yönetmen mevcut romantizmden birkaç film daha üretmektense daha ayakları yere basan bir film tercih ederek takdirimi topladı.
Ancak baştan sona sadece diyaloglar bezenmiş bir film olması sebebiyle sadece birinci filme bağlı kalınarak seyredilebilir. Yani devam filmi, önceki filmlerinden bağımsız olan türlerden değil. İlk filmi izlemiş ve sevmiş olmanız lazım ki bu diyaloglarla bezenmiş kısa devam filmine katlanabilesiniz.
Sıcak bir tarafı var, izlerken bir rahatlama geliyor. Sıkıcılığın yanında gelen bir gün ışığı havası da rahatlama hissi veriyor ancak daha iyi romantik filmler izledim mi, kesinlikle.
Serinin devamı olan bu film, yine ilk filmde olduğu gibi tatlı ve içinizi ısıtan diyaloglarıyla sizi ekrana kilitliyor. Bu kadar kısa sürede olsa bile bu zevki size tattırıyor. Şunu da kabul etmek lazım, ilk film başlı başına bir başyapıttı. Gerek gece sahnelerini olmasıyla, gerek karakterlerimizin gençlik çağında olmasıyla bir başyapıttı ama bu film de bence onun kadar iyi bir film. Tadı damağınızda kalıyor. Ben de serinin diğer filmini izlemek için sabırsızlanıyorum. 9,4/10
Açıkçası ben nu filmi hiç beğenmedim. Bir buçuk saat boyunca iki insanın konuşması nasıl bir film olabiliyor anlamıyorum. Bana kalırsa çok sıkıcıydı. Arkadaki Paris manzarası olmasa beş dakika tahammül edemezdim.
Öncelikle ortalama bir film öyle aman aman abartılacak bir yanı yok... Serinin birinci(Gün Doğmadan - Before Sunrise) ve ikincisinde(Gün Batmadan - Before Sunset) Ethan Hawke ile Julie Delpy arasındaki uzun soluklu diyalogları ilgi çekici bulsam da birinci filmin bir tık daha iyi olduğunu düşünüyorum... 5/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.