En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
korcane
Takipçi
186 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
16 Şubat 2006 tarihinde eklendi
bence gayet guzel bir film ben begenerek izledım savas olmamasına ragmen savas oncesi gerilimi ve asker psikolojısını ıyı yansıtmıs bır fılm..seyretmeye deger...
öncelikle bu film meraklısı için ve sinemayı sanat olarak görenler için!! bu şekilde yorumlarsak sam mendes gerçek bir sanat adamı ve sanatçı duyarlılığına sahip. günümüz sinema izleyicisi için fazla karmaşık, durağan gelebilir ama son yıllarda izlediğim saf sinema örneklerinden biri, tıpkı "ince kırmızı hat ve yeni dünya gibi". bence sinemanın salt varlığının böyle filmlerle devam ettiğini görmek mutluluk verici.
filmi izleyenler bu filmden hangi sonucu çıkarır açıkçası merak ettim.yönetmen askerlerin zeka seviyeleriyle dalga geçmiş.kıyamet:şimdi filmini izleyen asker sahnesine dikkat edin.savaş karşıtı bir film.çok iyi.
Sam Mendesin American Beauty den sonra kötü bir iş çıkarmayacaından emindim.Kendisi tiyatrocu ama kesinlikle sinema için doğmuş.İnanılmaz bir yönetmen.Jarheade gelirsek,gerçekten ii yönetilmiş savaş filmi diye anılan fakat içinde nerdeyse hiç savaş göremediğimiz,çok şey anlatmaya çalışan fakat yarısını anlatan,ilham aldığı kaynaklara saygı duruşunda bulunan eli yüzü düzgün bir yapım.O kadar seviyesiz filmin arasından çok güsel sivriliyor.Emeği geçen herkesi kutluyorum...
Film bazı arkadaşların da belirttiği gibi Full Metal Jacket tadında başlıyor,ama oradaki askerler dehşetin pek çok yönüyle karşılaşıp psikolojiyi bozarken,buradakiler karşılaşamamaktan,beklemekten sürekli beklemekten kafayı yiyorlar.Teknik olarka kusuru olmayan hatta görüntü ve müzikler açısından enfes diyebileceğim film,oldukça akıcı kurgusuyla tek bir çatışma sahnesi bile göstermeden filmi sıkılmadan izlemenizi sağlıyor,tabii bunda Donnie Darko`dan beri her filminde kendini geliştiren Jake abimizin de büyük payı var.Bunların dışında filmi Amerika da beğenilmemesi çok doğal,çünkü kendi askerinin dramını anlatmasına rağmen onları düpedüz salak olarak göstermekten de çekinmiyor,böyle bir film burada çekilseydi ya yönetmeni linç ederlerdi ya da sürgüne gönderirlerdi.Film ilerledikçe görüyorsunuz ki çölatmosferi ve kimseyi öldürememenin,hiçbirşey yapamamanın psikolojisi askerlerin akıl sağlığını fena halde bozarak sık sık cinnete kapılmalarına yol açıyor,bunun en sağlam örneği Swafford`un kendisini satan gözlüklü askeri öldürmekle tehdit ettiği sahne,ve daha da acı olanı tüfeği bir kez eline aldın mı,ömür boyu bırakamazsın denilen sahne,ki bu tespit bütün savaş geçirmiş askerlerin durumunu çok iyi açıklayan bir cümle.Film bir anlamda "biz Amerika olarak askerlerimizi kana susamış canavarlar olarak eğitip hiçbirşey yaptırmadan geri getiriyoruz ve onlara askerliği öyle bir aşılıyoruz ki,bu adamlar döndüklerinde başka birşey yapabileceklerini hayal bile edemiyorlar"film 'belki de bu yüzden Amerika`da şiddet bu denli yaygın' gibi bir soru da sordurtmuyor değil izleyiciye.Ama ne olursa olsun savaşın insan psikolojisinde yarattığı travmayı çok güzel özetliyor ve etkileyici olmayı da başarıyor,belki bir klasik olmayacak ama çok sağlam bir yapım olduğu ve izlenilmesi gerektiği kesin.'Onlar hala çöldeler'.Saygılar.
kesinlikte bir savaş filmi değilde askerlik filmi gözü ile bakılması gereken film karşımızdaki . film başlarda iyi bir atmosfer oluşturmasına rağmen sonlara doğru yolunda giden o havasını kaybediyor çünkü orjinalliğini yitirmeye başlıyor nasılmı askerlik filmlerinin olmazsa olmazı sadece cinsellik içeren diyaloglar amerikan tarzı ve amerika dışında yaşanyanlara kahkahadan çok işkence veren espriler ve ezik basılmış karakterler gibi bir çok klişe unsura değinerek orjinalliğini yitirmiş bir film ama filmin en hoş yanı olaylara sadece asker gözü ile bakabilmesi yani sadece o anki durum ile alakalı olarak diylogların gelişmesi ve olay örgüsünün o devrin siyasi özelliklerine göre değilde çölde yaşayan askerlerin ruh hali ile olaya adepte olması filme daha çok ısınıp adetde olmayı sağlıyor üstelik çatışma sahnelrine yer verip kümseyi yüceltmek ya da aşağılamak istemeyen bir film yani uzun lafın kısası hoş sıcak bir film ve hakkınnı vermek lazımki özellikle bir iki sahnede(askerlerin çölde amerikadan gelen muhabirlerle dalga geçtiği sahne ve yanlışlıkla havai fişeklerin patladığı sahne) karın kasları ağrıtacak kadar güldürmeyi başaran hoş bir film öneririm
film hakkında üç beş şey söylemeden önce sam mendes'in estetik anlayışını ve görsel yeteneğini her zaman hayranlıkla karşıladığımı söylememde fayda var. zira, bu filmde de görsellik hayli ön plandaydı, asılıp tablo yapılacak onlarca sahne, renk vardı.
filme gelirsek; jarhead'de şu ana dek girilmemiş ve işlenmemiş bir yerden savaşı görüyoruz. genel kanıyaysa katılıyorum; bu bir savaş filmi değil, kesinlikle bir asker filmi. ve öyle klasik bir "savaş psikolojisi" üzerine oturtulmuş bir asker filmi değil. biz savaş filmlerinde şu ana dek hep kahramanlık gördük. çatışan, aksiyon içinde olan, ölen, öldüren askerler gördük. ama jarhead'de durum çok farklı, ve kim ne derse desin 20.y.y. gerçeklerine göre çok daha gerçekçi. konu sadece amerika olmamakla birlikte; geçtiğimiz yüzyılda yapılan savaş ya da en azından savaş girişimlerinde kahramanlık olmadı. ölen ya da öldürülen askerler orana vurduğumuzda o kadar da önemli bir kitle değildi. teknolojinin ve emperyalizm politikasının olduğu bir savaşta pek çok asker aslında kelimenin tam anlamıyla "işlevsiz"di ve sadece rakamsal çoğunluğu sağlamak adına o üniformayı giyiyordu. orta çağdan itibaren kılıçla kalkanla kazanılan kahramanlık savaşları, dünya savaşlarıyla birlikte geride kaldı. ama ortada işlevini yerine getiren tüfekler, miğferler vardı. ama jarhead'de gördüğümüz körfez savaşı'nda ve çıkan bir kaç tek tük mini-savaşta daha sonucu belirleyen ne kılıç, ne tüfek, ne de miğfer oldu. "güç" değerleri hayli değişmişti çünkü. savaşlar çok daha soyut ve değersel etkenlerle kazanılır olmuştu. (en büyük örnek tabi ki amerika) hal böyle olunca savaşa gönderilen yarım milyon askerin sadece sayısal bir rakam ve ve ülke vatandaşlarına verilen milliyetçi bir pompadan ibaretti. bu filmde askerler bu yüzden bekliyor. aylarca alınan eğitim, televizyonda ceset görünce midesi bulanan insanları öldürmeye programlı bir hayvan haline dönüştüren sanal psikoloji, ve niçin savaştıklarını bile bilmeyen apolitik askelerin üzerine örtülen suni bir vatan sevgisi, yapay bir kahramanlık sevdası. bu savaşta hiç bir işlevlerininin olmadığı ve savaşa hiç bir şekilde müdahale edemeyecekleri gerçeğini hissettirmeden onları bir çölün ortasında aylarca bekletebilme kabiliyeti. ve sonunda aylarca tam teçhizat nöbet tutmasına rağmen bir kez bile düşman göremeyen askerin bir ıraklı subay görünce onu vurmak ve en azından bir şey yapabilmenin tadına varmak için üssüne yalvarması. havaya atılan ateşler.. yakılan kamuflajlar.. topu topu bir kaç dakika süren ama yine "boş" bir aksiyon, ve savaş bitince yapılan nedensiz bir kutlama.. savaşın anlamsızlığını pek çok film işledi şu güne dek, savaşı eleştiren yüzlerce sinema filmi çekildi. ama bir askerin hissettiği bu "işlevsizlik" duygusunu irdeleyen ilk ve tek film oldu jarhead.. o yüzden bu filmi full metal jacket'la ve diğer savaş klasikleriyle kıyaslayıp "çok sıkıcıydı" diyebilen arkadaşlara hayretle bakıyorum.. işlenen tema zaten "sıkıcılık", hiç bir şey yapmadan aylarca asker üniforması içinde oyalanmak, askercilik oynamak..
filmin fazlaca müstehcen sahne bulundurması hakkında da bir kaç cümlem olacak. açıkçası; böyle düşünen izleyicilerin hayatlarında hiç askerlik yapmadıklarını düşünüyorum. aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. askerliği askerlik yapan bileşenlerden biri de insanlıktan çıkıp tamamen yabancılaşmaya ve içgüdüselliğe dönüşen cinsellik sorunudur. belli bir süre sıkıca bastırılan bir dürtü sonunda delilikle karışık bir patlamaya ve nevrotik bir travmaya dönüşür. normaldir. kafaya takmamak gerek.
filme bir not vermem gerekirse benden 8/10 rahat rahat alır. sam mendes'e olan sevgim ve saygımı hesaba katmadan, sadece filmin kendisini göz önüne alarak hem de..
amerikan güzeli izledigim en iyi filmlerden biri,ve sabirsızlıkla bekliyordum sam mendez in yeni filmini.film aslında iyi baslıyove iyi bi film izleyeceginizi bekliyorsunuz.ama film ilerledikçe hiçbir beklentinizin gwerceklesmedigin görüyosunuz.askerlerin psikolojisin mi veriyo, savasın gereksizligini mi yoksa baska bişey mi anlayamadım.hatta filmin ne için çekildigini bile.son yarım saati çekilmez ve cpk basit biten bifilm.bence filmi benim gibi beklentiyle izlemeyin.hayal kırıklıgı yaratabilir.
Amerikan askerlerinin petrol rafinelerini korumak için gittiği çölde savaşmadan savaşın bitmesi ve geriye dönüşte çok şey yapmışlar gibi pohpohlanmaları eksiklik. Film sürükleyici. Jake performansı iyiydi. Psikolojisi iyi yansıtılmış. Arkadaş ilişkileri öyle bir ortam için ancak bu kadar iyi verilirdi perdeye. Filmi izlerken burası da eksik kalmış falan dedim ateş açılmadan savaşın bittiği bölümlerde bilhassa.(başka düşman, zırhlı araçlar, asker çokluğu kamerada yok.)Amerikan Başkanına atıflar hoşuma gitti doğrusu.Savaşın anlamsızlı iyi verilmiş.Petrole bulanmış atın görüntüleri izlenmeye değer iç gıcıklayıcıydı doğrusu.Zor bir savaş psikolojisin de olduklarını düşünmüyorum ve bu kadar erkeğin hayvansal duygular beslemelerini anlamsız buldum.Belki de askerlik yapmadığımdandır.Sizde izleyin derim ben.İyi seyirler o halde.
Filmin müzikleri gayet iyi,film körfez’deki askerlerin psikolojisi üzerine kurulu,o kadar sert eğitim alıp,hiçbir şey yapmadan bitirmek gerçekten delirtiyor insanları.Son olarak jake’in nişan aldığı sahnede ben bile istedim artık ateş etmesini.Oyunculuk hakkında çok şey verebilen bir film değil,buna ek olarak amerikalı askerlerin şımarıklığıda filmde ön planda..Boş zamanda izlenebilir..
Full Metal Jacked havasındaki açılışından sonra daha çok kendi yolunda devam eden film(gene de ilerleyen bölümlerde aynı havaya girdiği oluyor) eleştirisini yaparken, gerçekleri ortaya koyarken bir yandanda eğlendirmeyi ihmal etmiyor. Körfez Savaşana farklı bir yerden, bireyden bakan Jarhead onların kendi savaşlarını yansıtıyor. bu konuda Jake Gyllenhaal’ın kendiyle savaşan asker rolünü hakkıyla verdiği, ancak Sam Mendes’in bir ’Amerikan Güzeli’ne göre eleştiri ve ya çarpıcılık noktasında çok da kuvvetli olmayan senaryosu kendisinden beklenenin biraz altında kalıyor.Daha çok, bir birliğin savaşa hazırlık sürecinin anlatıldığı film çölde geçen bölümleri ve savaş psikolojisi ile Körfez’i ya da genel olarak savaşı konu alan diğer benzeri birkaç filmle ayrı bir köşede duruyor. Fahrenteit 9/11 çarpıcılığında olmasa bile(şahsen öyle bir şey bekliyordum) eleştiri ve eğlenceyi yanyana götürmesiyle iyi bir film olduğunu ortaya koyuyor. fakat yönetmenin en az iyi olan filmi olarak.(7)
Ön gösterimden faydalanıp bugün izledim filmi.Bugüne kadar izlediğim ve Er Ryan ı Kurtarmak kadar etkilendiğim bir savaş film.Film savaş filmiydi evet ama hiç kan yoktu.O gerilim şimdi söylemem doğru olmaz farklı şeylerle yansıtılmıştı.Filmin türünde yazılanlar insanı şaşırtıyor belki biraz ama dram-komedi bir arada.Kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir film..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.