Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi: en yeniler yorumlar
Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi
Ortalama puan
4,5
4549 Puanlama
733 Kullanıcı yorumları
5
228 Eleştiri
4
296 Eleştiri
3
41 Eleştiri
2
139 Eleştiri
1
17 Eleştiri
0
12 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Can Eyüp
84 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
25 Mayıs 2025 tarihinde eklendi
Eleştirileri detaylı okumadım ama sanıyorum ki birçok kişi filmin kendine has senaryosu üzerinden filme yaklaşmıştır. Yaşlı bir bebeğin doğumu ve hayatı olarak görmektense filme daha farklı bir noktadan bakmak lazım diye düşünüyorum.
Filmden çıkarılacak sonuçlardan biri önemli olanın insanın aslında fiziksel olarak değil de mental olarak ne kadar olgun hissettiğidir. Basit bir çıkarım gibi durabilir ama yaşanmışlıkların, tecrübelerin ve karşılaştığımız komplike senaryoların aynı yaş grubunda olgunluk anlamında ne kadar fark oluşturabildiğine çokça kez şahit olmuşuzdur. Dolayısıyla küçük bir bebek ya da piyano çalan bir çocuk belki de bizden daha tecrübeli ya da daha yorgun olabilir.
Bir diğer çıkarım ise ki bence en özeli bu, yaşlanıyor olma durumu. Evet yaşlanmak, ölmek ve sona yaklaşmak aslında hiçbir şekilde kaçamayacağımız bir gerçek. Yaşlı bir adam olarak doğup, günden güne gençleşsek de bizi mutlaka bir gün bulup, derimizin, organlarımızın en zinde halinde bile ensemizde bitecek bir gerçek. Ölümün fiziksel bir olaydan öte olduğunu düşündüren bir çıkarım.
Yaşlanacağız ve yaş aldıkça fikirlerimiz sürekli değişecek, günden güne büyüyoruz ve yaş aldıkça yeni şeyler öğrenmenin keyfine varıyoruz, öğreniyoruz ve öğrendikçe bazen de öğrenmemiş olmayı, olaylara bulutlar üstünden bakmaya devam etmiş olmayı dileyebiliyoruz. Aslında buradaki o zıtlık o kadar da can sıkıcı olabiliyor ki.
Ayrıca filmin son kısmı da empati yapıldığında iç burkucu olabiliyor, alzheimer hastası eşiyle yaşayan birçok kişiye kısa da olsa empati yapmamızı sağlayabilir. Birinin size artık yabancı gibi bakması, bakışlarında en ufak tanınırlık hissedememek de kulağa pek korkutucu geliyor.
Koca bir hayatı daha fazla tecrübe edinmek ve daha fazla bilmek için harcayacağız, onlarca film izleyip film kültürümüzü, dil öğrenip, kitaplar okuyup genel kültürümüzü geliştirmek için çabalayacağız, gezmediğimiz bir yer kalmaması umuduyla oradan oraya koşturacağız, hayatı doruklarına kadar tecrübe etmek isteyeceğiz ama hepsi bittiğinde aynada gördüğümüz sadece kırışmış bir bedenin sonunu bekleyen umutsuzluğu olacak.
İhtiyar olarak doğmak ve çocuk olarak ölmek. Tam olarak özeti bu. Değişik bir senaryo, bazı kafada sorular kalıyor ama çok sorgulamadan izleyin. Keyfini çıkarın, güzel bir film. İzlenir mi? İzlenmez mi? - İzlenir.
Film genel olarak durgun bir atmosferde ilerliyor, lakin ilerlerkende insanı çokta sıktığı söylenemez, insanı içine alan bir sıcaklığı var. Olay örgüsü başarılı lakin tekdüzelikten kurtulup biraz daha dolu ve çarpıcı bir biçimde ilerlemesi filme daha iyi bir ivme kazandırabilirdi. Oyunculuk müthişti özellikle de Pit çok iyi oynadı. Filmde karşılaştığımız karakterlerde farklı ve başarılıydı. Replikler güzeldi Film müziği zayıf kalmış daha iyi olabilirdi. Son olarak her insan hayatı boyunca birçok inişli çıkışlı bir hayat sürer, acı olan birgun yok olduğumuz zaman bu yaşantılarında bizle birlikte yok olmasıdır. Yine de bu yok oluşa rağmen Hayatı dolu dolu yaşamak önemli..
cidden tuaf bir hikaye olmuş, senaryo izlediğim en şaşırtıcı senaryolardandı ama filmin genelinde sıkılıyorsunuz çok uzun ve diyalog ağırlıklı bir film.
Forrest Gumpın senaristinin 15 sene önceki başarısını tekrarlamak için baya fazla Forrest gumpın dinamiklerini ve işleyişi kullandığı Usta yönetmen David Fincherın filmin ilginç hikayesini yeterli şekilde anlatamaması yada altını dolduramaması nedeniyle bayağı yüzeysel kalan Blanchete doğru düzgün bir sahne bile vermeyen(Blanchetin üstün oyunculuğundan yararlanmıcaksanız yeni yetme güzel bir aktrist koyarsın) izlet unut tarzı bir sinema deneyimi. David Fincher gibi bir ustadan Dövüş Kulubü gibi sinema tarihinin en büyük başyapıtlarından birini çıkardıktan sonra sinemasında baya bir düşüş var panik odası çok basit bir gerilimdi, Zodiac iyi bir biyografiydi ama 3 sene sonra adını bile eden kalmadı, Button çok yüzeyseldi, sosyal ağ hiç bir özelliği olmayan basit bir biyografiydi, ejderha dövmeli kıızı daha bir sene önce seğretmişken ne verebilirki Fincher, bence biraz geriye çekilmeli ve önüne gelen projeyi almak yerine eski yaratıcılığını geri kazanmalı.
Film normal puanından çok daha fazla puan aldığı kanatindeyim başka bir arkdaşın söylediği gibi bu puanı almasının nedeni kişisel hayranlık olduğuna inanıyorum.
Film ilginç fikri sayesinde (Scott Fitzgerald sag olsun) insanda en ufak izleme meraki uyandirma sorunu yasatmiyor. Filmin esasinda yapmak istedigi hayat denen bu karmasik sey hakkinda bize onlarca soru sordurabilmek.Bunu basariyor mu? Bence basariyor(Benim çikarimlarimdan biri mesela ''hayati ne yöne dogru yasadigin degil,nasil yasadigin önemli''). Esas sorun burada basliyor ne yazik ki.Bu ve bunun gibi derin düsüncelere film dalmamizi kolaylikla saglarken sinemasal anlamda yüksek bir zevk veremiyor ve açik açik diyelim büyülenme gereksinimizi karsilayamiyor.Bunun da en büyük nedenleri oldukça zayif senaryo,karakterlerin içlerinin fazla doldurulamamis olmasi(yaslilarla büyüyen Benjamin Button'in entellektüel bir karakter olmasi daha mantikli olacakken -onlarin tecrübeleri ve bilgileri sayesinde- çok donuk,sanki düsük zekali gibi aktarilmasi filmde büyük handikap. Bastan sonra filmi onun gözünden izliyoruz ama o karaktere inanamiyoruz. Sözün özü izlenir,düsündürür ama yüksek sinemasal tat birakamayan bir film Benjamin Button.Özgün fikri nedeniyle izlenmeli.Büyük beklentiler olmadan. Yillar sonra gelen yorum : Filme biraz haksizlik etmisim, aradan yillar geçmesine ragmen hala aklimda olumlu izleri kaldigina göre çokta kötü bir film degilmis demek ki :)
film; iyi başlayıp, ortalarda hafif tökezleyen, sonunda ise tepe taklak olan filmlerden...bu filmi size izletecek olan tek neden klişe bir söylem olan:daha önce işlenmemiş bir konu olması...filmi yıpratan en önemli unsur işlenen absürd aşk hikayesi...filmin en güzel kısımları ise; huzurevindeki yaşlı adamın;beni daha önce yedi kere yıldırım çarptığını söylemişmiydimdeyip sonra onunla ilgili görüntülerin film boyunca belli aralıklarla yayınlanmasıydı...gizemli gidiyordu sonunda ilginç bir son bekledim ama yok; o da olmadı...10/5 ilginç hikayesi için...
harika değil ama gayet iyi. uzun sürüyor ve anlatımı yavaş bunlar eksiler. daha önce izlemediğimiz kadar ilginç bir haikaye olmasıda artısı. kimileri tarafından da adamın yaşlı doğup giderek gençleşmesi saçma sapan bulunsada aslında öyle değil. yani alt tarafı bir film o kadarda ddeşilmemeli diye düşünüyorum.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.