En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Serkan K.
Takipçi
33 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
21 Mart 2019 tarihinde eklendi
Woody Allen bir kısım yahudi kökenli eleştirmen ve lobilerin pompalamısyla bizlere ne kadar iyi bi yönetmen olduğu sürekli anlatıldı. Manhattan yada Annie hall gibi başyapıt sayılan filmleri de çok vasat ve çok yetersizdir. Maç sayısı filmi de bir başka balon filmidir. Başka yönetmenin olsa eleştiriden nasibini çok alabilen ama söz konusu Woody A. sinema eleştirmenleri filmi allayıp pulluyolar. Film basit bi aşk hikayesi zengin erkek fakir kız yada eşini aldatmaca konusu olan yüzlerce filmden biriydi.Ayrıca filmin yönetmenliği, kurgusu, oyunculuğu vasatın altında. Biraz dünya klasiklerini okumuş olan kişiler (filmin ilk sahnelerinde adam suç ve cezayı okuyodu) Dostoyoveski tarzı bir film çekmiş güya. Film de tam çakma bi dostoyevski romanı gibi çakma film olmuş.
İlginç bir filmdi, beklemediğiniz bir sonla karşılaşıyorsunuz. Niye böyle birşey yaptı ki bu adam derken, adamın kafasındaki planın başka olduğunu görüyorsunuz.. Ama herkes bu tür bir sonu sevmeyebilir, ben sevemedim mesela. Hayatın şans ile ilgili filmde çok anlamlı sözler de var, dikkatli dinlemek lazım. Filmin başındaki tenis topunun fileye çarpıp oyuncunun kendi sahasına düşmesiyle ilgili sahnenin filmin sonundaki yüzük sahnesiyle bağlantısı da çok hoş olmuş. (8/10)
Klasik bir Woody Allen filmi.Sıradan bir senaryoyu biraz sex,ihtiras,yaşak ilişki,kan,cinayet falan gibi ilgi çekiçi olaylarla bezeyip filmini yapıyor.Başarılı oluyormu oluyor.Ben her ne kadar kendisinin oyunculugu ve yönetmenliginden pek haz almasamda bunu kabul etmek gerek.Bu filmde Scarlett Johansson gitmemiş gibi geldi.Pek ona uygun bir rol değildi sanırım.Aynı şeyi Jonathan Rhys Meyers içinde söyleyebilirim.Tudorsde kendisini çok begenerek izliyorum ama bu film iki başrol oyuncusunada uygun değil gibi geldi bana.Woody Allenin Amerikalı ama avrupa tarzı film çekme sevdasının bir örneğini daha izledik.Sevişme sahneleri son derece kötü.Çok yapmacık buldum.Filmde Christopherın sıkıştıgı durumdan kurtulma yöntemi bana biraz abartı gelsede sonuç olarak izlenebilir film diyebilirim.
son yılların en sade en etkileyici filmlerinden birisi. Suç ve Ceza tadını aldığımız film, woody allen ın sinemada çok ciddi işlerde yapabileceğinin, onun bahsedildiği gibi bir dahi olduğunun önemli bir kanıtı. Tam deminde bir öykü. Ne eksik ne fazla hhiçbir şey yok. Filmdeki maç sayısı metaforu çok etkileyici. Ken Loach filmlerinin daha akıcı bi hali. bu filmi izledikten sonra Allen komedi yaparak yıllarına yazık etmiş diyeceksiniz
sıradan bir konuyu,günlük hayatta çok fazlaolan bir olayı aynı sadeliğiyle aynı akışıyla işleyip sürpriz bi şekilde sonlandıran eh bir film.sonu şaşırttı bizi ama ne gerek vardı sıkcıbir film çekmeye.lost in translation kadar skkıcıydı.sıradandı.
ilk bir saat sabrla iyi bir gelişme bölümü bekleyerek izledim sonra baktım hiç bi gelişme olmuyo çok sıkıldım bi dolanıp geldim 1 saatTen sonra 20 dakİka falan ayni sıkıcılıkta devam etti daha sonra bi suç ve ceza sahnesiyle ilgincleştirmeye çalışmışlar .final bölümüne biraz heyecan katalım demişler ama yine kurtaramamış gibi .. yine de bi deneyip siz karar verin isterseniz.. 10/6
Maç Sayısı değil İhanet Scarlett Johansson, 1994'de North ile başlayan kariyerine iyi filmler eklemeye devam ediyor. Bu filmlerde ona eşlik eden oyuncu kadrosunun da üstün performansı yadsınamaz. Ama çok iyi karakter oyuncusu olan Brian Cox'un rolü bile bu filmde tartışılır boyutta. Maç Sayısı (Match Point) adıyla karşımıza çıkan film, acaba İhanet adını alsaydı nasıl olurdu diye hep akıllarda soru işareti kalıyor. Boş ve önemsiz vaktiniz varsa seyredin.
Film ilk önce sıradan bir konusu olan basit bir yapım olarak çıkıyor.Aslında ilk sahnede bişeyler anlatılmak isteniyor.filmin sonuna doğru olaylar geliştikçe yerinizde çakılı kalıyonuz ve aha.. tam şöyle olacak derken bir anda kopuyonuz.Bayılıyorum böyle filmlere.Acil seyredilmesi gereken bir film.
Filmi baştan beri "sadakatsiz" ile karşılaştırdım.Belki de o yüzden çok beğenemedim.Tam hissedemedim "sevgi" ve "şehvet" arasında kalmak nasıl olur...Sanırım sevgi kısmı biraz eksikti filmde.Ama filmin ilk sahnesindeki tenis topunun konumunun, filmin sonuna doğru alyans konumuyla bağdaştırıldığı sahne beni en çok etkileyen sahne oldu...Filmin ana teması da yaşamına şansın yön verir gibi bir şeydi bence...
ilginç bir filmdi ama kafama takılanda bir şey var.sonuçta filmdeki karakter nolanın hamile olduğunu polisler nasıl anlamadı?kaldı ki dna testiyle katilide çıkarabilirlerdi.Ama yinede çok güzel filmdi
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.