En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Erginburcu01@mail.com
4 değerlendirmeler
Takip Et!
1,0
19 Aralık 2024 tarihinde eklendi
Dramatik yaşam öyküsü fakat 1 çocuk oyuncu dışında oyınculuklar kötü duygu bu yüzden geçmedi çok amatör geldiği için duyguyu yakalayamadım benzer acı hayatları çok iyi senaryo ve oyunculukla izleyince filmi beğenemedim havada gibiydi akış.yüksek oranda beğeni beni şaşırttı şahsen
Sadece sonun başta verilmiş olması kısmını beğenmedim. Böyle bir film için iyi bir tecih olmamış diye düşünüyorum. 1 yıldızı sadece ondan dolayı vermedim. Çok iyi bir film. Özellikle Sosyal hizmet gibi bölümlerde Kesinlikle izlenmeli
OYUNCULUKLARIN ZİRVE YAPTIĞI BİR BAŞYAPIT 10 ÜZERİNDEN 10
Amerika’nın Irak’ı işgali/yağmalaması/varolan cehennem ateşini iyice harlamasının adını “savaş” olarak dünyaya yutturmaya çalıştığı zor koşullarda, Irak-Türkiye sınırındaki mülteci kampına kamerasını çeviriyor Bahman Ghobadi. Bir yandan yöredeki kasabalarda evlere anten takarak para kazanan diğer yandan da kasaba ve çevresindeki mayınları himayesindeki çocuklarla birlikte toplayarak onlara bakan nam-ı diğer Satellite, Halepçe’den gelen Agrin, abisi ve kardeşiyle (aslında Agrin’in tecavüze uğraması sonucu doğan ve istemediği oğlu) ilgilenmeye başlar. Agrin’in hiç gülmeyen hüzünlü ve acı dolu yüzü ve abisinin geleceği görebilme yeteneği Satellite’ın işgal ile şekillenecek geleceğinin parçaları haline gelecektir.
Irak’ın işgalinden sonra çekilen ilk film olan Kaplumbağalar da Uçar, Oscar adaylığı ile birlikte sayısız ödül kazanmış bir başyapıt. Politik arkaplanının yarattığı dramı çok zor koşullar altında yaşamaya çalışan ve travmalarını küçücük bedenlerinin içinde –belki de- sessizce yaşayan çocukların gözünden anlatan Ghobadi, tarif edilemeyecek kadar zor bir işin altından başarıyla kalkıyor. Filmin Amerikan işgal ekibince desteklenmesinin filmin gücünden bir şey kaybettirmediğini ama bu desteği veren kurumların ne kadar terbiye yoksunu olduklarını da kanıtlaması, filmin turnusol kağıdı işlevini görmesini sağlıyor.
Sana kırmızı balık yakalarım. Nasıl ve nerden başlasam bilemiyorum. Böyle yaşamları yorumlamaya yetecek kadar kelime varmı heybemde emin değilim. Bizlere oldukça yakın bir coğrafya da geçen bir hikaye , ama bu sıradan bir hikaye değil. Bu hikaye çok acı ve maalesef gerçek. Para hırsının insanoğluna neler yaptırdığını anlamak isteyenler için verebileceğim tek öneri Irak’a , Suriyeye , Libya’ya , Musul’a kısacası Ortadoğuya bakmalarıdır. Hayatın en acımasız yanlarından birini görürsünüz orada , insanların gözlerine baktığınızda utanırsınız , yere bakarsınız , insanların gözlerine bakamassınız. Orada öyle bir utanırsınız ki anlatamam , insanlar gelip geçerken size bakarlar , çünkü merak ederler . Siz onlara birilerini anımsatırsınız , başlarına bir daha aynı şeylerin gelip gelmeyeceğini merak etmezler , çünkü başlarına gelen şey onların yakasından henüz ayrılmadı. Size bakarlar çünkü siz farklısınızdır, bedenleriniz tamamen yerli yerindedir ,bacaklarınız , kollarınız , gözleriniz hep yerli yerindedir. Bacakları olmayan bir çocuk gelir , sizin yaşlarınızdadır ama size öyle bir bakar ki bir daha utanırsınız , evet ayaklarınız olduğu için utanırsınız. Sonra bir sonbahar yağmuru gelir , oradaki insanların üzerindeki tozları siler ve elbiseleri çamur içerisinde kalır . Siz şemsiyeniz elinde utanırsınız , evet şemsiyenizi açmaya utanırsınız , utanmalısınızda. Çoğumuz evlerimizde sıcak yataklarımızda uyurken unutur o insanları , bir filmden çıktığınızda mideniz bulanır , önünüze gelen yemeğe bakar ve beğenmeyiz. Ama ordakiler öyle değildir , en son ne zaman sıcak bir çorba içti bilinmez , en son ne zaman sinemaya gitti bilinmez. Ülkesi birilerinin botları altında ezilirken aklından geçen şey bunun ne zaman biteceğidir. Orada birileri (kim olduklarını biliyorsunuz) ordaki kadınlara ve küçük kızlara neler yapıyor bir bilseniz. İşte bu film tüm bunlara bir cevap niteliğinde. İnsanlığın (ki içimizde ve dünyada ne kadar kaldı bu konuda ciddi tereddütlerim var) yüzüne atılan sert bir tokat. Bu filmi bitirdikten sonra bir saat falan yerimden kalkamadım , inanın mideme bir sancı girdi ve kalkamadım yerimden. Dünyadaki en masum şeylerin başına gelenleri gördüğümde artık gücümün tamamının bittiğini hissettim , hayatta şikayet ettiğim şeylerin ne kadar önemsiz olduğunu gördüm . Sakın yanlış anlamayın , halinize şükredin demiyorum , bu a’lçaklık olurdu. Başkalarının acılarına bakarak kendi halinden hoşnut olanlar işte bunlar a’lçaklardır ve oradaki çocukların başına gelenlerin sağlayıcılarıdır. Bu filmi yapanların tamamına teşekkürü bir borç bilirim ve eklerim. İnanın hayatımın sonuna kadar unutmayacağım bu filmi. Agrin’i , Hengov’u ,Risa’yı,Satelitte’yi. Hiçbirinizi unutmayacağım. Yorumu başlangıç cümlesiyle paralel olan ve neredeyse aynı konuları işleyen Uçurtma Avcısı filminden bi replikle bitirmek istiyorum. Senin için bin tane olsa yine yakalarım
kesinlikle izlenmesi gereken bir film kürdlerin ve kürdistanın neler çektiklerini görmek değerlerimizi elde edebilmek ve onlara sahip çıkabilmek için iyi bir süzgeçten geçirilmesi gerek Rabbim başta çok acılar çeken kürdler olmak üzere hiçbir halkı başkasının esiri haline getirmesin bizleride bu durumlardan biran önce kurtarsın edi besé bındesti edi besé be wélati
son derece sıkıcı, basit ve amatörce bir film.düşmanım dahi izleyip zaman kaybetmesin.herkesin bildiği şeyler bu kadar mı seviyesiz anlatılır. o çocukların bu filmde oynamalarına acıdım, emeklerine yazık.
Ghobadi'nin filmin sonundaki notu her şeyi açıklamaya yetiyor aslında. Yine vurucu, sonuna kadar gerçek bir filme imza atmış. Hayatım boyu izlediğim filmler arasında çocuklardan oluşan bir kadrodan en fazla verim alanı. Ve inanın bana çok film izledim. Bahsedecek çok şey var aslında filme dair. Örneğin filmin adı. Bazılarına göre eski bir Kürt hikayesinden, bazılarına göre ise kaplumbağaların mayın toplama işinde kullanılmasından geliyor. Gerçek olan şey ise film boyunca önemli sahnelerde kaplumbağa ve sırtında taşıdığının (ki kendisinin hem evi hem de en büyük yükü) vurgusuna şahit oluyoruz. Savaşın dili, dini, ırkı yoktur. Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, aklımızın hayalimizin eremeyeceği biçimlerde etkiler orada bulunanları. Bizler gibi şanslı nesiller ise böyle olayları ve hikayeleri filmlerde, haberlerde, türkülerde görüp üzülüyoruz. Fakat ne yazık ki bazen bunları yaparken bile unutuyoruz, aslında hepsinin de bize ne kadar yakın ve dünyayı topyekun ilgilendiren meselelerin başında geldiğini. İnsanı derinden etkileyen, moralini bozan bir film. İzlenmesi gerek.
Savaşa karşıt filmler arasında yer alan, çok beğendiğim, düşündüren, mesajlar veren, çok güzel bir film ... 10 üzerinden 10 puan ...Yönetmen film ile ilgili yorumunda: Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum diyor.Evet bu filmde de savaşın masum sivil halka ve özellikle de masum çocuklara ne kadar da zarar verdiğini görüyoruz. Çocuklar küçük yaşlarda yaşıtlarıyla oyunlar oynayıp, okula gidecekken, hayatı tanıyacakken savaşın acımasız yüzü ile tanışıyorlar.Oyuncak yerine mayınlarla tanışıyorlar, park alanı ise mayın arazisi oluyor. Ve bu acı ve yokluk içinde yaşam, çocuklarda travmalara sebep oluyor hayatları boyunca ...Barışın değerini ve kıymetini bilmemiz gerekir. Çünkü savaşlarda mağdur olan kesim hep masum halklardır, çocuklardır. Savaşa ve silahlanmaya hayır !!!
Buğulu gözlerle izlemekten başka şansımız olmayan, değerli iran filmlerinden biri daha.. Kaplumbağalar da uçar, doğal oyunculukları ve derdini iyi anlatabilmiş yapısı ile duygu yüklü, kaliteli bir film.. Her anı mana dolu bu filmi, sinema aşıklarına şiddetle öneririm...
İnsanın yerini yurdunu sevmesini, sadık kalmasını sonuna kadar destekleyen bir film var ortada duygusal sahnelerde ağlatacak dereceye geliyorm film özellikle başrol ve yan karakterli 2-3 çocuğun filme etkisi büyük içinde büyük esprilerin de old. bir film
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.