aslında güzel film.ikinci dünya savaşıyla ilgili sayısız film izledik ama verhoeven bizi ülkesi hollandaya götürüyor bu sefer.oyuncular tek tek kendilerini adayarak kaliteli performanslar çıkarmışlar,öncelikle onu belirtmek gerek.filmin geneline baktığımızda da savaş,dram,entrika,macera gibi unsurların hepsi birden başarılı bir biçimde harmanlanmış denebilir,fakat kara kitapın biraz arka planda kalmasının sebepleri de var bence.yani çok konuşulan yazılan çizilen bir film değil kabul etmek gerekirse.örneğin filmin bazı yerlerinde bariz biçimde garipsediğiniz durumlar var,şaşırıyor bazen de yok artık diyorsunuz.her ne kadar inanılmaz boyutlarda olmasa da eğer dikkatli bir izleyiciyseniz bu ufak ayrıntılardan biraz rahatsız olmamanız mümkün değil.yani kısaca şöyle diyebiliriz ki;film bitince tam anlamıyla tatmin oldum demek biraz iyimserlik istiyor.uzun süresine karşın hiç sıkmasa bile dediğim gibi bazı küçük eksiklikleri nedeniyle verhoevenin filmi belki de uzun yıllar konuşulacak bir eser olmaktan çıkıyor.fakat tercih edip de izleyenleri de mutlu edeceğini düşünüyorum.ikinci dünya savaşına belki bir nebze farklı bir açıdan bakmak ilginç olabilir.akılda kalıcı sahneler de bayağı bir var.
Hollywood'ta çektiği meşhur (!) Temel İçgüdü filmden uzun yıllar sonra üstat Verhooven bu sefer kendi ülkesinde bir film çekti. Tabii Temel İçgüdü ile kıyasladığımızda Kara Kitap müthiş başarılı bir yapım. Ben filmin başında filmin ?Gerçek Olaylardan Esinlenmiştir? yazısını gördüğüm için bazı sinema eleştirmenlerin yaptığı gibi olayların gerçek ve hikayenin inandırıcı olup olmadığına dair yorumlarda kesinlikle bulunmayacağım, sonuçta zaman filmdeki bazı sahneler saçma ve inandırıcı gelmese de, bu olaylar yaşanmış. Ancak, filme baktığımızda çok başarılı bir film var, zaman zaman kendi kendime neden bu film Oscar'da en iyi yabancı film ödülü aday gösterilmedi dedim, belki ödül alacak kadar değil ama en azından aday olabilecek kadar başarılı bir film. Filmin en büyük artısı ise film asıl götüren Carice Van Houten müthiş bir oyun çıkartmış, Houten'ın bu rolüyle en azından bir festivalde ödül verilmeli.
Çok çok iyi bir film..Savaşlar,yapılan haksızlıklar,dönen dolaplar,yaşam mücadelesi veren bir genç kadın..Açık sahneler kısmına gelince bence de gereği yoktu bu filmde ama açık sahneler diye bahsettiğimiz toplam 5 dakika arkadaşlar tereddüte düşmeyin derim..Çünkü film bu birkaç sahnenin dışında gerçekten çok başarılı.Finali oldukça hoşuma gitti asıl..'Hayatta kalması gerekenler kaldı' 10/9
Robocop, gerçeğe çağrı gibi kült filmlerin ve showgirls, hollow man gibi gereksiz filmlerin yönetmeninden orta karar bir film. Asla bir klasik olamayacak ancak iyi çekilmiş, iyi oynanmış yer yer yönetmenin ustalığını ve cinselliği konuşturduğu bir film ?kara kitap?. Bir eleştiride ?ustanın geri dönüşü? denmiş bu film için ancak bu yaştan sonra geri dönse ne olur, dönmese ne olur dedirten bir film olmuş. Verhoeven'den geç kalmış bir film. Daha önce çekilmeliydi...
Filmin gerçek olaylardan esinlenmesi , öyküsünün veya kurgusunun gerçekçi olması muhakkak ayrı bir güzellik katıyor.Ancak filmi diğer 2. Dünya Savaşı filmlerine nazaran ( Piyanist, Kapıdaki Düşman, Schinlerin listesi, Çöküş v.b gibi) daha basit daha sıradan gördüm. Ayrıca filmde ruh ve duygu eksikliği vardı ve başrollerdeki Rachel/Ellisin bunu iyi yansıtamadığını düşünüyorum. Ama sonuçta izlenmeye değer ve arşivime kattım ...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.