Kim Ki Duk filmleri kimi sinemaseverlerce çok başarılı ve mükemmel bulunurken kimileri içinde anlamsız ve sade bulunabibilir. Ben ikinci gruptanım ve ilk gruptakileride anlayabiliyorum, saygı duyuyorum. Ama aşağıda bir arkadaşın yazdığı gibi bu filmi sevmemeyi sinemadan anlamamak gibi nitelendirmek çok yanlış. Bence Kim Ki Duk ülkemizdeki Nuri Bilge Ceyhan gibidir yani üslupları çok benzer. O da ''Uzak'' adlı filmiyle yanılmıyorsam 2003 yılında cannes'da büyük ödülü kapmıştı ama filmi izleyipte beğenmeyen bir sürü insan var. Kısacası herkesin fikrine saygı duymak lazım.
Cidden hoş bir filmdi. Aşk'ın değer yargılarının aslında ne olduğunu hiç konuşmadan yaşatarak bize anlattığı çok güzel bir film. Özellikle köpeğin sahibinin yanından ayrılmadan durduğu sahnede gözlerim doldu.
İşte karşımızda gerçek bir sanat eseri... Ki-duk Kim özgün bir sinemacı olduğunu bu filminde de kanıtlamış. Film dediğim gibi bambaşka diğer filmlere göre benzer bir tarafı yok. Konusu çok farklı, olay örgüsü ve filmin ilerleyişi de öyle. Film böyle çekilir dercesine bir film tabi beğenmediğim yönleri de yok değil. Beğenmedim yönleri ise filmde mantık hatalarının bulunması ve anlatılmak istenenin bazı kısımlarda anlatılamaması yani izleyicinin kafasında soru işareti bırakıyor. Tabii bunların dışında film bir harika. Film görsellik üzerine kurulmuş. Tamamıyla yönetmenin başarısına kalmış film. Yönetmen başarılı olmuş da.Bu kadar suskun bir film için bu sözler bile fazla diyorum, sadece izleyin. Şiir gibi bir film...'Yaşadığımız dünyanın gerçek mi yoksa düş mü olduğunu söylemek çok zor.'
Böyle zeki ve aykırı karakterleri seviyorum. Başroldaki karakterin hiç konuşmaması bu özelliğini adeta cilalamış. Özgün bir film. (KONU DIŞI: Bu benim izlediğim ilk Güney Kore filmi bişey farkettim Güney Koreliler öpüşmeyi bilmiyorlar, kıvranıp duruyorlar. :) )
Bin-JipYönetmen Kim Ki-Duk'a Venedik film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü getiren bir film var karşımızda Bin-Jip, Boş Ev.Bu ödül yönetmene Boş Ev'deki performansı sebebi ile mi yoksa genel olarak diğer filmlerindeki maharetlerinden dolayı mı uygun bulunmuş biliyorum.Boş Ev'de kendince bulduğu yöntem ile boş evlere girip, kalan sahipleri gelmeden ayrılan ve bu süre içinde evin bakımını yapan bir gencin merkezine aldığı filmiyle biraz aşka ve çoğunluklada son dönemlerin çok popüler konusu iletişimsizliğe vurgu yapılıyor. (bknz. İletişimsizlik bağlamında aşk, sevgi, şiddet, bilmemekten doğan iletişimsizlik ve açtığı yaralar için en iyi örnek: Babil filmi.)Girdiği bir evdeki kıza aşık olan ve onu kaçırması ile gelişen olaylar boyunca ana iki karakterin hiç konuşmaması (bir noktadan sonra oğlanın sağır olduğunu düşünebilirsiniz) filmin görsel yönlerine daha fazla odaklanmamızı sağlıyor. Bu noktada sunulan görsellik bir Uzakdoğu filmi için biraz yavan kaçıyor sanki..Film boyunca evlerini bırakıp bir nedenden dolayı tatile giden çiftlerin aslında bunu bir mutluluk ve zevk için değil evlerinde yaşadıkları ızdırapları ve mutsuzlukları geride bırakıp bir kurtuluş aramaya çalıştıkları için yaptıklarını anlıyoruz.Birlikte boş evlerde kalmaya devam ederek yaşamaya başlayan kız ve oğlan bu sürede daha da yakınlaşıyorlar. Yakalanmaları, gencin hapse kızın ise kocasına dönmesinden sonra adım adım finale giden filmde özellikle hapishane bölümleri ilgi çekici. Zaten baştan beri hayattan kopmak ve görünmez olmak isteyen bu sebepten boş evlerde hayalet gibi dolaşıp yaşayan gencin bu bölümde ruhsal olarak artık bazı düşüncelerini olgunlaştırdığı!! ve gitgide bedeninden sıyrılmaya başladığı dikkat çeken bölümler oluyor.Buna karşın hapisten çıktıktan sonra filmin başkarakterlerinden biri haline gelen golf toplarıyla intikamını alması, elindeki yetenekler ile insanların özel hayatına girmesi senaryonun en büyük çelişkileri. Diğer taraftan bunun bilinçli kullanılmış olması da muhtemel. Zamanımız şartlarında artık ideallerin ortaya konamayacağının ve kendi içinde çelişkili hayatların, artık olağan bir hale gelmiş olması da anlatıma katılmak istenmiş olabilir.Genel olarak görsel anlatıma ve oyuncuların performansına bağlı iyi bir senaryoya sahip ve mesajını anlatabilen bir film Boş Ev. Yinede görsel öğelerin tam işlenemediği ile ilgili bir sıkıntı var. Filmin sonunda Geldik mi? sorusunu sorabilirsiniz.Son olarak; Natasha Atlas'lı Habibi ise filmin en güzel yanlarından.
film çok abartılacak kadar iyi olmasa da uzakdoğu ülkeleri aşk filmi de yapabileceğinin bir ispatı. Yıllardır vurdulu kırdılı işkenceli japon filmlerinden sonra bir insana nasıl aşık olunur sorusunun cevabını bu filmde veriyor. Aşk için neleri feda ederiz. Aşkın gözü kör müdür gibi soruları sorduruyor. Yönetmen her sahnesinde sevginin bir anlamı göstermektir. Oyuncuların başarısıda artı puan hanesinde. Wong Kar Wai den sonra en iyi yönetmenlerden biri olmuştur Kim Ki-Duk.
Öyle bir filmki izledikten sonra tatlı bir tebessüm yerleşiyor yüzünüze,bir yandan da hafif bir burukluk hissediyorsunuz.Daha önce aşk diye bildiğiniz yıpratıcı olan herşeyin anlamı yeniden vücut buluyor içinizde. Aşkın,sadeliğini,hafifliğini ve bizlere kattığı gücü görüyorsunuz bu filmde.Kısacası su gibi duru,eşsiz ve güzel bir film 'Bin Jip'.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.